16 Aralık 2022 Cuma

 

HER ŞEY BİRDENBİRE OLDU”

Zaman yolcusu Şövalye Hikayesi


     Don Kişot ve Sancho Panza maceralarının birinden bakınca görülen bir sarayın içindeki büyük salonda, üzerinde boş bardakların ve tabakların olduğu uzun bir şölen masasının ortasında oturan bir prensesle karşılaştı. Prenses sol tarafında bulunan bir kitabın sayfalarını yırtıp önündeki tabağa koyup yiyordu.

                                          Sancho Panza

    Boğazından günlerdir doğru dürüst bir şey geçmemiş olan Sancho Panza masaya yeltendi. Don Kişot onu durdurdu ve “ Dudaklarını görmüyor musun? Prenses bir iblisin etkisi altında ! Yaklaşma!” dedi. Büyük salona göz gezdirdiler.

                                       Leyla Erbil
    Yerlerde içleri yenmiş, etrafa saçılmış yüzlerce kitap gördüler. Sancho Panza birini alıp “ Kapaklarını neden yemiyor acaba?” diye düşünürken onu yanıtladı “O elindeki Leyla Erbil, Gecede, Leyla Erbil'i tanıyor musun?” Sancho Panza “Hayır!” dedi. Sol ayağını kaldırdı. Üstüne bastığı kitabın kapağını okudu “Paula Coelho, Beşinci Dağ”

Sancho Panza tanımıyorum hayır okumadım dedikçe Prenses daha çok sordu...

                                       Yusuf Atılgan

     En sonunda Don Kişot “ Yusuf Atılgan'ın Aylak Adam'ını da yedin mi?” diye sesini yükseltti. Prenses bir büyüden uyanmış gibi başını kaldırdı.

Yüzünde harika bir gülümseme belirdi. “Hayır, kitap yanında mı?” dedi. Don Kişot “ Elbette yanımda” diye yanıtladı. Prenses ikisini masaya davet etti. Oturdular. Boş bardaklarını göğüslerinden akan siyah içecekle doldurdu. İçtiler.Sncho Panza Don Kişot'a “İplis'i n'apıcaz?” dedi. Don Kişot onu “İplis değil İblis” diye düzeltti. Sonra Sancho Panza “ N'apıcaz değil ne yapacağız” diye kendini düzeltti.

                                    Orhan Veli Kanık

    Sanvho Panza “Birdenbire; her şey birdenbire oldu.” dedi birdenbire. Don Kişot onun sözünü kesti “ Ah! Orhan Veli, en sevdiğim şiiri bu,” diyerek siyah içkisinden bir yudum daha aldı. Prenses daha önce okumadığı Yusuf Atılgan'ın Aylak Adam kitabından bir sayfayı yırtıp tabağına koyarken kitabın kapağından da küçük bir parça koptu. Bunu, sayfayı yutarken fark etti. Önce güzel gözlerinden mürekkep aktı. Sonra göğsü yarıldı, pespembe kalbi tabağa yığıldı ve şöyle dedi “ Bunu okurken Rusya'nın doğusuna tiren yolculuğu yapıyordum. Öyle yalnızdım ki. Keşke yanımda sen de olsaydın.” Prensesin başı tabağa düştü, kalbi, kalbi ağzından içeri girdi ve durdu. Prenses kapakları bu nedenle yemiyordu. Tüm zamanlarda aşık olup, kavuşamadığının dokunduğu bir kitaba rastlamamak için.


    Kitaplar iki hikaye taşıyordu. Onlara sol elinin avuç içi ile dokunanlar ve kendi hikayeleri. Don Kişot bu kitabı güzel gülüşlü bir adamdan almış ve hiç okumamıştı. Kiyapla kolay ateş yakacaktı. Yaktı da. Oradan giderken tüm sarayı ateşe verip tanrının gözüne girdiler. Güzel gülüşlü adam o gece rüyasında prensesle çok ateşli sevişti.

Onun öldüğünü anladı. Sabah karısıyla neşesiz bir kahvaltı yaptı.

* Ot Dergisi, Mart, 2022

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder