HEM NASIL YORGUNUM
Hasan Gürkan
Katledilen yoldaşlarım
Akın Özdemir
Talip Öztürk
Çok uzak bir yerden, duyanın şaştığı mesafeleri
sırtımda bacaklarımın bağını sarsan yükle aşmışım gibi,
çamurlara bata çıka dizlerim yara bere içindeymiş gibi,
hedef silinip gitmiş, menzil anlamını yitirmiş gibi
yorgunum.
kabahat ne? doğru ne? yanlış ne? eksik olan ne? kim suçlu ?
sorgulasan ne çıkar, sorgulamasan ne çıkar!
Saçların dökülüyor, farkındasın
ama dazlaklıkla arasındaki sınırın kafandaki hangi saç teli koptuğunda aşılacağı gerçeğini görmek istemiyorsun.
“kendin” sanki senden uzaklaşıyor, her geçen gün bulanıklaşıyor, yabancılaşıyor gibi
halbuki sen zaten böyleydin, şimdiki kadardın
vehimlerin hakikat karşısındaki (sahi hakikat neydi) mağlubiyeti mi desek?
Yorgunluk ve aslına rücuyu, neden yenmek yenilmek gibi basit bir iktidar yarışına hapsediyorsun.?
Hadi geç bunları anam babam, derin(!) tahlilleri bırak.Yarın yok.
Şimdi, bu gün değil, biliyorsun senin için epeydir uzun bir zamandır yarın yok.
Oyunda ebe sensin; duvara yüzünü dönmüş, kolların başına dolalı gözlerini yummuşsun. Bağır! “Arkam önüm sağım solum sobe!”
Kimse yok ki!
Şerif Boyacı
Süha Nizamoğlu
Kantar Ekrem, Boyacıların Şerif, Süha, Şeytan Yılmaz, Çolak yavuz kimse, hiç kimse yok!
Salak, aptal,
Yorgunum, sayayım mı hayatı ve seni terk edenleri, sonrakileri, saklanıp ta kaybolanları. Geri zekâlı hıyar! Neden anlamakta direniyorsun?
Daha Akın, Talip, Erdal, Deniz, Mahir
Ne çok pusuyla, kurşunla, işkenceyle, mahpusla, kanserle, prostatla falan. hem nasıl yorgunum!
Her yanlarım dayak yemiş gibi ağrıyor
Kafam kazan gibi, yarın günlerden neydi?
Pazar. Mutlu değil, bahtiyarım.
Yarın günlerden Pazar değil, pazartesi bile değil.
Kim bilir belki Salı yahut Çarşamba Perşembe gibi bir şey
Neden acaba yorgunum gibi bir şey?
Alkolden de olabilir, şişmanlıktan da, sonra belki de yaşlılıktan
Bencillikten, kendini beğenmişlikten, huysuzluktan
bir bok biliyorum kuruntusundan yorgunum muhtemelen.
Çoğalsak, durmadan çoğalsak, çok kalabalık olsak,
nasıl yani? kimse kimseye, benzemese yorulmaz mıydım diyorsun.
yarın günlerden ne diye sormaz,
alkollere en çok da güzelim rakılara kaçmaz mıydım mı diyorsun.
hadi ordan ,her zaman bir bahane bulur yorgunlar.
her zaman derin ve gösterişli bir takdim, vitrinleme, bir yalan
kaçış
“kaçma kavga et” diye suratına bağırdıklarında yarabbi şükür diyorsun ya. hey gidi ne günlere kaldık, eskiden biz kavgaya diyorsun ya…korkak bir yorgun belki
belki hinoğlu hin bir yorgun
Öteki öfkeden kudursun diye bir yorgun belki
“burjuvazi kavgaya davet etti bizi/davetleri kabulümüzdür”
Aşk derdin ya adına aşk derlerdi
Çok çeşit karmakarışık aşklı kadınların
memeleri/ koltukaltları /kalçaları
en çok da ama her zaman, yeminle en çok da
apış araları /tüylü tüysüz
kuru nemli sırılsıklam ıslak dişilikleri
bu şehvet, bir kişiliktir üstadım, ikinciye maalesef yer yok
bir başkasına yani
“güzel dediğin hepimizin 0lmalı /yağmur misali”
yorgunluk mu yalnızlıktır, yalnızlık mı yorgunluk
eskiden, çok eskiden yorgunluklarımız olurdu, yoldaşlarımız
ne çok yoldaşlarımız omuzlarına omzumuzu yaslayıp
yalnızlığa meydan okuduğumuz /sahi olur muydu!
ağustos 2008 Emecik
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder