“…Soru, bundan sonra nereye varacağımızdır. Eğer iktidarın olmadığı bir dünyaya geçebileceğimizi düşünüyorsak, zaten bizi ezen dünyanın tuzağına düşmüşüz demektir. İktidarsız bir dünya düşü bu dünyanın siyasal dilinin bir parçasıdır. Bu, insanlığa dair özcü fikirlere, insanlığın bir özcülükten ibaret olduğunu söyleyen fikirlere dayanır – bir rüyadır hem de tehlikeli bir rüya. İktidarın tamamen ötesine geçiş olmasa da, yine de iktidarı sınırlama ya da en azından tahakküm tehlikesini etkisiz hale getirecek şekilde iktidarı düzenleme imkanları vardır. Bu yollardan birinin özcü ve bütünleştirici mantıkların eleştirisinden geçtiğini öne süreceğim.” Saul NewmanEnstitü Hakkında Genel Bilgiler
Mühim Hadiseler Enstitüsü, İstanbul Üniversitesi içerisinde bir ekip çalışması olarak, bilgi paylaşımını ve iletişimi mümkün kılacak bir araç fikri olarak uç vermiş daha sonra bu iletişim fikri projelendirilerek genişletilmiştir. İstanbul Üniversitesi ile sınırlı kalmayıp açık bir bilgi ve iletişim platformu fikri üzerinde yoğunlaşılmış olup proje; ilerleyen günlerde hem İstanbul Üniversitesi’nden hem diğer üniversitelerden öğretim görevlileri ile ve çeşitli meslek birimlerinden alanında başarılı isimlerle paylaşılmış, öneri ve tavsiye aşamasında görüşlerine başvurulmuştur.
Bu aşamada projenin içeriği üzerine altı maddelik bir gündem saptanmış ve bunlar üzerine yoğunlaşılmıştır:
• Akademik bir bilgi yaklaşımına sahip ve politik bir söylem üslubu olan üniversite öğrencilerinin teorik tartışmalarına zemin hazırlayacak özgür bir ortamın gerekliliği.
• Üniversitelerde bir sınav-not ilişkisi haline dönüşen akademisyen-öğrenci ilişkisinin, tersine çevrilerek bilgi odaklı organik bir paylaşım sistemine dönüştürülmesine duyulan ihtiyaç.
• Gerek yazılı basın gerek internet medyasında; “özgür yayıncılık” söylemini kullanan en gözde ve muhalif yayın organlarında bile karşılaşılan editöryal anlaşmazlıkların üreten birey üzerindeki negatif etkileri.
• Ana akım medyanın hegemonik yapısı ve buna eklemlenen sekter örgütlerin üst bir anlatı diliyle yapılanan bildirimleri/bildirgeleri karşısında köşeye sıkışan bireye ulaşacak alternatif medya araçlarının sağlanması ve bu yönde prensip geliştiren diğer yayın organları ile de dayanışmak.
•Baudrillard’ın, “entelektüel çöplük” olarak vurguladığı günümüz internet ortamında internet kullanıcıların ve okuyucuların maruz kaldığı anonim bilgi bombardımanına karşı en azından genel temalarımız altında özgün içerik üretmek.
• Günümüzde medya araçlarına sahip olan egemen yapının belirlediği gündeme karşı okuyucunun pasif durumdan aktif duruma geçerek gündemini belirlediği interaktif ve güncel bir yayın organı gibi çalışacak ve akademik duvarlar ardında kapalı, otarşik bir yapı yerine serbest bir kürsü niteliği taşıyacak bir ortamın inşasının gerekliliği.
Enstitü’nün Plan Süreci
Mühim Hadiseler Enstitüsü, bağımsız bir iletişim platformu olarak, bireylerin kendi görüşünü özgürce ifade edebileceği, her türlü ayrımcılıktan, ötekileştirmeden, nefret söyleminden ve seçkincilikten uzak demokratik bir ortam olmayı hedeflemektedir. Bugün, ne yazık ki Türkiye’de çoğu medya organının, bir şekilde gündelik siyaset kurumuna eklemlendiğini ve bu şekilde pozisyon aldığını görüyoruz. Gündelik siyasetle ilişkili herhangi bir politik grubun kategorik olarak reddine veya savunulmasına yönelik bir direnç söyleminden ziyade, ihtiyaç duyduğumuz yaklaşımın ‘meta-anlatıları kırmak’ olduğunu düşünüyoruz. Günümüz toplumunda etkin olan en önemli meta-anlatılar; militarizm, şiddet, patriyarka, milliyetçilik ve faşizm anlatılarıdır. Yani demokratik bir topluma meydan okuyan tehlikeli anlatılar… Bu meta-anlatılardan en az bir tanesini yeniden üretmeyen bir ortamın imkansızlığını görüyor ve yarattığı bu boşluğun farkındayız. Toplumsal gerçekliğimizi üreten medyanın ihmal ettiği bu sorumluluğu ve yarattığı boşluğu, bağımsız bir iletişim platformu olarak bu sanal enstitü fikri ile doldurmaya adayız.
Örneğin; ODTÜ’de öğrencilerle polisin çatışması ve sonrasında yaşanan olaylar, iletişim olanağının bir handikabı olarak, habere ve medya söylemine dönüştü. Bazı gruplar nostaljik bir devrim referansıyla öğrencileri över, karşıt bir grup da öğrencilerin PKK ile olan ilişkisini kanıtlamaya gayret sarf ederken medyada adeta bir söylem savaşı dönüyordu. Bir yanıyla bir paradigma sorunu da yaşayan bu savaşı medya yürütüyordu ve esas mesele ihmal edilmişti sanki; o da “Göktürk 2” uydusu ile “banal milliyetçilik” dediğimiz olgunun tartışılmadan geçilmesiydi. Ayrıca her iki tarafta çatışmadan dolayı yükselen militarist damar, fark edilmeden geçildi. Nihayetinde şiddet ve baskı ile belirlenen ‘politik toplum’a eklemlenmiş bir tartışma dahilinde militarizm ve şiddet pozisyonları yeniden üretilmiş oldu.
Diğer yandan patriyarka, bugün, toplumun en önemli sorunlarından biridir. Çünkü gerek milliyetçilik, gerek militarizm onunla bağlantılı konumda eylem alanı bulmaktadır. Dolayısıyla biz, medya içerisinde iletişimin ve internetin olanaklarını dönüştürüp alternatif bir söylem alanı yaratırken -ki söylem mutlaka bir “gerçeklik” inşasını da beraberinde getirir- söz konusu meta-anlatılar üzerinden ikna edici bir demokratik söylem biçimini hedefliyoruz.
Mühim Hadiseler Enstitüsü;
13 yaşında, 26 kişinin tecavüzüne uğrayan N.Ç.’nin,
Şişli’de sokak ortasında vurulan Hrant Dink’in,
Beyoğlu Emniyeti’nde polis kurşunuyla hayatını kaybeden Festus Okey’in,
Roboski’de yaşamını yitiren 34 vatandaşımızın,
İstanbul Esenyurt’ta iş güvenliği olmaksızın çalıştıkları inşaat şantiyesindeki üç çadırda yanarak can veren 11 işçinin,
İstanbul Fatih’teki evinde boğazı kesilerek ve onlarca bıçak darbesiyle öldürülen trans birey Didem’in,
Mardin Kızıltepe’deki evlerinin önünde sadece 12 yaşında “yasadışı örgüt üyelerine operasyon” gerekçesiyle tam 13 kurşunla ve babasıyla birlikte katledilen Uğur Kaymaz’ın ve Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Şenlik köyünde koyun otlatırken askeri bölgeden atılan hava topuyla daha 14 yaşında çocuk bedeni onlarca parçaya ayrılan Ceylan Önkol’un,
Son 10 senede intihar eden 934 zorunlu askerin,
Ve…
Cumartesi Anneleri’nin yarattığı vicdani sorumluluğu görev addederek; sınırsız, sürgünsüz, özgür bir dünyanın düşünü kuran insanların düşlerini paylaşmayı taahhüt eder.
Enstitü’nün Hedefleri ve Genel Teması
Mühim Hadiseler Enstitüsü’nde hiç kimse son sözü söylemez; nihai söz diye bir şey mevcut değildir. Foucault’nun hatırlattığı gibi “söylenilen her söz, ardından gelecek diğer sözleri mümkün kılmak içindir ve sahibi tarafından söylenmesi gerekmez.” Enstitü fikri bu açıdan, yerel anlatıların sürece yayılan eylemselliğiyle şekil bulan demokratik bir ortamı mümkün kılıyor ve nefret dili kullanmamakla birlikte Enstitü’nün kuruluş metni bağlamında bireylerin düşüncesini ve inancını özgürce ifade edebileceği bir alan açıyor.
Bir genel yayın yönetmenine ve yönetim kuruluna sahip olmayan bu Enstitü, demokratik bir tartışma ortamı dahilinde okuyucu ile yazar arasındaki hiyerarşiyi ortadan kaldırıyor.
Enstitü, bir ‘Aydınlanma’ önermiyor ve Aydınlanma’nın da modernitenin bir meta-anlatısı olduğunu görüyor. Bu coğrafyada baskıcı siyasi mekanizmaların ele aldığı Aydınlanma projesinin sebebiyet vermiş olduğu travma dolu bir geçmişin farkında. Enstitü, mümkün kılacağı çok sesli medya alanı vesilesiyle bugünü, travma dolu bir geçmişin özgürce konuşulacağı ve alternatif bir güncellik kadar alternatif bir tarihin de görünür kılınacağı bir üslupla dönüştürebileceğini düşünüyor. Daha ziyade, Enstitü’nün önerdiği, Aydınlanmanın baskıcı anlatısından kaçınarak, , gündelik hayata yönelik bakışı çoğullaştırmaktır.
Dolayısıyla Enstitü, verili toplumsal kimliklerimizle ziyaret edilip, Enstitü’nün önerdiği bilgiyi doğrulayarak ayrılacağınız bir haber sitesine değil; demokratik bir ortamın çoğulcu yapısıyla sürekli dönüşecek, okudukça ve yazdıkça sabit bir ‘ben’den farklılaşacak ve her etkileşimde bir baskaşı olunabilecek dinamik bir eylem alanına yönelmeyi daha olumlu buluyor. Enstitü bunun için var; sade bir iletişim deneyiminden öte, verili toplum dahilinde bizi ‘biz’ yapan tüm kültürel kodlardan çıkarak, farklı kapıları aralayabilen bir yaşam deneyimini mümkün kılmak için; Yeni medyaya hakim olan popüler kültürün edilgenleştirdiği, Baudrillard’ın “sessiz yığınların gölgesinde toplumsalın sonu” şeklinde değerlendirdiği bir durumda, çok sesliliği harekete geçirip birbirimizle konuşarak aktif bir üretkenlik sağlamak için. Politik topluma eklemlenen her örgütün, henüz devlet olamamış bir iktidar olduğunun farkındalığıyla Enstitü, herhangi bir iktidar pozisyonuna talip olmaktan ziyade, sivil toplumdan hareketle farklı bireyselliklerin sağladığı çok sesli bir üslubun etkin olacağı demokratik bir girişimi önemsiyor. Politik toplumdan kasıt; direkt olarak “devlet aygıtı” olarak tanımlanabilirse de, aslında, devlet yönetimi ile devlet yönetimine talip olan örgütlenmeler ve bu örgütlenmelerin oluşturduğu toplum kast edilmektedir. İktidara alternatif bir politik örgütlenmenin medya ortamındaki eylemselliğini sağlamak yerine Enstitü, militarizm, ulus-devlet, patriyarka ve kapitalizmin meta-anlatılarını, her türlü ayrımcılık ve nefret söyleminden kaçınan yerel-anlatılarla karşılayan bir sivil toplum hareketi olarak, Türkiye’nin demokrasi sürecine katkıda bulunmayı hedefliyor.
Mühim Hadiseler Enstitüsü / Ocak 2013
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder