PROFESYONEL BİR
YALNIZ
Fulya Özlem
-kalp hastalığı, inme, depresyon, vas-kaybedilen iş günü sayısı, işlerinde performans düşüklüğü ve genel bir iyi ve mutlu hissetme eksikliğine dair veriler incelenerek yalnızlığın devlete “maliyeti” hesaplandı ve bulunan rakam kişi başına yılda en az 9937 Sterlin idi! Ortalama asgari ücretin beş-altı katı diye düşünüp bizimkini siz hesap edin gayri.
Yani yalnızlığını gidip ötede yaşayacaksan, bize ekstra maliyet, sağlık sistemimize ekstra yük bindirmeyeceksen, muasır medeniyetlerle yarıştığımız, mutluluk ve refah endekslerinde sayende nal toplamayacaksak bize ne, senin yalnızlığından kardeşim? Hatta bu vatan seninle gurur duyar, seni kıskanır ve esefle kınar: bu kadar cümbür cemaat hareket eden -komüniter- bir toplumda yalnız kalabilecek bir alanı bulmuşsun da bunuyorsun, pes!
Ama işte günümüz insanın yalnızlığı çok masraflı; hayatta kalyım derken astarı yüzünden pahalıya geliyor. O yüzden devletler de artık halinizi hatırınızı soran, tam kendinizi uçurumdan atacakken don lastiğinizden yakalayan yapılara dönüştüler. Gül yüzünüze meraklı olduklarından değil; pahalı kardeşim, pahalı! Depresyondu, yalnızlıktı filan lüks böyle şeyler: bizi turp gibi sağlıklı, yanaklarından kan damlayan, motivasyonu yüksek, ekip çalışmasına bayılan, uyumlu ve prezantabl, neşeli ve enerjik köleler pardon vatandaşlar lazım.
İşte beni bu yüzden müşavir yaptılar. Yılların yalnızısın, tanıdığımız tek yalnız sensin, herkes birinin bir şeyi olduğu konusunda ısrarlı kimse “ ele güne karşı yapayalnız” olduğunu kabul etmiyor; o yüzden biz de önlem alamıyor, derman bulamıyoruz, vallahi bu işi çözersen sen çözersin, dediler. “ Ben yalnız değilim, tek başımayım” dedim, dinletemedim. Onların gözünde hep yalnızdım ama artık profesyonel bir yalnız oldum, sevgisizlikten besleniyorum, kelimenin tam anlamıyla...Sayın bakanımızda bu alanda en az benim kadar mahir bir zattır; kimi kimsesi olmayan huysuzun teki olarak başladığı kariyerinde sürekli bir adım ötesini hayal ederek kapasitesini geliştirmiş, öyle ki bundan böyle birbirimizi aramayacak olsak telefonumuz bir daha çalmaz, ölsek duyan olmaz.
Velhasıl sayın bakanımla Birleşik Krallık ve Japonya Yalnızlık Bakanlığı'ndan yetkililerle görüştük, iyi uygulamaları paylaştık. Japonlarla bir madalyonun iki yüzü gibiymişiz bu konuda: onlarda yalnızlık kültürel olarak da övülen, insanların öykündüğü bir hal olduğu için mağdurlar bunu bir sorun olarak kabul etmiyor ve çözüm aramıyor; bizde ise yalnızlık bilakis utanılan bir hal olduğu için kimse kalabalıklar içinde yalnız olduğunu kabul etmiyor ve çözüm aramıyor imiş; anonim anketlere sinsi gibi “çok yalnızım, hayatım da berbat” yazıp kaçarken iyiydi ama! Müşfik bir eş, hakikatli bir evlat, sıkı bir dost postunda birer sosyopat olarak portremiz.
Neyse ki sizi sizden çok düşünen bakanlığımız, yalnızlık için de yasal bir çerçeve düzenleyerek “yalnızlığı azaltma önemli paketini" yürürlüğe koydu. Tabi kültürel farklılıklarımız sebebiyle Birleşik Krallıklar ve Japonya'da çok büyük başarı elde ettiği söylenen, gönüllülük esasına dayalı “Arkadaş Edinme Programı” bizde işe yaramıyor. Çünkü ülkemizde yalnızlık salgınından en fazla etkilenenler, diğer ülkelerin tersine kalabalık aile bireyleri ve ofis çalışanları. Demek ki birbirini her gün görmekle birbirine karşı duyarsızlaşmak arasında pozitif bir korelasyon mevcut. Bu yüzden yalnızlığı azaltma önlem paketi çerçevesinde, öyle bir çözüm bulduk ki sizi makus talihin girdabından derhal kurtaracağız: Bohçanızı hazırlayın, sizi bu gece kaçıracağız. Evet, kaçıracağız. Sizi kaçırıp kendi tercihiniz olan ama kimsenin sizi tanımadığı bir yere bırakacağız. Orada Arrendt'in dediği gibi kimsenin iyilik ya da kötülük yapmak adına kim olduğunu gizlemesinin gerekmediği bir yerde, işte ancak orada gerçek iletişim mümkün olduğu için, siz de eylemlerinizi faili, sözlerinizin sesi olarak yeniden doğacaksınız. Gören gözlerin dinleyen kulakların karşısında bir “kim” olarak, potansiyel bir eyleyen, bir aktör olarak yeniden doğup görmek için bakacaksınız herkese, anlamak için duyacaksınız her sözü. Herkes orada tek başına kuracak kendini; ama hiç kimse yalnız olmayacak.
* Bavul dergisi, Şubat sayısı
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder