KEMAL YALÇIN’IN SÜRYANİLER VE SEYFO
KİTABI
Birinci Kitap: Hayatla
Ölüm Arasında
İkinci Kitap
: Yeniden Varoluş
Üçüncü Kitap: Kalbim
Turabdin’de Kaldı
“Yüzyılımızın
büyük acısı, insanlığın yüz karası SEYFO’da, AĞET’te, katliamlarda, kırımlarda,
soykırım sırasında katledilmiş, öldürülmüş, hayatını kaybetmiş Ermenilerin,
Süryanilerin ve tüm Hıristiyanların anıları önünde saygıyla eğiliyor; sizlerin
acılarınızı kendi acılarım kabul ediyorum“
Kemal Yalçın
Ben
kitaplarımı, kendi vicdanıma karşı görevlerimi yapabilmek ve bilgimin sınırları
içinde bulduğum hakikatleri okuyucularımla paylaşabilmek için yazdım.
Bugüne kadar
yazdığım on belgesel romanımda, son yüz yılda, Anadolu halklarının, Rumların,
Ermenilerin, Lazların, Arapların, Kürtlerin, Zazaların, Türklerin, Alevilerin,
Kızılbaşların, Süryanilerin, Nasturilerin, Keldanilerin başlarına gelen büyük
felâketleri, soyları kurutulan, ocakları söndürülen insanların yaşadıkları
büyük acıları anlatmaya çalıştım.
Yazıp
yayınladığım yaklaşık 5000 sayfada anlattıklarım, Süryanilerin, Ermenilerin,
diğer Hıristiyanların ve erdemli, dürüst, vicdan sahibi Türklerin, Kürtlerin,
Müslümanların gözyaşlarıyla dolmuş olan acılar okyanusunun sadece birkaç
damlasıdır!
Bana
kalbini, içindeki dünyayı, hatıralarını açan insanlardan birçoğu bu dünyadan
göçüp gittiler! Hepsini saygıyla anıyorum! Nur içinde yatsınlar! Onlar artık
düşünceleri, duyguları, sözleriyle bu kitabın içinde ve kalbimizde
yaşayacaklar!
Tek meyveyle
bahçe olmaz!
Bir ülkede
ne kadar çok, ne kadar çeşitli dil, din, ırk, kültür varsa, o kadar büyük
zenginliktir bu. Farklılıklara saygı gösterilebilseydi; insanlar, halklar,
milletler barış ve huzur içinde yaşayabilseydi bugünkü Anadolu, bugünkü Türkiye
daha mutlu, daha refah, daha özgür ve daha demokratik bir ülke olabilirdi.
Geçmişimiz,
bugünün önsözüdür.
Kişisel ve
toplumsal geçmişimizi önyargısız, önkoşulsuz bir anlayışla; özgür düşünce ve
temiz bir vicdanla ele alıp inceleyebilirsek; bugünümüzü daha nesnel
anlayabilir, kişisel, toplumsal ruhumuzu ve vicdanımızı sağlığa kavuşturabilir
ve yarınlarımızı daha adaletli, daha özgür, daha barışçı temeller üzerinde
kurabiliriz.
Din,
toplumsal bir gerçekliktir.
İnanma
fenomeni, insanın varlık şartlarından birisidir.
Seyfo ve
Ağet sırasında, katliamlarda, kırımlarda ve soykırım sürecinde erdemli, dürüst,
vicdan sahibi birçok Türk, Kürt, Müslüman, cezasının ölüm olduğunu bile bile,
ölüme giden Hıristiyanlara yardımcı olmaya, ölümden kurtarmaya çalışmıştır. Bu
insanlardan bazıları cezalandırılmış, öldürülmüştür.
Birinci Dünya Savaşı’nın başlangıcından ve
Osmanlı Şeyhülislamı Hayri Efendi’nin Almanya’nın ve Osmanlı İmparatorluğu’nun
müttefiki olmayan tüm Hıristiyanlara karşı Cihad-ı Ekber fetvasını vermesinin
üzerinden tam yüz yıl geçti. Müslümanlar bu fetvaya göre Hıristiyanlara karşı
kışkırtılmıştı. 1914-1915 yıllarında Osmanlı İmparatorluğu’nda yapılmış
katliamlar, zulümler, barbarlıklar, soygunlar, kız kadın kaçırmalar, zorla din
değiştirmeler gibi insanlığa karşı işlenmiş olan suçlar Cihad-ı Ekber
fetvasında yerini bulmuş, kışkırtılmış, aldatılmış, vicdanları kirletilmiş,
gözlerini kan bürümüş birçok Müslüman
tarafından “Sevaba girme, Cennet’e gitme düşünce ve inancıyla” bilerek ve
isteyerek işlenmişti.
1914’den bu
yana geçen yüz yıl içinde, dünyanın çeşitli yerlerinde, farklı ülkelerin
ulemaları, din önderleri tarafından birçok kez Hıristiyanlara karşı cihad ilan
edildi. Din uğruna çok kan akıtıldı. Son 30-40 yıl içinde Afganistan’da,
Pakistan’da, Orta Doğu ülkelerinde, Afrika’da ve Türkiye’de bazı silahlı
Müslüman örgütleri, “Allah adına” kendisi gibi düşünmeyen din kardeşlerinin ve
Hıristiyanların kanlarını akıtmaya, canlarını almaya devam etti ve etmeye devam
ediyor. Şeyhülislam Hayri Efendi ve daha sonra cihad ilan edenler, fetvalarını
Kur’an’daki bazı ayetlere, Şeriat kanunlarına ve uygulamalarına
dayandırmışlardı.
2014 yılında
bunun en tipik, en barbar, saldırgan örneği Irak- Şam İslam Devleti (IŞİD) adlı
silahlı örgüttür. Irak’ta, Suriye’de fetva veriyor, cihad ilan ediyor.
Kendisinden olmayan herkese, Kürt, Arap, Türkmen, Müslüman-Hıristiyan ayrımı
yapmadan kan kusturuyor. Ezidileri, Süryanileri, Keldanileri ve tüm Hıristiyanları
öldürüyor, din değiştirmeye zorluyor. Ezidi kadın ve kızlarını ganimet olarak
kaçırıyor. Yüz yıl önceki kafa, aynı kalmış, hatta daha da kinlenmiş ve
barbarlaşmıştır.
Düşünceme
göre Allah, yani Tanrı sevgidir.
Allah adına,
kimse kimsenin canını almamalıdır.
Eğer bir
insan Allah’a karşı bir günah işlemişse, bunun cezasını Allah kendisi
vermelidir.
İnsanlığın
günümüzde ulaştığı bilgi birikimi, tarihi ve toplumsal tecrübeler çerçevesinde,
her insanın inandığı din ve içindeki inanç, kendine göre en doğru ve en
güzeldir. Bu anlamda bütün dinler eşittir. Bir din, diğer bir dini
kötülememeli, farklı inançtan olan insanlara karşı saygı ve sevgiyi hayata
geçirmeye yardımcı olmalıdır. Allah adına, kimse kimsenin canını almamalıdır.
Ancak bu anlayışla bir dinin ulviyeti, inananların ruh dinginliği artabilir.
İnsan
hakları evrenseldir. Hiçbir kayıt ve şarta bağlanamaz.
Kimse
kimsenin yaşama hakkını, milliyetine, inancına, diline, dinine, dünya görüşüne,
yaşama tarzına, siyasal düşüncelerine dayanarak elinden alamaz. Eğer aldıysa
veya almaya devam ediyorsa insanlık suçu işlemiş sayılır.
İnsanlığa
karşı işlenmiş suçların zaman aşımı yoktur.
İnsanlık,
kendisine karşı işlenmiş suçların hesabını er veya geç, bir gün sorar. İnsanlık
suçlarını işlemiş olanlar, bu suçlarını kabul edip, hesabını verirlerse
insanlık karşısında şeref ve saygınlıkları artar.
Bugüne kadar
elde ettiğim bilgilere, kitaplarımda anlattığım olaylara ve dile getirdiğim
gerçeklere dayanarak ve bunları gerekçe kabul ederek sizlere seslenmek
istiyorum:
Sevgili
Kardeşlerim,
Yüzyılımızın
büyük acısı, insanlığın yüz karası SEYFO’da, AĞET’te, katliamlarda, kırımlarda,
soykırım sırasında katledilmiş, öldürülmüş, hayatını kaybetmiş Ermenilerin,
Süryanilerin ve tüm Hıristiyanların anıları önünde saygıyla eğiliyor; sizlerin
acılarınızı kendi acılarım kabul ediyorum.
Sünni
Müslüman bir aileden gelen, dedesi hoca, anası babası hacı olan bir Türk yazarı
olarak, kendi adıma, sizlerden ve insanlıktan özür diliyorum.
Ayrıca bu
büyük felâket sırasında Ermeni, Süryani, Hıristiyan insanlarla kader birliği
etmiş, ölümü göze alarak onları katliamdan kurtarmaya çalışmış; bu yüzden
ölmüş, öldürülmüş, hayatını kaybetmiş erdemli Türkleri, Kürtleri ve tüm
Müslümanları saygıyla anıyor; onların acılarını da kendi acılarım kabul
ediyorum.
İnsanlığın
yüzkarası bu büyük felâkete neden olanlara, ocakların söndürülmesini, soyların
kurutulmasını planlayıp uygulayanlara lânet olsun!
Sevgiyi,
dostluğu ve barış kültürünü canlandırmak, büyük acımızı unutmamak ve bir daha
böyle acıları yaşamamak için yüreğimi ve kitaplarımı sizlere sunuyorum.
Bu dünya ve
bu Türkiye sizlerle birlikte daha güzel!
İyi ki
varsınız!
Saygı ve
sevgilerimle…
Extertal, 14 Nisan 2014 Kemal Yalçın
KİTAP
HAKKINDA
Türkiye’deki
okul ve öğretmenlik hayatımda Ermenilerin adını “olumsuz” anlamda duymuştum.
Fakat Süryanilerin, Nasturilerin, Keldanilerin, Ezidilerin isimlerini bile
duymamıştım.
Almanya’da,
1994’den itibaren Ermeni Meselesi’ni araştırmaya başlamıştım. 2002’den itibaren
Süryanileri; Mardin, Midyat, Nusaybin, Hazak, Hasankeyf, Batman Bölgesi’ni
kapsayan, Süryanilerin anayurdu olan TURABDİN’i ve Süryanicede “Kılıç” anlamına
gelen SEYFO’yu araştırmaya ve yazmaya başladım. SÜRYANİLER ve SEYFO başlıklı bu üçlemede yazdıklarım Süryanilerin,
Ermenilerin, diğer Hıristiyanların ve erdemli, dürüst, vicdan sahibi Türklerin,
Kürtlerin, Müslümanların gözyaşlarıyla dolmuş olan acılar okyanusunun sadece
birkaç damlasıdır!
Sünnî-Müslüman
bir aileden gelen, dedesi hoca, anası babası hacı olan bir Türk yazarı olarak
benim amacım; Türkiye’de, Turabdin’de ve dünyada barış kültürünün
gelişebilmesi, adaletli, huzurlu, demokratik bir hayatın kurulabilmesi için
bilgilerimi ve duygularımı sizlerle paylaşmak ve birlikte düşünebilmektir.
Bu amaçla
kitaplarımı sizlere sunuyorum.
Süryaniler ve Seyfo üç kitaptan meydana gelmektedir:
Birinci
kitap: Hayatla Ölüm Arasında, 624
sayfa.
Seyfo
öncesini ve Seyfo sırasını (1914-1918) kapsıyor.
İkinci
kitap: Yeniden Varoluş, 528 sayfa.
Seyfo
sonrasını, esas olarak Cumhuriyet Dönemini kapsıyor.
Üçüncü
kitap: Kalbim Turabdin’de Kaldı, 592
sayfa.
Hapisnaslı
Melke Gabriel, Kerburanlı Davit Erçin ve Midyatlı Fehmi Bargello’nun hayat hikâyelerini
dile getiriyor.
Hayatla Ölüm Arasında’da ele
alınan konular:
- Turabdin
hakkında genel gözlemler
- Malfono
İsa Garis ile konuşma
- Şehmus
Çelebi Ağa ile konuşma
- Midyatlı
Gebro Tokgöz’ün görüp yaşadıkları
- Seyfo
öncesi tarihi olaylar.
- Hazreti
Muhammed’in Süryanilere verdiği Ahitname
- Hazreti
Ömer’in Süryanilere verdiği Ahitname
- Nasturiler
ve 1840-1845 Nasturilerin katledilmesi
- 1915
öncesi Diyarbakır Vilâyeti
- 1915
öncesi Mardin Sancağı
- Tehcir
- Birinci
Dünya Savaşı ve Cihad-ı Ekber
- Seyfo
hazırlığı ve Diyarbakır Valisi Dr. Reşit’in yaptıkları
- Dr.
Reşit’in öldürttüğü kaymakam ve memurlar
- Lice
Kaymakamı Hüseyin Nesimi’nin öldürülmesi
-
Turabdin’de direniş hazırlıkları
- Aynwardo,
Hazak, Hah ve diğer yerlerdeki direnişler.
- Aynwardo
direnişi ve direniş yöneticisi Mas’ud
- Midyat’ta
Seyfo öncesinde ve Seyfo sırasında yaşananlar
- Şeyh Fathalla’nın
sağladığı barış
-
Aynwardo’dan sonraki hayat.
- Mzizah
Eski Muhtarı Gewriye Mesut’un açıklamaları.
- Mas’ud’u
kim ve nasıl öldürdü?
- Çelebi Ağa
ve Süryaniler
-
Turabdin’de katliamlar
- Zaz
Köyü’ndeki katliam
- Hasana
Köyü’ndeki katliam
- Hasankeyf’te
katliam
- Papaz
Hanna Basut’un anlattıkarı: Yukarı Kafro Köyü’nde katliam
- Papaz
Abraham Garis’in anlattıkları: Bote Köyü’nde katliam
- Adıyaman
Bölgesinde Seyfo
- Başlıca
katiller ve sonları
-
Süryanilere yardımcı olan Müslümanlar
- Seyfo’da
yok edilenlerin köy köy sayıları
Yeniden Varoluş’ta ele alınan konular:
- 1918-1923
döneminde Süryaniler
-
Cumhuriyetin kuruluş döneminde Süryaniler
- Patrik
İlyas Şakir hakkında birinci elden belgeler
- Türkiye
Cumhuriyeti’nin Müslüman olmayan vatandaşlara karşı tutumu
-Canlı
tarihlere göre Cumhuriyet Döneminde Süryanilerin başlarına gelenler
-Adıyaman
Bölgesinden Nazire Aziz Demirci, Semin Demirci,
Sabri Demirci, Şefika Demirci ve Hamit Demirci’nin başına gelenler
- Kâhtalı Hacı
Mehmet ile Kadriye Demircigil’in hayat hikâyeleri
-30 Ocak
1971 günü Midyat’ta 5 günlük gelin iken Müslümanlar tarafından kaçırılan bir
gelinin gerçek belgelere dayanan hikâyesi
- Midyatlı
Albert Sevinç Hadodo’nun anlattıkları
- Nusaybinli
Sabri Atman’ın hayat hikâyesi
-İsveç’te
yaşayan Süryanilerden Saro Poli, Mecida Haffo, Gewriye Haffo, Melki Dağ, Pero
Dağ, Şemon Dağ’ın anlattıkları
- Şabo
Bargello’nun başına gelenler
- Midyatlı
Lahto Esso’nun görüp yaşadıkları
- Midyatlı
Şemso Altaş Hadodo’nun hayat hikâyesi
- Kerburanlı
Süleyman Gabriel Yalçın’ın hayat hikâyesi
- Boteli
Murat Bilan’nın anlattıkları
- Tuma Çelik
ve Sabro Gazetesi
-Yurtdışından
Midyat’a geri dönenlerden Jakop ile Diba Gabriel’in anlattıkları
Kalbim Turabdin’de Kaldı’da ele alına
konular:
Kerburanlı
Davit Erçin’in hayat hikâyesi
-
Kerburan’da Seyfo sırasında söndürülen ocaklar
- Arbaye
Köyü’nde Süryanilerin başına geleler
- Bir
Hıristiyan olarak Davit Erçin’in askerlikte başına gelenler
-
Kerburan’da 1940 sonrasında Süryanilerin tek tek öldürülmeleri
- Yakup
Can’ı kimler öldürdü?
- Kerburan
Muhtarı Anderawos Demir’i kimler öldürdü?
- 26 Mayıs
1960 günü Müslümanların Kerburan’a saldırıları
- Kerburan
ağalarının Süryanilere yaptıkları zulümler
Midyatlı
Fehmi Bargello’nun ve Bargello Ailesi’nin hayat hikâyesi
-1940’lı-1950’li
yıllarda Midyat’ta meydana gelen önemli olaylar
- Silah
çalma olayı
- Un çalma
olayı
- 1964
Kıbrıs Mitingi
- Askerlik
hayatı: Asker ocağı, kediye esir eder aslanı!
- 1974
“Kıbrıs Barış Harekatı” günleri
- Arnas
Köyü’nün boşaltılması
- 1974
yılında meydana gelen kız kaçırma olayları
- 1980
sonrası dönemde “faili meçhul” cinayetlerle öldürülen Süryaniler.
Hapisnaslı
Melke Gabriel ve Azizler Sülalesinin başına gelenler
- Hapisnas
katliamı
- Azizler
Sülalesinin yok edilmesi
- Midyat
Veteriner Hekimliği ve Kaymakamlık Şoförü Melke Gabriel’in görüp yaşadıkları
- Süryani
kız ve gelinlerinin kaçırılması
- 1964
Kıbrıs Mitingi sırasında yaşananlar
- 1981
yılında askerlerin Mor Gabriel Manastırı’na yaptıkları baskın.
- Tuğgeneral
Eşref Bitlis’in Mor Gabriel Baskını karşısındaki tutumu
- 1981 Mor
Gabriel baskınını yaşayan öğrencilerden Fikri ve Sabri Gabriel’in görüp
yaşadıkları
- Belçika’da
Süryani Soykırım Anıtı’nın dikilmesi
- 100 yıllık
acıyı nasıl dindirebiliriz?
*******************************************************
SÜRYANİLER
ve SEYFO
Hayatla Ölüm
Arasında,
Yeniden Varoluş
Kalbim Turabdin’de Kaldı
Üç kitap bir kutu
içinde, takım olarak okuyuculara sunuluyor.
Üç kitaplık bir takımın Almanya’daki fiyatı: 45,- € +
posta masrafı
Amerika, Kanada ve Avustralya’daki fiyatı: 60,- USD +
posta masrafı
Türkiye’deki fiyatı: 120,- TL + posta masrafı
Tek bir
kitabın Almanya’daki fiyatı: 25,-€ + posta masrafı
Amerika, Kanada ve Avustralya’daki fiyatı: 32,- USD +
posta masrafı
Türkiye’deki fiyatı: 60,- TL + posta masrafı
Birinci kitap
Hayatla Ölüm Arasında,
624 sayfa,
Fiyatı: 25,-€ + posta masrafı
İkinci kitap
Yeniden Varoluş
528 sayfa,
Fiyatı: 25,-€ + posta masrafı
Üçüncü kitap
Kalbim Turabdin’de Kaldı
592 sayfa,
Fiyatı: 25,-€ + posta masrafı
Sipariş
adresi:
Kemal Yalçın
E-Mail: h_kemal_yalçın@yahoo.de
Ödeme
adresi:
Kemal Yalçın
Sparkasse Bochum
IBAN: DE19 4305 0001 0021 40 66 81
SWIFT-BIC: WELADED 1 BOC

