Bu tufandan
güvercin,
yalnızca güvercin
bir kez daha kurtulsun isterim.
Batıp gitmiştim bu denizde!
Ötelere uçmasaydı,
uçup da getirmeseydi
en son saatte o yaprağı.
Yalçın Çilinger’in notu:Biliyorum,biliyoruz şiirin çevirmezliğini…Yine de okuyup severiz yabancı dilde yazılan şiirleri…Şiirsellik kaybolup sadece mana kalsa da.İşte bir örnek. I.Bachman’ın “Dar Zaman” şiir kitabından
________________________________________
6 Şubat 2011 Pazar
5 Şubat 2011 Cumartesi
MARANGOZ KUŞAKOV - DANİEL KHARMS
“Bir zamanlar bir marangoz vardı. Adı Kuşakov’du. Bir gün tutkal almak için evinden çıktı. Don vardı, sokaklar çok kaygandı.
Marangoz birkaç adım attı atmadı, kayıp yere düştü ve alnını yardı.
-Ah! diye bağırdı marangoz; kalktı, eczaneye gitti, bir yara bandı alıp alnına yapıştırdı.
Ama sokağa çıktığında yine kaydı düştü ve burnunu kırdı.
-Oh! diye bağırdı marangoz; kalktı eczaneye gitti, bir yara bandı alıp burnuna yapıştırdı.
Sonra yeniden sokağa çıktı, yeniden kaydı, düşüp yanağını parçaladı.
Bir kez daha eczaneye gitti ve yanağına bir yara bandı yapıştırdı.
-E anlaşılan, dedi eczacı marangoza, öyle sık düşüp yaralanıyorsun ki, hazır gelmişken yara bantlarını topluca almanı tavsiye ederim.
-Olmaz, dedi marangoz. Bir daha düşmeyeceğim!
Ama sokağa çıkar çıkmaz yine kaydı,düşüp çenesini kırdı.
-Hay buz belası! diye haykırdı marangoz ve yine eczaneye koştu.
-Bak, görüyor musun, dedi eczacı. İşte çıkıp yine düştün.
-Hiç de bile! diye bağırdı marangoz. Bir söz daha duymak istemiyorum. Bana bir yara bandı ver, çabuk ol!
Eczacı yara bandını uzattı, marangoz çenesine yapıştırıp eve koştu.
Ama kapıya geldiğinde onu tanımadılar ve eve almadılar.
-Ben marangoz Kuşakov! diye haykırdı marangoz.
-Yok canım, daha neler! cevabı geldi içerden. Kapıyı sıkıca kapayıp içerden kilitleyip bir de zincirlediler.
Marangoz Kuşakov bir süre merdivenlerde bekledi, sonra yere tükürüp sokağa çıktı.”
(Yıldırım Türker’den Naklen, 5 şubat Radikal)
Marangoz birkaç adım attı atmadı, kayıp yere düştü ve alnını yardı.
-Ah! diye bağırdı marangoz; kalktı, eczaneye gitti, bir yara bandı alıp alnına yapıştırdı.
Ama sokağa çıktığında yine kaydı düştü ve burnunu kırdı.
-Oh! diye bağırdı marangoz; kalktı eczaneye gitti, bir yara bandı alıp burnuna yapıştırdı.
Sonra yeniden sokağa çıktı, yeniden kaydı, düşüp yanağını parçaladı.
Bir kez daha eczaneye gitti ve yanağına bir yara bandı yapıştırdı.
-E anlaşılan, dedi eczacı marangoza, öyle sık düşüp yaralanıyorsun ki, hazır gelmişken yara bantlarını topluca almanı tavsiye ederim.
-Olmaz, dedi marangoz. Bir daha düşmeyeceğim!
Ama sokağa çıkar çıkmaz yine kaydı,düşüp çenesini kırdı.
-Hay buz belası! diye haykırdı marangoz ve yine eczaneye koştu.
-Bak, görüyor musun, dedi eczacı. İşte çıkıp yine düştün.
-Hiç de bile! diye bağırdı marangoz. Bir söz daha duymak istemiyorum. Bana bir yara bandı ver, çabuk ol!
Eczacı yara bandını uzattı, marangoz çenesine yapıştırıp eve koştu.
Ama kapıya geldiğinde onu tanımadılar ve eve almadılar.
-Ben marangoz Kuşakov! diye haykırdı marangoz.
-Yok canım, daha neler! cevabı geldi içerden. Kapıyı sıkıca kapayıp içerden kilitleyip bir de zincirlediler.
Marangoz Kuşakov bir süre merdivenlerde bekledi, sonra yere tükürüp sokağa çıktı.”
(Yıldırım Türker’den Naklen, 5 şubat Radikal)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)