15 Aralık 2022 Perşembe

 

MEŞHUR KÖR AGOP

MEYHANESİ

                                             Agop

Yaşar Kemal :'Deniz Küstü' romanında "Kör Agop, bu dünyaya şu pezevenklere salt balık pişirmeye, içki sunmaya gelmemiştir. O sohbete, sıcaklığa, dostluğa gelmiştir. Eğerkim dostluk yoksa, çekiver şu dünyanın kuyruğunu gitsin..."

Suavi-Agop'un Meyhanesi

                                                    Süavi

     Bir zamanlar İstanbul'da meşhur bir Agop varmış. Kadehlerden derman satar, kederden meze yaparmış. Ufacık bir dükkan, İki masa ,dört tabure Agop'un meyhanesinde. Dostlar birlikte. Meyhane ilham olmuş isimsiz ozanlara. Ne şiirler yazılmış kırık tahta masalara. Agop kır şu plağı çal bizim şarkılardan. Şerefine kederlerin her şey feda bu candan.. Ufacık bir dükkan, İki masa dört tabure. Agop'un meyhanesinde Dostlar birlikte. Bir gün meyhanecinin bükülmüş o dizleri. Yaşlı yüzünde yılların çizgi çizgi izleri. Düşmüş yere bizim Agop, yaşlar akmış gözünden. Agop'un son sözü bütün içkiler benden.. Ufacık bir dükkan, İki masa dört tabure Agop'un meyhanesinde Dostlar birlikte..

Yervant Şalvarcıoğlu (Baylan Pastahane sahibi)

                                              Yervant Şalvarcıoğlu

      Kör Agop Restaurant, olarak da anılan Kör Agop'un Meyhanesi Kumkapı'da bulunuyor. Meyhanenin ünlü müdavimleri arasında ise; Hrant Dink, Mehmet Ali Birand ve gibi isimler bulunuyordu.

Ünlü şarkıcı Suavi'nin de "Agop'un Meyhanesi" adını taşıyan bir eseri var.

               1938'DEN BU YANA KUMKAPI'DA

          Dedesi "Kör Agop"tan devraldığı meyhanesi işletmeye devam eden Daniel İnciyan mekanı şöyle anlatıyor;

Dedem Kör Agop 1938 yılında ilk meyhanesini açmadan önce babası ve dedesi gibi balıkçılık yapar, karaya her çıktığında soluğu meyhanede alırdı. Rakıya ve balığa düşkünlüğü ile tanınan Agop artık dışarda içki içmenin pahalı olması nedeiyle ilk meyhanesini Kumkapı sahilinde üç dört tane tahta masa ve taştan yaptığı soğuk su havuzuyla derme çatma bir şekilde açtı. O yıllarda buzdolabı olmadığı için tuttuğu balıkların yanına domatesini salatalığını ve illa ki rakısını havuzun içine atarak soğuturdu. Zaman içinde bu ufacık meyhane akşamcıların uğrak yeri olunca eşi Marta ile beraber daha büyük bir yere geçme ihtiyacı hissettiler. Adı bile olmayan bu ilk meyhanenin ardından yine Kumkapı sahilinde o zamanki iskele kazıklarının üzerindeki ikinci meyhanelerini kurdular.

Agop ve Marta 1938 yılından itibaren 43 yıl boyunca tam 16 farklı dükkanda her gece misafirlerini ağırladı. Yetmişli yılların sonunda ise kendi gibi meyhaneci olmasını istemediği için Fransa’daki akrabalarının yanına gönderdikleri oğlu Hayko’nun ani bir kararla geri dönmesiyle bütün aile meyhanede çalışmaya başladı. 1981 yılında Kumkapı’da bugünkü son yerine taşındı Kör Agop. Son adreslerine kadar çok dükkan değiştiren Agop’un en büyük hayali yüksek tavanlı ferah bir dükkandı. Kumkapı’daki eski Fransız gümrük binası o dönem Yordan ve Argiri’nin bakkal dükkanıydı. Agop, dükkanı onlardan satın alıp meyhaneye çevrdi ve bir Kumkapi yakın kültür mirası böylece iyice sağlamlaşmış oldu. Kör Agop ilerleyen yaşı ve rahatsızlığı nedeniyle meyhanenin sadece alt katının açılışını getirildiği tekerlekli sandalyesinde görebildi ve yıllarca hayalini kurduğu dükkanda bir kadeh rakı içemeden 1982 yılında hayata gözlerini yumdu.

         69 yaşında bu dünyadan gittiğinde ardında hayalini kurduğu meyhanesini, ismini ve bir kültürü bıraktı dedem Kör Agop..

      Kör Agop’un bir de vasiyeti vardı: mezarının başında saz çalınsın, rakı içilsin. Babasının kaybetmeden önce zaten işleri çoktan devralan oğlu Hayko bir gün babasının vasiyetini aynen yerine de getiriyor. Balıklı Ermeni Mezarlığındaki mezarın başında sazlar çalınıyor rakılar içiliyor Agop’un canına.

      1978 yılından 1994 yılına kadar Hayko babasından aldığı bayrağı taşıyor. Babası gibi o da içkiye ve müziğe düşkün. O yıllara kadar plaktan dinlenilen müzik yerini Hayko’nun döneminde canlı sazlara bırakıyor ve Kumkapı’daki meyhane artık son şeklini alıyor.

1994 yılında Hayko’nun zamansız vefatının ardından bu sefer de görevi Agop, Marta ve Hayko’nun devam ettirdiği kültürle yoğrulmuş üçüncü kuşak devralıyor.

Meyhane bir kültür işi. Denizden çıkan balıkla şişedeki rakıyı sohbetinize katıp servis edersiniz. Marta’nın seksen sene once yaptığı balık çorbasını masaya koyar .

69 yaşında ölümünden sonra Kör Agop'un masalarından kimler geçmedi ki; Yaşar Kemal, Zeki Müren, İslam Çupi, Ali Şen, Müzeyyen Senar ilk akla gelen isimlerdi...

Ne diyordu Yaşar Kemal 'Deniz Küstü' romanında "Kör Agop, bu dünyaya şu pezevenklere salt balık pişirmeye, içki sunmaya gelmemiştir. O sohbete, sıcaklığa, dostluğa gelmiştir. Eğerkim dostluk yoksa, çekiver şu dünyanın kuyruğunu gitsin..."




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder