12 yıllık bir hıçkırık...
Aydın Engin – T24
Sen çekip gideli 12 yıl, 12 uzun yıl geçmiş. Oysa o gün, o uğursuz gün benim ve bir çoğumuzun belleğinde daha dün gibi canlı ve yakıcı. O gün, o uğursuz akşamüstü boğazlarımızda düğümlenen hıçkırık, o gün bugündür hep aynı hıçkırık.
12 yıldır ilk kez sana "Yat yattığın yerde. Buraları berbat, buraları boğucu, buraları amansız" diyeceğim.
Bırakıp gittiğindeki arkadaşların,
meslektaşların çoğunun soluk alıp verebiliyor. (Şimdi "İnternet medyası
da ne" diye sordun, biliyorum. Senin zamanında yoktu. Şimdi uzun
sürer; başka bir gün uzun uzun anlatırım.)
Tanıdıklardan epey arkadaş içeride.
Silivri'de kocaman bir cezaevi açıldı. Orada volta atıyorlar. Biliyor musun,
şimdi aramızda olaydın büyük olasılıkla sen de F tipi bir hapishanede volta
atıyor olacaktın. Dedim a, yat yattığın yerde...
Ancak şunu da bil. Dışarısı
içerisinden çok farklı değil. Dört duvarı olmayan kocaman bir hapishanede
yaşıyoruz. AKP'nin Reisi gazeteci satın almak gibi zahmetli bir yoldan
vazgeçti. Onun yerine hemen hemen tüm medyayı satın aldı. Belli başlı
gazeteler, TV kanalları artık sadece Reis'in ve AKP'nin düdüğünü çalıp borusu
öttürüyorlar. Hani epey eskilerde Fransız bir reklamcının ünlü kitabı vardı:
"Anneme reklamcı olduğumu söylemeyin; o beni genelevde piyanist sanıyor".
Bugünlerde bizim meslektaşların fırlama zekası o kitabın adına nazire
yapıyorlar: "Anneme havuz medyasında gazeteci olduğumu söylemeyin, o beni..."
Agos mu ?
Korkma. O sapasağlam... Şimdilerde
başında Yeto var. Yeto'yu bildin değil mi? Yetvart Danzigyan. Ekip de epey değişti. Huysuz Sarkis (Seropyan) zaten
senin ardından çok beklememiş, çekip gitmişti. Gazetenin mutfağında kızlı
oğlanlı gencecik çocuklar var. Kimi Ermeni, kimi Türk.
Laf aramızda senin zamanından daha
iyi bir Agos çıkarıyorlar. Ama merak etme, bunu onlara söylemiyorum ve asla
söylemeyeceğim. Her zaman dudağımın kenarına bir "beğenmezlik gülücüğü"
yerleştirip konuşuyorum Yeto ile...* * *
Hani sen buralarda iken Türkiye'yi
AB'ye sokmak için kapıları zorlayan, "Bizi almazlarsa Kopenhag
kriterlerinin adını değiştirir, Ankara kriterleri yapar yolumuza devam ederiz"
diyen AKP Reisi vardı ya...
Hani Diyarbakır'a gidip "Biz
milliyetçiliği ayaklarımızın altına aldık" diye gürleyen AKP Reisi
vardı ya...
Hani Ermenistan'la diplomatik
ilişkiler kuracağını ilan eden, 1915'le yüzleşileceğini söyleyen AKP Reisi
vardı ya…
Hani "Komşularla sıfır sorun"
diye kostaklanan AKP Sen çekip gideli 12 yıl, 12 uzun yıl geçmiş. Oysa o gün, o
uğursuz gün benim ve bir çoğumuzun belleğinde daha dün gibi canlı ve yakıcı. O
gün, o uğursuz akşamüstü boğazlarımızda düğümlenen hıçkırık, o gün bugündür hep
aynı hıçkırık. S
Biliyorsun, 11 yıldır her 19 Ocak'ta
sana mektup yazıyorum. Hepsine cevap veriyorsun. Ben biliyorum. Sadece okurlar
bilmiyor.
12 yıldır ilk kez sana "Yat
yattığın Reisi vardı ya...
Hani senin eve taziyeye gelip Rakel'e "Bu cinayetin
Ankara labirentlerinde kaybolmasına asla müsaade etmeyeceğiz" diyen
AKP Reisi vardı ya…
Hah işte, artık o AKP ve onun Reis'i
yok.Belki hiç olmadı da
kendini öyleymiş gibi gösterdi, bilemem.
Bildiğim, o artık kesinlikle yok.
Artık AB ile ticarete alışverişe her
zamanki gibi gönüllü ama AB'nin demokrasi standartlarına kesinlikle sırt
çevirmiş bir AKP ve onun Reis'i var.
Artık Türk milliyetçiliğini
ayaklarının altına alan değil, başının tacı yapan, Kürtlere savaş açan ve
bununla öğünen bir AKP ve onun Reis'i var.
Artık bırak 1915 ile yüzleşmeyi,
İttihat Terakki zihniyetinin ve ideolojisinin bugünkü temsilcileri ile kolkola
girmiş, omuz omuza vermiş bir AKP ve onun Reis'i var.
Artık iyi dostluk ilişkileri
sürdürülen komşu sayısını neredeyse sıfıra indirmiş bir AKP ve onun Reis'i var.
12 yıl önce sana pusu kurup,
arkandan sinsice yaklaşıp ensene mermi sıkan tetikçi ve suç ortaklarını
önlemeyen, özendiren, destekleyen, koruyup kollayanları Ankara labirentlerinde
kaybetmeyi hünerle başarmış bir AKP ve onun Reis'i var.
Zaten bildiklerini, bilmesen bile
şaşmaz bir isabetle tahmin ettiklerini sana anlattım.
Boşver. Yat yattığın yerde.
Biz bugün 12 yıldır olduğu gibi
öğleden sonra yine AGOS'un önünde toplanacağız.
Boğazlarımızda düğümlenmiş 12 yıllık
bir hıçkırık ve yüreklerimizde dinmeyen sızı ile...
* * *
Şey...
Seni özledim.
Karakışın tam ortasındayız. Sarkis'i
de alıp bir vapura atlayıp yine Kınalı'ya gitsek mi? Camları buğulanmış, içi
görünmeyen meyhanede rakı içsek mi?
Scrkis masadaki mezelerden "topik"i
beğenmese, "Kıvamını tutturamamışlar" diye homurdansa, biz
sırf onu kızdırmak için "Topik nefis olmuş" diye bastırsak; sonra hep
birlikte sebepsiz yere kahkahalar atsak. Gözlerden yaş gelmecesine gülsek,
gülsek, gülsek...
Seni de, Sarkis'i de özledim...
