Hatıralarımdan:
12 EYLÜL’DE KAÇAK PAZARCILIK
Hasan Gürkan
1.
12 Eylül faşist darbe sonrası. Aranıyoruz, kaçağız,illegal
yaşıyoruz.İstanbul Kadıköy de bir
dairede,örgüt evinde yani, Musa Kasa,karısı Meryem Hanım,çocukları Yakup,Necla,ve
küçücük Nejat.Sonra ben,eski karım Aysel ve bizim çocuklar- Emek oniki ve
Barış beş yaşında-hep beraber yaşıyoruz.
Musa abi, Yakup ve Emek’le pazarcılık yapıyor.Emek kavun karpuz tezgahında,Yakup ve babası sebze meyve
tezgahında.Gelirimiz çok kıt.Ben kamburumla müşekkel olduğum için, mecbur
kalmadıkça dışarı çıkmıyorum.Pazarda satamadıkları çarık çürüğü eve
getiriyorlar.Bir defasında çok patlıcan geldi.Kahvaltıda patlıcan
közleme,öğleyin patlıcan kızartma,akşama gene patlıcan kızartma.İkinci gün
akşam sofraya bi daha patlıcan gelince ,Barış öfkeyle haykırdı: “Ben yimem,şikerim
badılcanı!”
Her akşamüstü merakla pazarcıların dönmesini bekliyoruz.
Para kazanmışlar mı, ne getirecekler, başlarına bir şey mi geldi? Bu gün
oldukça geciktiler. Meraktayız. Kapının zili şifreli çaldı.Necla açtı.Musa
abi,kucağında Emek.,yarı baygın,somun gibi şişmiş kafası sargılı.Musa Kasa-
çocuklar ona, isimle hitap yasak olduğu için ‘Şişman Usta’ diyorlar-dudakları,gür
bıyıkları titriyor,suratı sapsarı konuşamıyor.Emek’e soruyorum “Nasılsın oğlum?”
Cevap veremiyor, kusmaya başlıyor. Aysel’in çığlığı kaplıyor ortalığı :” N’oldu
söylesenize, n’oldu oğluma!”
Yakup anlatıyor:”Çatalca pazarındaydık. İşimiz bitti, iyi
satış yaptık. Ben babamla sebze meyve tezgahını topladım.Kamyonet küçük,boşaltıp
geri döneceğim.Emek’in bundan haberinin olmadığını bilmiyorum.Hareket
ettim.Emek arkadan koşuyor,”Yakup abi,Yakup abi,diye bağırıyor.Ani frenle
durdum.Bir ayağıyla kamyonete atlayan çocuk,dengesini kaybedip asfalta
çakılmış,yerde yatıyordu. Musa Abi ağlayarak devam etti:”Kucakladım, hızla en
yakın özel kliniğe götürdük, biz bir şey yapamayız; tam teşekküllü bir hastaneye,
Amerikan yahut Fransız’a götürün dediler.
İyi de, bok gibi para ister o pezevenkler, para yok ki!”
Herkes suspus. Aysel’e “ Sen Nergis’i getir - Nergis Erdoğan
şimdi Çapa’da prof - ben para bulup
geleceğim dedim.Evden çıktım.Yürüyerek
Ali’ye gittim.- Ali Kurnaz yoldaşımız.Legalde çalışıyor.Kendisini yıllar
önce beyin kanamasından kaybettik.- Miktarı unuttum şimdi ama,bana çok acele, şu
kadar para bulmasını istedim.Ali, hiç bir şey sormadan gitti.Ben sigara üstüne
sigara,bekliyorum.Nihayet geldi.Yüklü bir meblağ uzattı,alıp çıktım.
2.
Aysel’le Nergis Emek’i alıp gittiler. Biz bekliyoruz.Sabaha
karşı geldiler,Emek yok yanlarında.”N’oldu,oğlan nerde?” dedim buz gibi bir
sesle. Aysel “Le Paix’ye yatırdık. Beyin
tomografisi çekildi.Yarın akşama kadar gözlemde kalacak,hayati tehlikesi
yokmuş.”dedi.Rahatladım,sinirlerim boşandı,hızla tuvalete koştum,kapıyı
kapattım,hıçkıra hıçkıra ağladım.
3.
Ertesi gün akşamüstü .Nergis Emek’i
getirdi.Başı sargılı ama,oğlan ayakta,gülümsüyor.Hepimiz sarıldık.Aysel
anlatıyor : ” Dün söylemedim.Nergis’le önce Çapa’ya gittik.Ben kapıda çocuğun
adını Ahmet diye yazdırdım,trafik kazası dedim.Nergis Acil’de adı Emek demiş ,işler
karıştı.Polis geldi.İfademizi aldı,emek’e çarpan(!) arabayı sordu,bir şeyler
uydurduk,ben sahte kimliğimi gösterdim.Çocuğu alıp kaçtık oradan Le paix’ye
gittik.
Emek anlatıyor,”Kamyonetten düştüğümde
bayılmıştım.Uyandığımda bir klinikteydim.Kendi kendime sorular soruyordum,ben
kimim,nerdeyim,bugün günlerden ne? Doktorlar ve hemşireler de benzer sorular soruyorlardı.
Hafızam yarım yamalak yerine gelmeye başladı eve döndük, gerisi malum. Şimdi
gene sizlerleyim.
Emek,bu kazadan sonra bir ay yatakta kaldı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder