ROBOSKİLİ ERKAN* - İbrahim Şen
a
dım erkan o iki yaşındayım
anamın adı reyhan
babamın adı Mehmet
kor mamo derler babama
karşı köyde devlete bırakmış gözlerini
tek katlı kerpiç yalnızlıktır evimiz
katırların kişnemesi müjdeler birinin geldiğini
eşiğimizin sadık dertsizleridir köpeklerimiz
ahır buğusunda unuturuz kan ayazı
tek defterde dört derstir okulumuz
emmioğullarım en kalın paltosuyla / at sırtına biner
bazı geceler
heybede bidonları olur
bazı gecelerde duvardaki silahıyla uzarlar karanlığa
gün ışır ışımaz anam kapı sesine irkilir
anladım ki
anam yalnız kapı sesine değil kurşun seslerine de
irkilirmiş
noksanlı gecelerde
yorganın altında tükenen ev ödevleri
babama okunan renkli çocukluk gözleri
ve bize ödül olan büyük kentimiz luna parkımız
televizyon
uçak seslerinden korkan kardeşlerimin ağlamaları da
keserdi televizyon seslerini
sağır ederek uçardı uçaklar
büyük kentler ayrı konuşurdu / anam ayrı
sabahları öğretmenimin Kütahya Türkçesini taklit eder
güldürürdüm babası ölen arkadaşlarımı
anam lokumu dürüm etimi zenginlerdim
beslenmemde
okulda anamı geceleri de kaçağa gidenleri özleyen
ben
ben erken bitirdim ilkokulu
ben gitsem de yoksulluğun sınır ötesine
at’a ilk defa altı yaşında dayımın düğününde bindim
yedi renklerle süslenmişti, at
nasılda bacaklıdır atlarımız geme gelmez
sırtlarında kaçak
yüzlerinde geçimlerimizi taşırlar
rahvana bile uzun havada durur
gamlıdırlar
atlardan korkmadım uçaklardan korktuğum kadar
sesleri
dersleri dizileri bölerdi hep
babam kör
anam tüm jandarmalara dilsiz
ben on üç yaşındayım
büyüdüm
taziyelere ve düğünlere gittiğimiz kazaya inecektim
okuyup uçak mühendisi olacaktım
kardeşlerimi ağlatmayan dizileri kesmeyen
sessiz uçaklar yapacaktım
olmadı futbolcu olacaktım
çaresizlik bağlıyordu asfalt görmeyen ayakkabılarımı
oysa ne kadar isterdim bisiklet pedalı çevirmeyi
hep televizyonlarda izlerdik bisiklete binen şortlu
çocukları
ben erkan roboskinin kuran okumuş çocuğuyum
dua almışım anamdan da
cebimde de elli lira katır kirası
büyümüş kocaman adam olmuştum
içim içime sığmıyordu yarın ilk paramı kazanacaktım
belli mi olur meşin bir top bile alabilirim
biraz daha kazanırsam
bira daha büyürsem babam karanlıktan çıksın
istiyorum
uzayan bir gecem var
ürpertilerimle gün ışıyor
öğlende yoksul etekli şu bayırda düşeceğiz yollara
bir kazanca gideceğim
bidonlardan biraz uzunum
kahırlanıyorum “küçüktür gitmesin” diyenlere
kırk katır kırk bağırtı
toplandık meydana
katırların nefesleriyle ısınan o küçük meydan
nasıl da kocaman atlas oluverdi bana
örmelerle sağlama alındı hurçlar
dizildik sıra sıra
paldır küldür döküldük patikaya
büyüklerimiz bir selam çaktı karakola
ilk türkülerimiz karşıladı sıfır noktasını
karşıladılar bizi
türküleri türkülerimiz gibiydi
dilleri dillerimiz gibi
bıyıkları elleri yüzleri
ıslıkları bizim gibiydi
her şeyleri bizim gibiydi
karşılayanların
petrol karasıyla
doldurduk bidonları
kalbim pıt pıt
hava kararmaya başlasa da
ilk kazancın aydınlığıyla
dolanıyordu elim ayağım
katırlara sardığımız örmelere
omuzlarım dimdik yüzümde gülücükler
anamın eli değmiş yarım dürüm duruyor çıkınımda
bir kazançla dönüyorum
yoksulluğun bölüşüldüğü evime
benim de yolumu bekleyenlerim var artık
hayallerimle biraz diniyor içimin titremesi
düşüyoruz yola
herkeste ama herkeste katırlarda bile
soğuk bir suskunluk
iniyoruz dönüşün sıfır noktasına
ne de güzel görünüyor köylerin ışıkları
uçaklar bölüyor suskunluğu
uçaklardan düşen bir iki ışık yakınımızı aydınlatıyor
o sağır eden ses üstümüze üstümüze geliyor
mahşer gümbürtüsüyle çıldırıyor katırlar
bağrış çağrış
ve kaçışmalar
korkudan dizlerim tutmuyor
parçalanıyor taşlar
bağırtılardan duyuyorum bombalanıyormuşuz
dağ taş çığlık
kardeşlerim anam babam
ve gözümün önünde tüm on üç yıl
korkudan unuttum tüm duaları
kocaman bir taş girdi göğsüme ana
üstüme kazancım olacak mazot akıyor
elim bacağım kopmuş yanıyorum ana
sınırın en küçük kaçakçısı
şimdi en büyük teröristi
ben erkan
roboskili erken on üç yaşındayım
hala bombalar yağıyor üzerimize
ölüyorum ana
dağdan taştan benden kalanları toplayıp
battaniye sıcağına saracaklar
hepimizi üst üste atıp
bir römorkla sana getirecekler
bakalım tanıyacak mısın beni
ben
ben oğlun erkan
kopmamış avcumda iki küçük taş parçası var
ilk kazancımdan parça parça çoğalarak döndüm ana
artık bize hiç unutulmayacak bir fakirlik bıraktılar
sesimizde ağıtlarımızda yuvarlanır gider şu bayırda
*Kumsarısı;İbrahim Şen,Şiir,Fırat Yayınevi