17 Mart 2022 Perşembe

 

ŞİİRİN TÜRKÜNCÜ YILINDA

Barış Pirhasan


Nev-i şahsına münhasır bir zattı

Erkek Celal Amca, Urfalı

Asker olduğundan gizli sosyalist

Demokrat, özgürlükçü

Ve delicesine homofobik

Oğlum Yusuf 9-10 yaşlarında

Geçirmiş önlüğü üstüne

Bulaşık yıkıyor.

Komünümüzün (aile anlamında) kuralı bu

Emek paylaşılacak

Celal amca bir denge kurmak zorunda

Emekçi kimliğiyle maçoluk arasında

“Aferin Yusuf” diye çevirdi kazı

“Elbette annene yardımcı olacaksın

Evet bulaşık bile yıkayacaksın

Ama errrrrkek olduğunu bir an bile unutmayacaksın!”

 

Türklük de erkeklik gibi bir şey olmalı

Kırılgan, her an yumuşayabilir

Türk Şiiri değil de dersen Türkçe şiir

İncinir, mayası bozulabilir...











16 Mart 2022 Çarşamba

 

DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ


Haldun Dormen


Benim 93 yılım daha olsa yine tiyatroya adar, yine tiyatroyu sever, bu işle severdim yaşamayı. Sanatın her dalı ayrı bir güzel ama tiyatro sanatında insanın özü var, dünü- bugünü- yarını var.

Yıldız Kenter

Tiyatro, öğretici, besleyici ve sevecen bir kaynak. Kendi adıma konuşacak olursam, tiyatro benim hep insan kalmamı sağladı ve perçinledi, aşkla büyümemi sundu hayatıma. Sahi herkes için öyle değil midir?

Müjdat Gezen


Dionysos şenlikleriyle başlayıp gelişen tiyatro, asırlardır varlığını sürdürüyor. Merkezinde insan olan bu sanat, insan var olduğu sürece yaşayacak

Ayla Algan



“Tiyatro insana insanı insanla anlatma sanatıdır. Tiyatroyu sevin” diyor Muhsin Ertuğrul.

Ali Poyrazoğlu


Bu işin yüzde 50'si seyircidir, yüzde ellisi de biz. Oyuncuyla izleyici karşı karşıya gelmeden tiyatro dediğimiz mucize gerçekleşmiyor. İzleyicilerle oyuncular karşı karşıya gelmeden insan kadar eski, insan üzerine düşünme, insana bakma, eğlenirken insanı ve dünyayı yorumlama, yeniden yaratma işlemi gerçekleşmiyor.

Nevra Serezli

Dünya üzerinde ince nüanslar vardır. Yaşarken anlamaz sonradan anımsarız ve o esnada acısıyla tatlısıyla bir öpücük konar dudağımıza, eşsiz bir duygudur, hiçbir kitapta yazmaz. Böylesine özel bir şeydir tiyatro.  Birbirinden farklı nice insanı, duyguyu ve olguyu getirir, koyar sahneye

15 Mart 2022 Salı

 

TERÖRİST

BİR DEVLETİN PORTRESİ

Garbis Altınoğlu

Terörist Bir Devletin Portresi, Garbis Altınoğlu,
Çeviren Attila Tuygan, Belge yayınları


terör a. Fr. 1Korku salma, yıldırma. 2 Genellikle siyasi bir dava uğruna girişilen, toplumu korkutmaya, yıldırmaya yönelik her türlü eylem.

terörist, -tia. Fr. Terör yaratan, terör uygulayan.

Terörizm a. Fr. 1 topluma korku salma, insanları korkutma, yıldırma eylemlerinin tümü. 2 Siyasal bir amaca ulaşmak için terörü bir yöntem olarak kullanma.

“ Türkiye'deki siyasi tutsakların cezaevlerinde uğradığı mezalim elinizdeki kitabın belkemiğini oluşturmaktadır. Sunulan materyalleri çoğu, askeri cuntanın iktidara geldiği eylül 1980 ile kasım 2000 arasındaki dönemi kapsamakla beraber çalışma genişletilmiş, olaylrın arka planına ışık tutmak için Türkiye tarihine ilişkin bilgiler paylaşılmıştır

Siyasi tutsaklara yönelik sistamatik saldırıların ' müesses nizamın' devamı amacıyla işçilere, halklara ve onların ilerici güçlerine karşı yürütülen kampanyanın ayrılmaz bir parçası olduğunun ortaya konulması bu çalışmanın temel amacıdır. Diğer yandan topluma dayatılan hafıza yitimine yönelik bir karşı çıkış olarak da alınmalıdır.

Türkiye tarihinin bu, kirli ve karanlık bölümü mutlaka kayıt altına alınmalı ve asla unutulmamalıdır. Elinizdeki yapıt, tüm bu içeriğiyle kelimenin tam anlamında bir kitap değildir; daha ziyade faşizme yönelik bir iddianamedir.

GARBİS ALTINOĞLU



1946'da Amasya'da doğdu. İlkokulu Amasya'da ortaokul ve liseyi de İstanbul Haç Tıbrekevank'ta okudu.Lise yılarından başlayarak devrimci düşüncelere ilgi duyan Altınoğlu yükseköğrenimini Robert Kolej/ Boğaziçi Üniersitesi'nde sürdürdü.1972-74 yılları arasında cezaevinde yattığı için üniversite diplomasını ancak 1975' te alabilen Altınoğlu siyasal çalışmaları nedeniyle 1981 sonunda bir kez daha tutuklandı ve örgüt yöneticiliği suçlamasıyla idama mahkum edildi. 1991 sonunda infaz indirimi nedeniyle cezevinden tahliye edildi. 1993'te yurtdışına çıkmak zorunda kaldı ve çalışmalarını buradan sürdürdü.Devrimci kimliği ile solun çok farklı kesimlerinin takdirini kazanan 68 kuşağının öncü figürlerinden Garbis Altınoğlu, 14 Ekim 2019' aramızdan ayrıldı.

Altınoğlu bir bölümü sanal ortamda yayınlanmış olan çok sayıda makale yazdı. Çoğu, dünya, bölge ve Türkiye'yi konu alan yazıları, çeşitli derleme çalışmalarında yer aldı, dergilerde yayınlandı. Yayınlanmış derleme, çeviri ve eserleri şöyledir:

ESERLERİ:

Sovyetler Birliği ve Doğu Avrupa Nereden Nereye, Sun Yayıncılık 1990

Enver Hoca,Leninist Parti Ve Kadrolar, Sun Yayıncılık 1990 (Derleme)

Alia Revizyonizmi Üzerine, SunYayıncılık, 1991

Mao Zedung Ve Çin Devrimi Üzerine Eleştiriler, Sun Yayıncılık 1993 ( Derleme)

TKİH ve TKP/ML. Hareket Birlik Kongresi Belgeleri, Varyos Yayınları 1994 (Derleme)

TDKP Nereye? Vryos yayınları , 1995

Portrait of a terrorist state: A Summary of the Ordeal of political Captives in Turkish Prisons, CL, Publicasion, UK, 2001

Filistin-İsrail Dosyası, Pozitif yayıncılık, 2005 (Derleme)

Jozef Stalin: Söylence ve Gerçek, Su Yayınları 2009, 2009. (Çeviri)

Ortadoğu Seçme Yazılar, Belge Yayınları, 2011

Hikmet Kıvılcımlı'nın Saptamaları Işığında Osmanlı Ve Türkiye Tarihine Bakışlar, Peri Yayınları, 2016

Seçme Yazılar: Polemikler- I- II-III, Peri Yayınları, 2018

Terörist, Bir Devletin Portresi, Belge Yayınları,2021

10 Mart 2022 Perşembe

 

“O MAHUR BESTE ÇALAR

MÜJGAN'LA BEN AĞLAŞIRIZ”

Atilla İlhan


“Yolumuzu aydınlatan yıldızlardan meşaleyi devralmalıyız. Bir Deniz olmalı, Yusuf olmalı, Hüseyin olmalıyız.”

İzmir’de doğup büyüyen ve orada yaşayan Attila İlhan 6 Mayıs 1972 sabahı Karşıyaka’daki evinde antika radyosundan öğrenmiş Deniz, Yusuf ve Hüseyin’in sonsuzluğa uğurlandıklarını. Aynı gün içinde vapurda dalgaların sesi ile birlikte kopmaya başlamış şairin yüreğinden ilk dizeler; 

“Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız

O mahur beste çalar Müjgan’la ben ağlaşırız

Gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız

Yalnız kederli yalnızlığımızda sıralı sırasız

O mahur beste çalar Müjgan’la ben ağlaşırız”

  “12 Mart sonrasının kahır günleriydi. Bir sabah radyoda duyduk ağır haberi: Denizlere kıymışlardı. Karşıyaka’dan İzmir’e geçmek için vapura bindim. Deniz bulanıktı; simsiyah, alçalmış bir gökyüzünün altında hırçın, çalkantılı. Acı bir yel esintisinin ortasında aklıma düştü ilk mısra. Vapurda sessiz bir köşe bulup yüksek sesle tekrarladım. Vapurdan indikten sonra da rıhtım boyunca bu ilk mısraları tekrarlayarak yürüdüm.” Diye anlatıyor kendisi şiirinin yazılışını.

“Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı

Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı

Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı

Gittiler akşam olmadan ortalık karardı...”

KARANLIK YILLARIN İÇİNDE AYDINLIK

SAÇAN YILDIZLAR

    Ölümün karşısında bile aydınlıkları, kararlılıkları ve cesaretleri karartılamadı onların. Deniz ve yoldaşları karanlık yılların içinde aydınlık saçan yıldızlar gibiydiler. Gecelerin içinde ışıkları hala sönmeyen ve sönmeyecek yıldızlar. Hayata veda edişlerinin ardından kırk sekiz yıl geçmesine rağmen hala gelecek nesillerin yolunu aydınlatmaya devam ediyorlar. Düşledikleri memleket uğruna ölümü göze alacak kadar inançlı ve korkusuzlardı. Yaşatma, hep birlikte yaşama arzularıyla, öfke ve umutları ile çelikleşen yürekleriyle birlikte gençliğin talep ve ihtiyaçları önceliğinde parasız, demokratik ve bilimsel bir eğitim için, bağımsızlık için, sınıfsız, sınırsız ve sömürüsüz bir toplum için ölüme dahi göğüs gererek mücadele yollarında kararlılıkla yürüdüler.

                                            6.Filo

    1. Filoda görevli Amerikan askerlerine, emperyalizme karşı tutum alarak ve peşlerinde İstanbul gençliğini sürükleyerek kitlesel yapılan eylemlerin olduğu ve sonucunda Amerikan askerlerinin denize döküldüğü 6.Filo Eylemleri bizler için güzel bir örnektir. Yolumuzu aydınlatan yıldızlardan meşaleyi devralmalıyız. Bir Deniz olmalı, Yusuf olmalı, Hüseyin olmalıyız.


        “HAKLARIMIZI, TALEPLERİMİZİ SAVUNDUĞUMUZ

        HER YER 1 MAYIS ALANIDIR”

1 Mayıs

      Biz gençlerin kendi talep ve ihtiyaçlarımız doğrultusunda mücadele etmemiz gerektiğini gösteriyorlar bize. Koronavirüs salgını ülkemizi etkisi altına almışken bizim bilimsel ve demokratik eğitim alma, eşit ve ücretsiz sağlık hakkı, sırf sömürü devam etsin diye patronlar servetlerine servet katmaya devam etsin diye “genç işçiler ölüme gönderilmesin”, “ücretli izin verilsin” gibi taleplerimiz var. Bu 1 Mayıs belki evlerimizde kalmamız gerekecek, belki alanlarda olamayacağız ama biliyoruz ki haklarımızı, taleplerimizi savunduğumuz her yer bizler için 1 Mayıs alanıdır. Yine 1 Mayıs’ ta gençler olarak kendi taleplerimizi gerek sosyal medyadan gerek basılı yayınlardan duyurmaya devam





6 Mart 2022 Pazar

 

HASANAKİ BEŞ R’Lİ


ERRRRRKEK ÖDÜLÜ


Hasan Gürkan



*Bu ödül ilk defa 1997 baharında İstanbul’da düzenlendi.

 Şeddeli bir maço ödüle layık görüldü. 



AÇIKLAMA

Yedi iklim dört köşede, kadınların, bilhassa genç kızların, bu arada taze gelinlerin, dulların gündüz hayallerini, gece rüyalarını süsleyen;

bedenindeki arka ve ön engebelerle, çıkıntılarla erkek estetiğinin post modern timsali; 

şiir delisi, arkadaş delisi, aşk delisi, her soydan ve her boydan cinsi llatif in güzelliklerini keşfetme ve methetme üstadı olduğu için kimi  hasetlerin yalakalık iftirasına, kimi muhataplarının kasıntılarına kahramanca göğüs germiş;

eşsiz insan, büyük beyin, büyük yürek, koca kafa, hepimizin dostu arkadaşı sevgilisi; 

şu anda büyük bir fedakarlıkla, bizlere aramızda bulunma şeref ve bahtiyarlığı bahşeden muhterem Hasanaki’nin yeryüzünde  sevgi ve aşk yaşadıkça yaşayacak olan ölümsüz  ism-i alisi için,

her yıl “Bahara Merhaba” partisinde verilmek üzere

HASANAKİ

BEŞ R’Lİ ERRRRRKEK ÖDÜLÜ konmuştur.

 Ödüle adını veren hasanaki R’siz erkektir.


İSİM

Ödül, necip erkek milletinin derin  kültürünü göstermek, dış mihraklı hatunlar arasında küçük düşmemek için, yabancı

 medyada “BONDE RøV PRİS"olarak tanıtılmaktadır.

Bonde røv Danimarka dilinde köylü götü

manasındadır ve erkekleri övmek için kullanılmaktadır. Yani beş

 R’li tam errrrrkek demektir.


AMAÇ


Ö
dülün amacı Cenabı-ı Allahın bahşettiği az miktarda et fazlalığı sebebiyle hak ettikleri iktidarı beş bin yıldır büyük bir adalet ve liyakatle sürdüren erkek milletinin bölünmez bütünlüğünü cümle aleme bu vesileyle beyan ve ilan etmektir.

Burada Allahın bahşettiği fazlalıktan kasıt, kemale ermemiş çük olup halk arasında bülük, dümbül, pipi, sik, yarak gibi çeşitli adlarla anılmaktadır.

JURİ

Ödül jürisi o sene bahar sofrasına oturan zevattan müteşekkildir. Dedi koduya meydan vermemek için cins ayrımı yapılmayacak, kızlar,karı bayanları bile erkekler gibi bir oy hakkına sahip olacaktır.

ADAYLIK

Bahar sofrasına oturan her erkek, şahsındaki R’lerin miktarına bakılmaksızın ödülün doğal adayıdır. Ödülün kurucusu büyük bir yüksek gönüllülükle gönüllü olarak seçim dışı kalmaktadır.

OY KULLANMA

Herkes kendine göre en  beş R’li errrrrkek gördüğü bir adayın adını oy pusulasına yazacaktır. Seçimler gizli oy-açık tasnif prensibine uygun olarak yapılacaktır. İki adayın eşit oy alması durumunda kazanan açık alkış kuvvetine göre belirlenecektir.



ÖDÜL TÖRENİ

Ödül** kazananı belli olana kadar sırdır. Kazanana ödülünü pek muhterem Hasanaki, o zatı, kalbinde herhangi bir kötülük olmaksızın, iki yanağından kuvvetle ve şiddetle öperek verecektir.

** O senenin ödülü pazardan alınmış beş X larç dantelli kırmızı don ve sütyendi. Kazanana törenle giydirildi.















4 Mart 2022 Cuma

 

HAYAL ET!

İMAGİNE - JOHN LENNON



Hayal et cennetin olmadığını/ Denersen kolaydır

Cehennem yok altımızda/ Üstümüzde ise
Sadece gökyüzü / Tüm insanların
Bugün için yaşadığını / Hayal et

Hayal et ülkelerin olmadığını / O kadar zor değil bu
Uğruna öldürecek ya da / Ölecek bir şey yok
Ve din de yok tabii
Tüm insanların / Barış içinde yaşadığını
Hayal et / Hayalci diyebilirsin bana
Oysa yalnız değilim ben / Umarım bir gün sen de
Katılırsın bize/ Ve bir bütün olur dünya

Hayal et malın mülkün / Olmadığını
Merak ediyorum / Yapabilir misin
Ne açlık var ne aç gözlülük / İnsanların hepsi kardeş
Tüm insanların / Tüm dünyayı paylaştığını
Hayal et.

Hayalci diyebilirsin bana / Oysa yalnız değilim ben
Umarım bir gün sen de / Katılırsın bize
Ve bir bütün olur dünya



Müzisyen John Lennon, Paul McCartney ile 1957’de tanıştı ve onu kendi müzik grubuna davet etti. En nihayetinde, müzik tarihinin en başarılı şarkı yazarlığı ortaklığını oluşturdular. Lennon, The Beatles’tan 1969 yılında ayrıldı ve daha sonrasında eşi Yoko Ono ve başkalarıyla ile albümler çıkarttı. 8 Aralık 1980’de Mark David Chapman adındaki gözü dönmüş bir hayranı tarafından öldürüldü.


2 Mart 2022 Çarşamba

 

PROFESYONEL BİR

YALNIZ

Fulya Özlem

Bakanlıkta işe girdim haberi muhitimde büyük bir sevinçle karşılandı. “Yıllardır işsiz,üstelik torpili de yok, bu adamı nasıl müşavir yaptılar?” diye soran konu komşuya, ülkede bu alanda uzmanlık sahibi olan sayılı kişilerden biri olduğum, konu hakkında engin bilgi ve deneyimlerimden dolayı bu makama atanmış olduğum böbürlenerek anlatıldı. Hangi bakanlığın müşaviri olmuş peki? “Yalnızlık Bakanlığı'na. Sessizlik...

Ne olmuş Yalnızlık Bakanlığı'na müşavir olduysam? Yalnızlığın ülke bütçesine verdiği zarardan haberiniz var mı? Birkaç sene önce İngiltere'de yapılan bir araştırmada, yalnızlık sonucu ortaya çıkan sağlık sorunları,

-kalp hastalığı, inme, depresyon, vas-kaybedilen iş günü sayısı, işlerinde performans düşüklüğü ve genel bir iyi ve mutlu hissetme eksikliğine dair veriler incelenerek yalnızlığın devlete “maliyeti” hesaplandı ve bulunan rakam kişi başına yılda en az 9937 Sterlin idi! Ortalama asgari ücretin beş-altı katı diye düşünüp bizimkini siz hesap edin gayri.

Yani yalnızlığını gidip ötede yaşayacaksan, bize ekstra maliyet, sağlık sistemimize ekstra yük bindirmeyeceksen, muasır medeniyetlerle yarıştığımız, mutluluk ve refah endekslerinde sayende nal toplamayacaksak bize ne, senin yalnızlığından kardeşim? Hatta bu vatan seninle gurur duyar, seni kıskanır ve esefle kınar: bu kadar cümbür cemaat hareket eden -komüniter- bir toplumda yalnız kalabilecek bir alanı bulmuşsun da bunuyorsun, pes!

Ama işte günümüz insanın yalnızlığı çok masraflı; hayatta kalyım derken astarı yüzünden pahalıya geliyor. O yüzden devletler de artık halinizi hatırınızı soran, tam kendinizi uçurumdan atacakken don lastiğinizden yakalayan yapılara dönüştüler. Gül yüzünüze meraklı olduklarından değil; pahalı kardeşim, pahalı! Depresyondu, yalnızlıktı filan lüks böyle şeyler: bizi turp gibi sağlıklı, yanaklarından kan damlayan, motivasyonu yüksek, ekip çalışmasına bayılan, uyumlu ve prezantabl, neşeli ve enerjik köleler pardon vatandaşlar lazım.



İşte beni bu yüzden müşavir yaptılar. Yılların yalnızısın, tanıdığımız tek yalnız sensin, herkes birinin bir şeyi olduğu konusunda ısrarlı kimse “ ele güne karşı yapayalnız” olduğunu kabul etmiyor; o yüzden biz de önlem alamıyor, derman bulamıyoruz, vallahi bu işi çözersen sen çözersin, dediler. “ Ben yalnız değilim, tek başımayım” dedim, dinletemedim. Onların gözünde hep yalnızdım ama artık profesyonel bir yalnız oldum, sevgisizlikten besleniyorum, kelimenin tam anlamıyla...Sayın bakanımızda bu alanda en az benim kadar mahir bir zattır; kimi kimsesi olmayan huysuzun teki olarak başladığı kariyerinde sürekli bir adım ötesini hayal ederek kapasitesini geliştirmiş, öyle ki bundan böyle birbirimizi aramayacak olsak telefonumuz bir daha çalmaz, ölsek duyan olmaz.

Velhasıl sayın bakanımla Birleşik Krallık ve Japonya Yalnızlık Bakanlığı'ndan yetkililerle görüştük, iyi uygulamaları paylaştık. Japonlarla bir madalyonun iki yüzü gibiymişiz bu konuda: onlarda yalnızlık kültürel olarak da övülen, insanların öykündüğü bir hal olduğu için mağdurlar bunu bir sorun olarak kabul etmiyor ve çözüm aramıyor; bizde ise yalnızlık bilakis utanılan bir hal olduğu için kimse kalabalıklar içinde yalnız olduğunu kabul etmiyor ve çözüm aramıyor imiş; anonim anketlere sinsi gibi “çok yalnızım, hayatım da berbat” yazıp kaçarken iyiydi ama! Müşfik bir eş, hakikatli bir evlat, sıkı bir dost postunda birer sosyopat olarak portremiz.

Neyse ki sizi sizden çok düşünen bakanlığımız, yalnızlık için de yasal bir çerçeve düzenleyerek “yalnızlığı azaltma önemli paketini" yürürlüğe koydu. Tabi kültürel farklılıklarımız sebebiyle Birleşik Krallıklar ve Japonya'da çok büyük başarı elde ettiği söylenen, gönüllülük esasına dayalı “Arkadaş Edinme Programı” bizde işe yaramıyor. Çünkü ülkemizde yalnızlık salgınından en fazla etkilenenler, diğer ülkelerin tersine kalabalık aile bireyleri ve ofis çalışanları. Demek ki birbirini her gün görmekle birbirine karşı duyarsızlaşmak arasında pozitif bir korelasyon mevcut. Bu yüzden yalnızlığı azaltma önlem paketi çerçevesinde, öyle bir çözüm bulduk ki sizi makus talihin girdabından derhal kurtaracağız: Bohçanızı hazırlayın, sizi bu gece kaçıracağız. Evet, kaçıracağız. Sizi kaçırıp kendi tercihiniz olan ama kimsenin sizi tanımadığı bir yere bırakacağız. Orada Arrendt'in dediği gibi kimsenin iyilik ya da kötülük yapmak adına kim olduğunu gizlemesinin gerekmediği bir yerde, işte ancak orada gerçek iletişim mümkün olduğu için, siz de eylemlerinizi faili, sözlerinizin sesi olarak yeniden doğacaksınız. Gören gözlerin dinleyen kulakların karşısında bir “kim” olarak, potansiyel bir eyleyen, bir aktör olarak yeniden doğup görmek için bakacaksınız herkese, anlamak için duyacaksınız her sözü. Herkes orada tek başına kuracak kendini; ama hiç kimse yalnız olmayacak.


* Bavul dergisi, Şubat sayısı