HOŞCAKALIN -5 Mayıs Taraf
1 Mayıs 1977'nin ertesi
günü Günaydın gazetesi, operasyon icabı, "Maocular Taksim'i kana
buladı" ya da "...işçi bayramını kana buladı"manşetiyle çıkmıştı.
Hangisiydi tam hatırlayamıyorum, ikisinden biri.
Bizim gazete de buna
benzer bir yayını sürdürmeye girişti.
1 Mayıs 1977, iyi
tasarlanmış bir devlet operasyonuydu. Solcular arasındaki akıl almaz
gerginlikten yararlanarak, birileri, sosyalistlerin belini bir daha
doğrulmayacak şekilde kırdılar. O meydana birçok yerden ateş açıldı. İnsanları
vurup öldürmekten çok, panik ve izdihama yolaçma gayesiyle. (Yine de,
vurulanlar oldu.) Alanın çevresinde görevli polislerin çoğunun bile
olacaklardan haberi yoktu. "Vazifeliler" belli ki daha sıkı ve gizli
bir operasyonun ruhuna uygun olarak hazırlanmıştı. Velhâsıl, 1 Mayıs 1977, bir
katliam girişimiydi, otuz küsur insanın öldüğü bir olaya ille de katliam denmek
istenmiyorsa.
Böyle bir olaya ortamı
sosyalist gruplar arasındaki ölümcül çatışmalar hazırladı, doğrudur. O âna
kadar eline pek silah almamış İGD'liler ile Halkın Kurtuluşu arasında 1 Mayıs
afişleri asılırken gece vakti çıkan arbedede Halkın Kurtuluşu'ndan bir genç
vurularak öldürüldü. 1 Mayıs'tan bir-iki gün önce. Duygular iyice bilendi.
DİSK'e Sovyetik eğilimliler egemendi ve "Maocular alana sokulmayacak"
diye ilân etmişlerdi. On binlerce kişiydiler, sendikaların çoğu onların
denetimindeydi, yani yanlarında işçiler de vardı, birilerini alana sokmak
istemezlerse bunu yapabilecek güçleri vardı. Maocu denen ve yine on binlerce
kişi olan gruplar, aynı şekilde, bir yere zorla girmeye kalkarlarsa bunu
yapabilecek güçleri vardı.Sovyetiklerin ve
Maocuların "Ortayolcu" dediği gruplar, tampon olsunlar diye aralara
yerleştirilmişlerdi.
Ben bu grupların biriyle
birlikteydim. Biz alana girdik, bugünkü Taksim Hill Otel önlerine geldik ve
olay başladı.
İlk nereden ateş edildi,
Maocular DİSK barikatının önüne geldiklerinde ne oldu, o sırada kimsenin
bilmesi mümkün değildi. Zaten ilk anda, pek çoğumuz, orada çatışma çıktı sanmıştık.Buraya kadarı doğru.
Fakat bundan sonrası da o
kadar doğru. Ben o alanda, müthiş bir çaresizlik ve umutsuzluk içinde, elindeki
incecik sopayı panzere atarak hiç değilse isyanını dışavurmaya çalışan
insanlardan biriydim.
İlk andan sonra, hepimize
saldırıldığından şüphemiz kalmamıştı.
AKM'nin önündeki polisler
bizim onlara saldırdığımızı sanarak can havliyle birşeyleri kendilerine siper
edip korunmaya çalışırken, bir panzer fırlamış, meydanın ortasında kaçışan
insanları ezmeye çalışmıştı. Alandaki birilerinin herhangi bir yere ateş
edebileceği bir durum da yoktu. Bizim gazetede ballandırılan masallardaki gibi,
"solcuların silahlarına sarıldığı" bir olay falan yaşanmadı, çünkü
herkes can derdine düşmüştü.
O sıradaki ruh halim, bize
saldıranların yanısıra kendimize kızmaktı, sonradan da bu değişmedi. Yıllardır,
şimdi çok önemli bir keşif yapmış gibi "solcuların kabahati"
konusunun üstüne atlayan ve neredeyse "1 Mayıs 1977'yi solcular
yaptı" demeye uğraşanlar kısa pantolonluyken, ben de, ne yazık ki az
sayıda insan da, 1 Mayıs 1977'ye nasıl gelindiğini herkese anlatmakla meşguldü.
Yıllarca bunu yaptık, yıllardır bunu yaptık. "Alana yaklaşan kalaşnikoflu
Maocular"masallarıyla değil, kendi
yaşadıklarımız, gördüklerimizle.
1 Mayıs 1977'ye ortam
hazırlanmasında bizim o zamanki dargörüşlülüğümüz ve mankafalığımız konu
edilmeli, doğru. Ama bunu bizim gazetede yapıldığı gibi, içinde "sol"
geçen her şeye -nedense- duyulan, içten bir düşmanlıkla, "hah,
bulduk!" edâsıyla yaptığınızda, amacınızın hakikate hizmet olduğuna
inanmak zordur. Bülent Uluer'le yapılmış görüşmeye "İlk kurşun
Maoculardan" başlığını atmak, sadece gazeteciliğe ihanet değil, düpedüz
kötü niyetliliktir (çünkü okuduğumuz habere göre, adam öyle bir şey dememiş).
Bugün solculuk, sosyalizm
vs. adına yenen haltları teşhir etmek başka şeydir, zamanında solcuların
katledilişini de solcuların üstüne yıkmaya kalkmak başka şey. Panzere ip
takılıp yerde sürüklenen PKK'li cesedi karşısında dehşete düşüp isyan etmeniz
için PKK'li olmanızın, hattâ Kürtlerin haklarından yana olmanızın bile
gerekmediği gibi.
Bizim gazete bir defa,
Muhsin Yazıcıoğlu-NTV hikâyesinde, "hah bulduk!" sendromu yüzünden
çuvallamıştı. Şimdi bunun ikincisine doğru doludizgin gidiyor. Ben bu gidişe
iştirak edemeyeceğim, herkesten özür dilerim.
Sadece bir noktayı
hatırlatarak veda etmek istiyorum: Bugün Türkiye'de, Kemalist değil sosyalist
olan, hareketlerine din ve dindar düşmanlığıyla yön vermeyen, sosyalizmi
demokrasinin çok derinleşmiş ve yayılmış bir hali olarak anlayan, kendi katillerinin
tarafında saf tutmuş sözde solcular tarafından uğradıkları her türlü hakarete
rağmen adalet ve demokrasi mücadelesinden vazgeçmeyen solcular var. Bizim
gazete "solcular" derken nedense onları hiç kastetmiyor. Ben de o
insanlardan biriyim ve bu tavırdan hem çok sıkıldım hem de açıkça mağdurum. O
kalpsiz Demirel'in lafını döndürüp solculara çarpmaya kalkmak için insanın
hayatında hiç Maraş katliamı gecesi TV izlememiş veya 1 Mayıs 1977 Taksim'i
gibi bir yerde bulunmamış olması gerekir.
Taraf gazetesi bence
Türkiye basın tarihinde, hattâ siyasî tarihinde çok önemli bir rol oynadı. Bunu
kimse inkâr edemez. Ben de, bu gazetede yazıyor olmanın getirdiği, maddî-manevî
her türlü yüke katlanarak bu işe destek olmaya çalışanlardan biriyim ve bundan
hiç pişman değilim. Taraf'a uzun ömür ve başarılar dilerim.
Bu gazetede yazdığım süre
içinde yazılarımla ilgili olarak beni yüreklendiren, onurlandıran değerli
okurlarıma çok teşekkür ederim.
Güçsüz düştüm, diyelim,
söylediğim laf bana anlamsız geliyor, diyelim, bütün kusur bende olsun.
Hoşçakalın.
Umit Kivanc'in soylediklerinin tumune butun kalbimle katiliyorum. Taraf'tan ayrilmasini da ilkeli bir tavir olarak goruyorum, biz bir sureligine onun yazilarindan mahrum kalsak da.
YanıtlaSilsiyasete soyle veya boyle bulasmis olan her birimiz mutlaka bir kez cok yanlis bir noktada durmusuzdur ve bu bize iyi bir ders olmustur. Anlasiliyor ki Halil Berktay bu dersi alamamis ya da gercekten aklini kaybetmis bir durumda
Taraf gazetesinin ise ne yapmaya calsitigini tam olarak anlayabilmis degilim, Umit Kivancin dedigi gibi nedenini anlayamadigimiz bir kizginlik mi? yoksa baska nedenleri de var mi? Bunu sanirim zaman gosterecek.
Ben kendi adima pek cok yazilamayani yazdigi, haberlestirdigi icin Taraf gazetesi aliyordum, bir kez Oya Baydar konusundaki tavri nedeniyle uzun sureli boykot etmistim, simdi yeniden boykot edecegim, icim elverip de alip okuyamayacagim.
Tavsan daga kusmus misalinde oldugu gibi degil bence, kendim icin anlamli bir boykot, deniz yildizi meselesindeki gibi....