Doksan beş şairden
SEYFİ TURAN İÇİN ŞİİR
95 şair, Hakkâri de 23 Nisan 2009’da çıkan olaylarda
özel harekâtçı bir polis tarafından başına dipçikle vurulan14 yaşındaki Seyfi
Turan için 21 bölümlük bir şiir yazdılar.
Seçme Mısralar:
-“ hey! toprak ana, devlet
gözüyle gelmek istemezdim sana “
-“usaré domaié vané, qezna isania
nenıka jü çeneké de henie
kemeria (*) “
-“vurma bana, vurma! içimin
oyuncakları kırılıyor”
-“ölüm, bir halkın çocuğu
olmanın tek mucizesi mi?”
-“ tüysüz yüzüm tüzüklerinize
küs “
-“ seni kırdıkları yerden
kararıyor dünyanın bütün sabahları” (o hakkari'de bir çocuk)
-“ öğretmenin vurduğu yerde
gül biter diyen
tüfek dipçiğinden bahçe beklermiş (!) “
-“- azad yok azap var /
biji azadî çocuklar”
-“ dudakları uçuklar
uçurumların
uykulardan çalınırken çocuklar
sabah sayımlarında”
-“ acımasız kıyıcı oğlumuzun
başını ezerken
aslında yurdumun geleceğidir elden giden “
-“ hrant oldu, gazze'yle
direndi şiir sözcüklerden taştı
gökkuşağında dondurma
oldu, sucuklu sandviç koktu dünyaya
köyü yakılmış küçük bir kürt
çocuğuna türkçe sarıldı”
ŞİİRİN TAMAMI
diyarbakır’ın kayıp çocuğuyum
her şeyin
tükendiği bir yerdeyim
taştan başka
yok verecek bir şeyim
sevecekse
elbet, kırık bir kemiğin hüznüyle sevecek kalbim...
vurma bana,
vurma! içimin oyuncakları kırılıyor
ben, her
ilkbaharın ilk günüyüm; gölgeler uzar yamaçlarımda
eskimiş okul
önlüğümden bozulup dikilme siyah külotum
şu soruyla
geçtim tarihten kurşunlar arasında
ölüm, bir halkın çocuğu olmanın tek
mucizesi mi?
"her
çocuk bir yüreğin penceresi" derdi anam
güneş batmaya
başladığında ufukta
şimdi
yürekleri kör kapılar gibi insanların
çocukları
yiyorlar adım atarken sokağa
aklım
erdiğinden beri içindeyim bu hüznün;
kabara
şakırtısı, makineli tüfek sancısı, kan damlası
kuşlar
geçiyor düşlerimden gökyüzü renginde
türkülerine
yüz çevirip kalem kırıyor hâkimler
anne! ben
buradayım; kalbimi çekiç yaptım da
düzeltemedim hayatımın eğri büğrü kaportasını
ezikliğini
bana kusuyor ustam
üstüpü gibi
harcıyor çocukluğumu
koltuk
değneğimin sekişinden huylanan köpek
kadar bile
değilim üstüme dikilmiş gözler için...
kapılar
kapalı, duvarlar yüksek,
çocuk ömrüm
zindan içinde
bir çınlama
kalırsa kulaklarımda
hepinizin
sağırlığındandır,
ölü bir nokta
kalırsa gözlerimde
hepinizin
körlüğünden.
- dövmeyin
beni amcalar, dövmeyin n'olur
duyulursa kırılır sonra içimdeki taze dal
parklar
ötelerde kalmış ve okullar;
siz kötü
çocuklar diyorlar, düşüyor bol kelepçe
oysa ben
çocukluk ne hiç bilemedim,
bundan mıydı
hiç de büyümedi ellerim
ruhum safirdi,
incindi
utancı gördüm
zorbanın sopasında
durdum
azaltmak için ruhumdaki acıyı
güneş gören
evlerin kapısında
karşımda
hayal kalp, orman uğultusu, mezarlık çiçekleri
annem
ardımdan yetim bir ağıt söylüyor durmadan
çocukluğumu
buruşturup ödüyorum insanlığın yenilgisini
dünya
filizkıran çöl, sokağımda kurt baharı.
insanı
acısından bilirim vahşeti şiddetinden
başımdaki
devletli yırtık
yargısız
infazdan
faili meçhul
cinayetten
ben kayıt
dışı, ağır tahrik, öteki çocuk
muskalı
eşiklerden geçtim eşiklerin sağ ayakla aşıldığı evlerden
nazara karşı
dökülürken öğrendim kurşunu
cinayetler
işledim oyuncak satan dükkanlarda; sapan taşım cebimdeydi
aklımın
kuşunu salarken kafeslerinizden
ben miydim
rüzgâr topacına gökkuşağını saran
ben miydim
devletinizi bir çakılla bozan
değildim…
bir çocuğun
düşüydüm de mor bir çocuğun
zor bir
çocuğun üşümüş eliydim
tüysüz yüzüm
tüzüklerinize küs
yanlışlıkla
kalırım yoğun bakım yalnızlığımla
- bana
vururken ellerini incitme yorgun amca
akşam
çocuklarını nasıl seversin yoksa
her yer
metal!
esiyor derin
namlunun soluğu
bir taş
çalmışım ölümden
nereye atayım
ki onu
hey! toprak
ana, devlet gözüyle gelmek istemezdim sana
törenler
bayraklar istemezdin; alkışlar şaşaalar istemezdin
siyahlar
paltolar istemezdin; gözlükler yaşlar istemezdin
balıklar
sırtlarında taşıyorlar denizi, görmeliydin…
kanatlandı
çığlık gök boşlukta
yırtıp
bulutları sardım yarama
el dokuması
bayramlık gömleğimi giymiştim
bilmediler;
anamın ter kokusunu taşıyordu
dinmedi
beyazların nefreti, tek renk tek tip
bu şehri
çocuklar kuşatacak, üç kapı üç kilit
hangi elim
kırık yalnız onlar biliyor
o çocuklar ki
bir dakika itirafa davet edecek hepimizi.
yağmur
yağmadı; yağmıyor… belki hiç yağmayacak
ölen lalenin
acısı da büyüyecek benimle
vur diyen
yürek durdukça bunların içinde
yaralanmış
bir hayat yaşayacak giysilerimin içinde
yüzümü güneşe
taşıyın kuşlar
gülüşüp
oynuyordur orada çocuklar
yakılmış
fenerler gibi
iri
gözleri...
bir damla
terle gözyaşından doğmuşlardı
avuçlarımda
tuzları kaldı
kıpkırmızı
bir gece çocukların kanından
örtünemem
annemin anlattığı masalı
omzuma kırık
bir kol biçildi, terzi kim?
morarmış bir
çift göz kafama buyur ettim
kabuk benim
toprağa, kanasa yara benim
çünkü beni
panzerler ezdi, son nefesteyim
- devlet beni
vur! büyüyorum,
ben
tehlikeyim
hırsızların
çaldığı dilimi çığlıklarla onardım
katillerin
boşalttığı ruhumu alkışlarla
buradayım:
cevabın
soruyu incittiği yerde
{ (*) çocukluk
baharı derler, hazinesi insanın
bir kız çocuğunun tırnağında kaya kınası }
2.
leylekler
getirmedi, kan yollarında bulduk seni
sonsuz kırın
ortasında
kolları taşla
kırılan filistinli gibi mahzun
ay bir hata
duruyor orada
kaymak: bir
zemindir de bir çocuğa
bir taş da o
sektirir oyuna
bak!
çiçeklenir
hem kıyıcığından
çocuklar
taş’ın ritmini sekti
simidin
camından neler olmaz ki
bütün
ayakkabı boyacıları maça gider ellerindeki fırçalarla
seni
kırdıkları yerden kararıyor dünyanın bütün sabahları
(o, hakkari'de
bir çocuk)
kalktı
yerinden annesine gider gibi
sarıldı
koyunun memelerine annesinden emer gibi
kan, demirle
yüzleştirildi.
sevincini
taşıran çocuk
aktı bir deli
suya.
bir daha hiç
açmayacak o çiçek:
masumiyet
susarak kör
edecek tarihin gözlerini
- öldürmek
-bilmem neden, kadîm mesleğiniz miydi
tutamam elinizi yâ hû! öldürün ama yaralamayın bizi
3.
çünkü
bilmezsiniz
kalbini
unuttuğunuz o çocuklar
tarihin beyaz
taylarıdır
şimdi bu
çocuklar ölmemiş gibi yapsak
karga gak
dememiş, tavşan dağa küsmemiş gibi
vurduğunuz
her dipçikte
yerin dibine
girdiniz
ne
kahramandınız çocuklara
sizin aklınız
hurda edilmiş
çocukların
incinen yüzüne
neden
sokuyorsunuz tüfeklerinizi DNA'lara
neden
oynuyorsunuz seyfi'nin gen haritasıyla
bir dili
kopararak mı var olacaksınız?
elbette taşa
inanacaktır çocuklar
çocuklar
bütün dillerle konuşur...
4.
tank
paletleri ezip geçerken cesetleri
korkarak
yürüyordu caddede bir çocuk
karıncanın
birini ezeceğim
onun
sevgilisini üzeceğim diye
sana bir
şarkı gibi geldi nedense ölüm
neyi sevdin
anlamadım; bak başımda onların elleri
her katil
gibi onlar da biliyor artık kimsenin
kimsenin
peşine düşmeyeceğini.
çocukların
dövüldüğü bir medeniyet kuruluyor cehenneme
şeytan dahi
utanıyor dağlıyor gözlerini kendi kendine
içlerinde aşk
kalmamış onların, görülen sadece insan kılıfı
ruhları
çekilip alınmış, buz ve barbarlık doldurulmuş yerine!
- eteğinden taşları göğe salma seyfo
başına düşer devlet-in
oyun sanma temelini mülkün
yıkılır sırtına senin
5.
böyle fal
bakmadı avuçlarından hiçbir devlet çocukluğunun
geçmedi
hiçbir çocukluktan bunca hasar manzara
biz kaç
çocuktuk derdimizden dert taşırmış yüzümüz kerbela
sustuk
susturulduk dört yanımız ağrılar içinde ağrıyla
- biz de
çocuktuk. biz de çocuktuk.
bir
zamanlar.
çocuklara dokunanlar
hiç
çocuk olmadılar mı yoksa?
6.
öğretmenin
vurduğu yerde
gül biter
diyen
tüfek dipçiğinden bahçe beklermiş (!)
ağlamayın
lavanta kokulu anneler
en güzel
çocuklarınız öldürülecektir...
7.
nereye
istesek oraya gideriz
haritanın
yırtılan yerine
havagazını ve
pencereleri açar sevişiriz
yüreğinizin
üşüyen dipnotlarından
bir damla
sıcak kan düşer şiir defterimize
sussun
kırmızı bültenler, kara bültenler, mahkeme ilâmları
ömrünün
baharında çocuk konuşacak
öz toprağını
suladığı göz pınarlarıyla
- azad yok
azap var
biji
azadî çocuklar
8.
çocuklar
sabun sürer, sürer de tahtalara
kayarlar,
kayarlardı yokuş aralarında
taşı taş
üstünde kalmamış göç denklerinden fışkırıp
pet şişede
suyla, kağıt mendil satarlardı trafik ışıklarında
nemen aymaz
öfkeymiş, dipçiğe yıkanmış ellerin
vurdu acısı
yüreklere, boynundan bir çiçeğin
ağaçtan
yonttuğum bir tüfeğim var. şükredin,
o gün yanımda
değildi; erkekseniz şimdi gelin!
9.
yurdunu sev,
yurdunu koru;
tüfenginin
dipçiğini
eksik etme
insanından..
.. böyle
olunur devlet,
emret; yazsın
bunu,
kafasına hem
defterine
seyfi!
10.
yitik
çocukluğun lüzumu yok,
size daha çok
riya gerek
sen çirkin
bir pinokyo’sun adam
ellerin çünkü
ölümlere uzuyor
kan adam,
küçük adam
bilmiyorsun,
çocuklar illâki büyüyor
11.
her çocuk
çokça doğudur her çocuk biraz diyarbakır
savaş,
vahşet, zulüm her çocukta onmaz yaralar bırakır
kedere bıçak
çekip jilet atarlar cehenneme
tinerle ovarak cesaretlerini
dudakları
uçuklar uçurumların
uykulardan
çalınırken çocuklar sabah sayımlarında
sarı
gözlerinde tufan uyuyan çocuk
çöl ateşiyle
dökülür (k)an'ın üstüne
bir dipçiğin
izinde yürür yaralı geyikler kervanı
yükü
işaretli, lanetli, kin(in) zehrinden süzme.
12.
büyüyünce
oyuncak bebek
olmak istiyor kızım
hiç
korkmasın, canı yanmasın diye
diyorum ki
ona:
aklın
hükmünün olmadığı bu pislik zamanı unut
taş atan
çocuklara karış, kandil kokan gecelerde yürü
sonsuz
dalgalarına boyun eğ denizin
uzaklaş
rüzgârsız şehirlerden ateş yanan dağlara koş
nasılsa
resimleyemezler hiçbir duvara zamanı
13.
tamam,
devlet, ‘baba’dır bu coğrafyada; hem söver hem döver
ama, babalar
babalıktan "sessizce çekilmesini bilmelidir abiler”
14.
güle dipçik
vuran zihin
acaba hangi
diptedir?
büyür
dünyanın mavi gözleri; büyür
olur iki
kızıl kan çanağı
ah! dipçik
düşüyor hep diptekilerin payına
15.
çocuk daha
insandır büyümemiştir henüz
evin
yarasıdır
yüzümüzde
gezdirdiğimiz dünyanın
selâmsız
mezarı
taze iki
yeşil zeytin gözleri
kararmasın
hayatla
16.
büyük şairler
çocukların
arasından çıkacak
çünkü
sözcükler sınırlayamaz onları
duvarlar boş
bir zorlama
onlar
tamamlanmadığına inanırlar dünyanın
o yüzden çoğu
keşiflerde
17.
aşk tanrı’nın
prangalı yüreğidir
katillerin
suratlarına acısını kusan,
tanrı’nın
kanayan elidir,
çocuğun
çepellenmiş zülfüne ağlayan.
vurulmuşluğun
çocukluğuyla
şarkılarla
gelir kelepçelenmiş öpücükler...
18.
acımasız
kıyıcı oğlumuzun başını ezerken
aslında yurdumun geleceğidir elden giden
dayan
ısırganım, dayan ebegümecim, dayan hardal otum, dayan!
yeniden
kanamasın çocukların onulmaz yaraları!
eklenmiş
dizelerin iğne deliklerinden
19.
kafamda
çatlak mı var, ne derdin
belki
koşuyordum çocukluğumun düzenine
gülü gül ile
tartan kardeşlik baharını
haber eylemek
için günlere ve güllere
o,
ol(durul)mayan renklere
ol(durul)mamış
biçimlere
ah! dil var,
paramparça bir dil, o taşın içinde
20.
takılıverdi
plak: … büyüklerimi saymak… büyüklerimi saymak…
büyüklerimi
say… büyüklerimi… büyü…
dilsizlik
taştı, esmerlik taştı, çocukluk taştı
hrant oldu, gazze'yle direndi şiir sözcüklerden
taştı
gökkuşağında
dondurma oldu, sucuklu sandviç koktu dünyaya
köyü yakılmış
küçük bir kürt çocuğuna türkçe sarıldı
21.
gaçık
denizlerin hürlüğünde,
sabah geliyor
çocuklar,
sabaaah,
kanaya kanaya!!
bu sabah,
eli kalem
tutan bir sabah
benzemiyor
hiç başka sabahlara
ŞİİRE KATILAN 95 ŞAİR:
A. Ertan
Mısırlı, A.Hicri İzgören,
Abdülkadir Budak, Ahmet Ada,
Ahmet Günbaş, Ali Haydar Çakta,
Altay Ömer Erdoğan, Arif Damar,
Asuman Susam, Aydın Şimşek,
Ayhan Altay, Aziz Kemal Hızıroğlu,
Betül Tarıman, Bilsen Başaran,
Bülent Güldal, Celal Çimen, Cem
Mehmet Eren, Cezmi Ersöz, Danyal
Nacarlı, Dinçer Sezgin, Emin
Kaya, Engin Turgut, Enver Ercan,
Ercan Y.Yılmaz, Eren Aysan, Erol Büyükmeriç, Fadıl Öztürk, Fatin Hazinedar, Fergun Özelli, Fuat Çiftçi, Gonca Özmen, Gökben Derviş, Gül Acemi, Gülsüm Cengiz, Gültekin Emre, Hakan Cem, Halide Yıldırım, Halil İbrahim Özbay, Haydar Ergülen, Hayrettin Geçkin , Hayri K. Yetik, Hüseyin Alemdar, Hüseyin Hatipoğlu, Hüseyin Peker, Hüseyin Şahin, İhsan Topçu, İlhan Tülman, İsmail Mert Başat, Kemal Varol, Kenan Yücel, Küçük İskender, M. Sadık Kırımlı, Mahmut Temizyürek, Mehmet Atilla, Mehmet Çetin, Mehmet
Sarsmaz, Metin Cengiz, Metin
Kaygalak, Murat Koçak, Mustafa
Ergin Kılıç, Muzaffer Kale,
Namık Kuyumcu, Nesimi Aday, Neşe
Yaşin, Nevzat Çelik, Oğuzhan
Akay, Onur Akyıl, Onur Caymaz, Orhan Alkaya, Önder Kızılkaya, Özgün E. Bulut, Özkan Kula, Özlem Sezer, Perihan Baykal, Rahmi Emeç, Raif Özben, Roni Margulies, Sabahattin Kurtoğlu, Seçil Özcan, Selami Karabulut, Selim Temo, Sennur Sezer, Serap Erdoğan, Serkan Engin, Seyhan Erözçelik, Sina Akyol, Sinan Özdemir, Şehmus Ay, Tarık Günersel, Veysel Çolak, Veysi Erdoğan, Yusuf Alper, Yücel Kayıran, Yücelay Sal, Zeynep Uzunbay