Tel Abyad gerçeği: Türkiye'den
IŞİD'e 'canlı kalkan' desteği!
Celal Başlangıç T24
baslangiccelal@gmail.com
ölümle yaşam arasındaki son çizgi.
Toz toprak ve kan ter içindeler.
Tüm hayatlarından arta kalanları bir
denke, bir çuvala doldurup Akçakale sınır kapısına dayanmışlar.
Kimileri Arap, kimileri Türkmen.
Arkalarında amansız bir vahşeti,
çağlar öncesinin karanlıklarından bu güne taşıyan İslamcı IŞİD çeteleri var.
Güneşin alnında, aç susuz
bekliyorlar Türkiye'nin sınır kapısını açmasını.
Ellerindeki pet şişeleri
kaldırıyorlar "su" diye.
Yanlarındaki çocukları dikenli
tellerin üzerine doğru havalandırıyorlar:
"Alın bizi içeri!"
Karşılığını önce "geri
çekilin" anonsuyla veriyor Türkiye.
Sonra, sınırdan uzaklaşmaları için
askeri TOMA'lar su sıkıyor üzerlerine, askerler havaya ateş açıyor.
Bu görüntüleri de çoğu yandaş haber
kanalları "Serinlemeleri için üzerlerine su sıkıldı" dış sesiyle
veriyor.
Susuzluktan kırılanlara, dünyanın en
insanlık dışı yöntemiyle "su vermeyi" icat ediyor AKP iktidarı.
Herhalde onları kaçırtmak için
açıldığını sandığımız ateş de sınıra yığılan Türkmen ve Arapların
vücutlarındaki demir ihtiyacını karşılamaya dönüktü!
Sonuçta kapıyı açmıyor Türkiye.
Tel Abyad halkı IŞİD zulmünden
kaçmaları için yakaladıkları son fırsatı da yitiriyorlar.
Elleri silahlı, yüzleri vahşi,
gülüşleri yılık çeteler geliyor birazdan.
Sınırda bekleyen Türk Silahlı
Kuvvetleri'ne mensup askerlerin önünden, bütün sivil halkı; kadın erkek, yaşlı,
genç, demeden silah zoruyla götürüyorlar Tel Abyad'a doğru.
"Canlı kalkan" yapacaklar,
kendilerini süpürmeye gelen PYD ve Burkan El Fırat güçlerine karşı.
Bugüne kadar cihatçı çetelere silah
ve mühimmat göndermekle, çete mensuplarına "cihat turu" yaptırmakla
kalmıyor AKP iktidarı, bu kez de "canlı kalkan" hediye ediyor.
Suriye'nin kanlı bir iç savaşa
sürüklenmesinde büyük bir sorumluluk sahibi olanlar, gönderdikleri silahları
"Türkmenlere insani yardım" diye yedirmeye çalışanlar bu kez Arapların
yanı sıra Türkmenleri de IŞİD çetelerine "canlı kalkan" olarak ikram
ediyorlar.
Türkiye'nin IŞİD'e bu
"kıyağı" ancak iki günden biraz fazla sürüyor. Bir insanlık suçuna
dönüşen bu direnişinden sonunda vazgeçmek zorunda kalıyor.
Ama bu noktaya kadar yaşananlar
Türkiye'nin "suçüstü" yakalanmasına da yetiyor.
'Tel Abyad düştü, düşecek' telaşı
Doğusundaki Cizire ve batısındaki
Kobane kantonlarından PYD ve Burkan El Fırat büyük bir temizlik harekatı
başlatmış IŞİD vahşilerinin elindeki Tel Abyad'a doğru.
IŞİD karşıtı koalisyon güçlerinin
uçakları IŞİD mevzilerini havadan vuruyor, PYD ile Burkan El Fırat güçleri de
karadan "süpürme" yapıyor.
Mezraları, köyleri, kasabaları IŞİD
çetelerinden temizleye temizleye hem doğudan, hem batıdan ilerliyorlar.
Türkiye'nin Akçakale'sinden IŞİD'in
kalbi Rakka'ya giden yol üzerinde Tel Abyad. Türkiye-Suriye sınırının tam sıfır
noktasında. Bu yüzden stratejik önemi çok büyük.
Tel Abyad'ın IŞİD'ten temizlenmesi
bu savaşta iki önemli sonuca yol açacak.
Birincisi, Rojava'nın Cizire Kantonu
ile Kobane Kantonu birleşecek.
İkincisi de, IŞİD'in Türkiye ile
sınır komşuluğu birkaç nokta dışında sıfıra inecek.
Bunun için olsa gerek, daha dün
"Kobane düştü, düşecek" diye sevinç çığlıkları atanlar, bugün
"Tel Abyad düştü, düşecek" telaşındalar.
Zaten biz o "stratejik
derinlik" mevzuundaki "komşularla sıfır sorun" meselesini de
yanlış anlamışız. Meğer meseleninin aslı "cihadist derinlik"
perspektifinde "komşu IŞİD'le sıfır sorun"muş.
Ama bir utanç duydukları yan olmalı.
"Kürt karşıtı koalisyon güçleri" bütün açıklamalarında, haberlerinde
IŞİD'i gizliyor. Sanki "koalisyon" uçaklarının vurdukları, YPG ile
Burkan El Fırat güçlerinin savaştıkları, Suriye'nin Türkmenleriyle Araplarıymış
gibi göstermeye çalışıyor.
7 Haziran seçimlerinden sonra ancak
10 Haziran'da ilk kez halkın karşısına çıkabilen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu
konudaki rahatsızlığını dile getirirken bakın bakalım söyledikleri içinde hiç
"IŞİD" geçiyor mu:
"İşte buyurun, bakın sınırımızda
Tel Abyad’da, Arapları ve Türkmenleri uçaklarla vuran batı, ne yazık ki onların
yerine terör örgütü PYD ve PKK’yı yerleştiriyor. Buna biz nasıl olumlu
bakabiliriz? Bu batıya biz nasıl samimi olarak bakabiliriz."
Daha önceki gün Bakü'den dönerken uçağına
aldığı yandaş gazetecilere çok net bir dille, IŞİD'le komşu olmaktan bir
sıkıntı duymadığını, ancak Kürtlerle komşuluğu pek hayra yormadığını
anlatıyordu Cumhurbaşkanı Erdoğan:
"Tel Abyad bölgesinde, Araplar
ile Türkmenlerin hedef alındığı gibi bir hava var. O bölgeden yaklaşık 15 bin
Arap ve Türkmen Türkiye tarafına geçti. Onların boşalttığı yerlere, PYD ve PKK
yerleştiriliyor. Bu pek hayra alamet değil. Zira bu, sınırımızı tehdit
edebilecek bir yapı oluşmasına yol açılması demek. Bu hayra alamet değil.
Sınırda bir tehdit oluşuyor. Bu konudaki hassasiyetlerimizi herkesin göz önünde
bulundurması lazım. "
Evet, "Batı", Tel Abyad'da
IŞİD mevzilerini havadan bombalıyor; YPG, YPJ (siz bunu isterseniz PKK olarak
okuyun) ile Burkan El Fırat güçleri (bunu da IŞİD karşıtı Araplar olarak
okuyabilirsiniz) karadan temizliyor.
Kürtlere karşı aşırı 'hassasiyet'
İşte bu harekata karşı herkese
"hassasiyetlerimizi göz önünde bulundurun" çağrısı yapan Erdoğan'ın
aslında gerçek "hassasiyeti"nin "Kürt alerjisi"nden kaynaklandığı
da Tel Abyad'da yaşanan son durum nedeniyle bir kez daha gün gibi ortaya çıktı.
Daha üç yıl öncesinde, örneğin Tel
Abyad'ı ele geçiren El Nusra çetelerinin şu yaptıklarına ilişkin hiç de AKP
iktidarının bir "hassasiyeti"ne tanık olmamıştık.
"El Nusra, Tel Abyad'ı
tanklarla bombalıyor. El Kaide bağlantılı El Nusra'nın, Tel Abyad kentinde Kürt
mahallelerine yönelik Cumartesi akşamı başlattığı saldırılar devam ederken,
camide Kürtlerin katledilmesi ve yaşadıkları yerlerin yağmalanması çağrısı
yapıldı. ANF'nin haberine göre Tel Ebyad kentinde, Kürtlerin katledilmesi ve
her şeylerinin yağmalanması çağrısı ardından, birçok Kürt mahallesi önce
bombalandı, ardından yağmalanmaya başladı."
Daha sonrasında Tel Abyad'ı ele
geçiren ve son bir buçuk yıldır neredeyse Kürtlere karşı "etnik
temizlik" uygulayan IŞİD'e karşı da bir "hassasiyet"
göstermemişti AKP iktidarı.
Aslında bu çok açık bir mantığın
yansıması:
"Ezilen, zulüm gören, kanı
dökülen Kürtler ise görmezden gel ve sus. Yok eğer Kürtler haklarını alıyor, topraklarına
dönüyor, halkların kendi kendilerini yönetecekleri ortak yaşam alanları
kuruyorlarsa yani Kürtler kazanıyorlarsa, o zaman karşı çık, 'ama bizim
hassasiyetimiz' diye itiraz et."
Aslında yaşananlar başka gerçeklerin
de ortaya çıkmasını sağlamıştı.
İki milyon Suriyeli mültecinin kabul
edilişinin nedeni bir insanlık durumundan çok, zulüm gören insanların
kurtarılmasından çok, Esad'ı devirmek için tüm dünyaya karşı bir koz elde etme
planıymış. Esad'a karşı kullanılacak Suriyeli mülteci sayısı istiap haddini
doldurmuş demek ki.
Yoksa, milyonlarca insan kabul eden
Türkiye, islamcı çetelerin katliamından kaçan birkaç bin Suriyeliyi iki günü
aşkın süre sınırda bekletmez, Esad'dan kaçanlara gösterdiği
"insanlığı", IŞİD'den kaçanlara da gösterirdi. Birincisi bu.
İkincisi de, seçimden önce
"CHP, Suriyelileri zalim Esad'a teslim edecek" diye dertlenen, ancak
seçimden sonra Suriyeli Türkmenleri ve Arapları IŞİD'in insafına bırakanların
da gerçek yüzü ortaya çıktı.
Hem de YPG Genel Komutanlığı'nın,
sınırda bekleyenlere Cizire Kantonu kentine gelmeleri, her tür ihtiyaçlarının
karşılanacağı ve Tel Abyad özgürleştikten sonra köylerine dönecekleri çağrısını
yaptığı günlerde...
Bir çağrısı daha vardı YPG Genel
Komutanlığı'nın:
"Arap ve Türkmenlere katliam
uygulandığı, yurtlarından edildiği doğrultusundaki bilgiler dezenformasyondur.
Tüm uluslararası kurumlar Cizire Kantonuna gelerek inceleme yapabilir."
IŞİD yenilince 'etnik temizlik'
İşte bütün bu olan bitenin çoğundan
habersiz Türkiye kamuoyunun büyük bölümü, Tel Abyad'da ABD uçaklarının
birilerini bombaladığını; Kürtlerin, Türkmenleri ve Arapları yerlerinden
yurtlarından sürdüğünü, bu yüzden insanların sınır kapılarına dayandığını
sanıyordu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan yandaş
medyasına, hatta 'Kürt karşıtı' koalisyonun doğal müttefiki haline gelen
"ulusolcu"lara kadar herkes özenle, Tel Abyad'da yaşanan savaşın
IŞİD'e karşı verildiğini gizliyordu.
Sadece Erdoğan değildi "Tel
Abyad’da, Arapları ve Türkmenleri uçaklarla vuran batı, ne yazık ki onların
yerine terör örgütü PYD ve PKK’yı yerleştiriyor" diyerek bu
"denklemde" IŞİD'i gizleyen.
"Havuz medyası"ndan
Sabah'ın birinci sayfa başlığı:
"Tel Abyad'dan kaçan
kaçana"
Bu da alt başlığı:
"Uluslararası koalisyonunun
hava bombardımanından ve YPG milislerinden kaçan 5 bin Suriyeli, Akçakale
sınırına dayandı"
Gelelim spotuna:
"ABD liderliğindeki
koalisyonunun desteğini arkasına alan YPG milisleri, Tel Abyad'a yaklaştı.
Evlerinden çıkarılan Arap ve Türkmenler canlarını kurtarmak için büyük gruplar
halinde Türkiye sınırına geldi."
Siz hiç bu başlıkta, alt başlıkta,
spotta "IŞİD" gördünüz mü? Elbette hayır!
Bir de yandaşlardan Yeni Şafak'ın
sürmanşetine bakalım:
"ABD destekli etnik
temizlik"
Alt başlığı:
"ABD'nin hava desteğini
arkasına alan PYD, Suriye'nin kuzeyindeki dört Türkmen köyünü daha işgal etti.
Binlerce Türkmen ve Arap sınıra doğru kaçmaya başladı."
Spotunda da yok ABD'nin kimi
bombaladığı:
"Suriye Türkmen Milli Hareket
Partisi Başkan Yardımcısı Tarık Sula Cevizci şu bilgileri verdi: Tel Abyad'ı
ele geçirmeyi planlıyorlar. Emellerine ulaşırlarsa burası Kobani ve Cizire
kantonuyla birleşecek. Böylece uluslararası çerçevede sıkça konuşulan Kuzey
Suriye Projesi yolunda ilk adım atılmış olacak."
IŞİD'i gizle, HDP'yi Suriye'ye sür!
Havuzu, yandaşı böyle de Kürt
karşıtı koalisyonunun Aydınlık'ı farklı mı sanki!
Manşetin üst başlığı:
"Koridor planı hazırlandı,
Türkmenler isyanda:"
Bu da Aydınlık'ın manşeti:
"ABD havadan, PKK karadan"
Anlaşılan o ki "havadan ABD,
karadan PKK vuruyor" demek istiyorlar ama "nereyi" sorusuna bir
türlü yanıt veremiyorlar. Yani "Kürt düşmanlığı"ndan mesleğin en
temel ilkelerinden 5 N 1 K'yı bile unutmuşlar. Alt başlıkta da "IŞİD"
diyemiyorlar bir türlü:
"Suriyeli Türkmenler anlattı: PKK/PYD,
ABD bombalarının desteğiyle Tel Abyad kentindeki 11 Türkmen köyünü ele geçirdi.
Türkmenler göçe zorlanıyor, bölgeye Kürtler yerleştiriliyor"
Haber kaynağı aynı kişi ama Yeni
Şafak'taki "dört Türkmen köyü", Aydınlık'ta 11'e çıkmış.
Artıran yoksa spotuna bakalım
Aydınlık'ın:
"Suriye Türkmen Milli Hareket
Partisi Başkan Yarımcısı Tarık Sülo Cevizci'nin anlatımları, ABD'nin Kürt
koridoru planını hızlandırdığını gözler önüne serdi. ABD uçaklarının desteğiyle
Dedeler, Babıl Hava, Bilal Çete ve Sirt gibi 11 köy, cuma günü itibariyle ilk
defa PKK/PYD kontrolüne geçti. Bölgedeki 12 bin Türkmen'in çoğu Türkiye'ye
sığındı."
İkinci spotunda hiç IŞİD'den
bahsetmiyor Aydınlık ama Allah nazardan saklasın, meseleyi HDP'ye bağlama
konusunda büyük bir gazetecilik örneği veriyor:
"Muhalif Türkmen komutan Ömer
Dede, ABD desteğiyle ilerleyen YPG (PYD'nin silahlı kolu) tarafından 'Köyleri
boşaltın' tehdidi aldıklarını açıkladı. Aydınlık'a bilgi veren güvenlik
kaynakları, PKK/HDP'nin de aynı proje kapsamında Meclis'e sokulduğuna dikkat
çekti. Askerin gelişmeleri yakından izlediği ve bazı önlemler aldığı
öğrenildi."
Bravo valla! ABD'nin IŞİD'i
bombaladığı Tel Abyad'daki savaşın haberini verirken IŞİD'den söz etmeden, lafı
"bilgi veren güvenlik kaynakları" ve "gelişmeleri yakından
izleyen askerler" üzerinden HDP'ye bağlamak tam Politzerlik bir
gazetecilik başarısı!
Bu kadar "canla başla çalışan
kalkanı" varken IŞİD'in ayrıca neden başka "canlı kalkan"lara
ihtiyaç duyduğunu anlayamadım.