26 Ekim 2014 Pazar



CKKH: ŞEF KOK ŞİŞMAN KARA HASAN
Hasan Gürkan

    O hepinizin yakından tanıdığı, ülkemizin medarı iftiharı milsiz gururumuzun nişanı Şef Kok Kara Şişman Hasan. Yani CKKH (sikokoaş okunur) Kısaltmadaki C harfi ecnebi lisanlarda chef diye yazılan şefe tekabül etmektedir. Böylece yoldaşın hem ecnebi lisan bildiği vurgulanmakta, hem de Cumhuriyetin bir türlü çağdaşlaştıramadığı halkımızın içine itildiği  aşağılık kompleksinin doyurulmasına katkıda bulunulmaktadır. Kok kelimesi de zannettiğiniz gibi kokmak fiilinden değil, Danca’da aşçı kelimesinden gelmektedir.

    Şöhreti dünyayı sarmış milsiz şef kok Hasan, cennet vatanımızın müstesna güzellikteki bir köşesinde Tavşanlı’da dünyaya geldi. Ailesi Hacıhasanlar ege ve iç Anadolu bölgesinde geniş arazilere, çiftliklere, hanlara, hamamlara sahipti. Küçük hasan dadıların, mürebbiyelerin ellerinde büyüdü. Terü taze üç süt anne tarafından emzirildi.

    Horkhaimmer, Riche, Junge gibi Frankfurt mektebine mensup psikiyatrist feylezoflar, Şişko Şefte  ileri yaşlarda da görülen düzgün karı memesi düşkünlüğünü, çocukluğunda üç süt annesi tarafından emzirilmesine bağlamaktadırlar. Ama kadın bedeninin diğer mahrem yerlerine düşkünlüğüne henüz ilmi bir izahat getirmekten acizdirler.

….Fıtrattan sınıf şuuruna sahip olan küçük Hasan, varisi olduğu mal, mülk ve servetten rahatsız oluyor, ailesinin mensup olduğu aristokrat sınıftan kopup emekçi sınıfların içine dahil olmak istiyordu.

    Babası Ahmet İhsan Efendi onu mahalle mektebine yazdırdı. Küçük Hasan okuldan sık sık kaytarıyor,  Humba dedesinin bostan tarlalarında kızları kovalıyor, yakaladığına Karacaoğlan’ın erotik şiirlerini okuyordu. Sonunda yavruların arasında bir eli yağda bir eli balda burjuva hayatına dayanamadı. Ve sekiz yaşında evden firar etti. Yıllar sonra bu firar için “ M. Kemal’in Samsun’a çıkması tarihimizde ne kadar önem arz ediyorsa, benim baba ocağından firarım da, aziz emekçi milletimin tarihinde o kadar önem arz ediyor” diyecekti. Annesi Emine hatun için ise bu firar, kadına yıllarca kanlı gözyaşı döktürecek bir kabustu. Zahidem türküsü bu acıyı anlatır.

Baba ocağından firar eden küçük hasan, Kütahya’da köfteci Hasan Usta’nın yanına çırak girdi. Çok kısa sürede aşçılığı kavradı. Kalfa olmadan usta oldu. Kütahya esnaf loncasında ‘Kızıl Ustalık Kuşağı’nı kuşanırken ustası yaptığı tebrik konuşmasında “oğlum senin adın hasan, benimki de hasan. Bundan sonra senin adın kara hasan olsun” dedi. Hazirun bu öneri teklifini hararetle alkışladı. Hasan memnuniyetle otuz iki dişini göstererekten, pişmiş kelle gibi sırıttı.

    Gel zaman, git zaman kara Hasan’ın meslekteki şöhreti önce vatan sathına, bilahare cihana yayıldı. Ülkenin ve dünyanın dört bir tarafından davetler alıyor, bok gibi para kazanıyordu. Kara Hasan çevresindekilerin, Karun kadar zengin oldun, kendine bi harem kur, mealindeki telkinlerine kulak asmadı. Dersaadetin Karaköy Yüksek Kaldırım mevkiinde muhteşem bir umumhane açtı. Giriş kapısına  rengarenk neonlarla “TÜRKİYE LAİKTİR, LAİK KALACAK!” yazdırdı. Münekkit eleştirmenler, biyografi yazarları Kok  Hasan’ın bu devrimci eyleminin Karacaoğlan’ın “ güzel dediğin hepimizin olmalı yağmur misali” mısraına post modern bir gönderme olduğu mevzuunda  hemfikirdirler. Ve neondaki sloganın dehşetli bir uzak görüşlülük olduğunu sözlerinin altını derin şekilde oyup çizerek belirtmektedirler. Kürt kerhane tatlıcılarının bir türlü anlam veremedikleri bu slogan, daha sonra kerhaneci laiklerin amentüsü olacaktı.

    Bu  arada mümtaz ve dahi necip milletimizin bir yandan hamburgercilerde tıkınıp, sonra da medya tarafından sürekli pompalanan, burjuva vücut estetiği 90-60-90  propagandasına  kapılıp diyetisyenlere, spor salonlarına oluk oluk para akıttığını görünce, Kok Hasan, oha ulan, çüş yani, oldu. Direniş için dal gibi vücudunu kamburlaştırdı ve göbek bıraktı. Adına gönüllü olarak şişman sıfatını ekledi. Şef Kok Kara Hasan, kara şişman Hasan oldu. Böylece eşcinsel erkekler, heteroseksist hıyarların kendilerini aşağılamak için kullandıkları ibne sıfatını resmen kabullenerek nasıl onlara geçirdilerse, Şef Kok Kara Hasan da, gürbüzleri aşağılamak için kullanılan şişman  sıfatını şeref onuruyla adının  önüne koyarak vatandaşlarımızın mühim bir kesiminin gönlünde taht kurdu.

Kara Şişman Hasan, şöhreti cihanı tutmuş aşçılığı, pezevenkliğinin yanı sıra usta bir bestekâr ve şarkı sözü yazarıdır. Örneğin mesela “Saçın uzun öreyim” türküsü söz ve beste olarak kendisine aittir.
“Saçın uzun öreyim”: burada romantizme sindirilmiş naifliği görüyoruz.
“Geç karşıma göreyim”: Örgülü uzun saçlı çırılçıplak bir yavru. Yoğun erotizmi düşünebiliyor musunuz?
“ Senin gibi zalime”: Hasan sınıf şuuruna fıtrattan sahip biri olarak, kendini erotizme kaptırmıyor,  diyalektik bir sıçrayışla zalim / baskı / faşizm kavramlarına çok ustaca gönderme yapıyor.
Ve müthiş bir final “Nasıl gönül vereyim”: Bu, soru değil. Bir haykırış, isyan.  Bu konuda Macar estetisyen George Lucaks’ın Hasan yoldaşın üç mütevazi mısraını üç ciltte analiz ettiği  Hasan’ın Şiirindeki Sır adlı bir tahlil incelemesi vardır.

Şef Kok Kara Şişman Hasan’ın hayatı ne zamana, ne de kelimelere, kitaplara sığar. Yazıyı onun ünlü bir sözüyle bitirelim. “Beni görmek demek, behemehal yüzümü görmek değildir. Benim için şeref hariç  aşka kadeh kaldırın yeter.

31 Aralık 2005 Ataköy

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder