18 Temmuz 2013 Perşembe


GENÇLİK HATIRALARI:
BABAMLA KARL MARX TARTIŞMASI 

Benim Ankara’da aktif olarak katıldığım devrimci eylemleri Marksizm’i, sosyalizmi, falan tartışıyorduk. Tartışma kavramı pek uygun düşmüyor. Baba- Oğul, benim o zamana kadar idol olarak gördüğüm, hep onayladığım, kabullendiğim babamla ilişkinin yeni bir niteliğe-içinde reddi, bağımsızlaşmayı barındıran-dönüşümünün, bir anlamda kopuşun sancılarını yaşıyorduk. 

“Sen Marx’ı okumadan ezbere konuşuyorsun!” dedim.

“Sen de üstadın(!)  eleştirenleri okumadan ahkâm kesiyorsun. Adnan Adıvar’ın ‘Tarihi Maddeciliğe Reddiye ’sini okudun mu mesela?

Yalan söyledim, okumadığım halde, okudum dedim. Devam ettim “Bilimsel bir değeri yoktur o kitabın, siparişle yazılmıştır!” Tartışma bu minval üzere uzayıp gidiyordu.

Sonunda “ Yani sen,” dedi babam,” Rus tanklarının Kars’tan girip Türkiye’yi işgal etmesini mi istiyorsun? ”  Sesi gergin ve öfkeliydi. Aynı gerginlik ve öfkeyle cevapladım. “Evet, aynen öyle!”  Böyle bir cevap beklemiyordu. Bu provakatif soruyu epeydir süren tartışmada beni köşeye sıkıştırmak için sormuştu.

“O zaman bu evde kalamazsın, defol!” dedi, kovdu beni.

1968 yılı kışı olmalıydı. Gazi Eğitim’den sömestr tatilinde, babamın CHP’li olduğu için sürüldüğü Isparta Şarkîkaraağaç’a gelmiştim .”Zaten ben de , bir anti-komünistin evinde kalamam!” dedim. Parkamı aldım, kapıyı çarpıp çıktım.

Gecenin geç bir vakti,
Bu küçük bozkır kasabasında sokaklarda in cin top oynuyordu ve insanın iliklerine işleyen bir ayaz vardı. Öfkemin sıcaklığına yaslanıp otogara yürüdüm. Yazıhaneler kapalıydı bu saatte.Ne Konya’ya ne Ankara’ya araç bulabilirdim. Bir Birinci yaktım. Geri dönemezdim. Banka oturdum, çaresiz sabahı bekleyecektim. 

Kısa bir süre sonra bir minibüs girdi otogara, üzerine bir tabut sarılmıştı. İçinden bir iki kişi indi. Yanlarına gittim. “Başınız sağ olsun, nereye gidiyorsunuz?”
“Sağ ol, Ankara’ya. "
“Beni de alır mısınız?”
“Olur, atla” dedi içlerinde yaşlı olanı. Minibüse bindim. 

Körün istediği bir gözdü, Allah iki göz vermişti. Ankara’da  proletaryayı, yoksul köylülükle birlikte ayaklandırıp devrim yapmak için çalışan yalansız arkadaşlarım beni bekliyordu.