26 Nisan 2023 Çarşamba

 

     BİRİ HAKKINDA

   Hasan Gürkan


    Ben kalemimden çıkan bütün yazıları kendime yazdım. Bir yanım

 kopmaz karmaşık bağlarla geçmişime bağlı. Geçmişimi yıktılar,

 üzerinde tutunamıyorum. Öbür yanım geleceğim, yok.

  

    Küçülüyor, zavallılaşıyor, ama yok olmuyor. Kendi temellerimle,

 yapılanmamla çatışma “ biri” olmaktan kurtulma yerine uzlaşmayı,

 yok olmayanı yok saymayı tercih ediyorum. Bu benim ilk büyük

 aldanışımdır.

Geçmişim on altı-on yedi yaşlarımda başlıyor. Daha öncesinin

köklübir reddiyesi olarak giriyor hayatıma. Bütün benliğimi saran

büyük ve lekesiz bir adanış. Hayatımda bu adanışın dışında her şey tali ve ihmal edilebilir oluyor. Yeniden doğuyorum.  


     Erkek biçimlenişim, taşralıklarım, zaaflarım, çirkinliklerim, bütün

 zamanların en doğru ve şaşmaz ideolojisi önünde ufalıyor,

 küçülüyor, zavallılaşıyor, ama yok olmuyor. Kendi temellerimle,

 yapılanmamla çatışma “ biri” olmaktan kurtulma yerine uzlaşmayı,

 yok olmayanı yok saymayı tercih ediyorum. Bu benim ilk büyük

 aldanışımdır.


    Artık “bu tarafta ve bizim saf tayım. Ev, aile, çocuk, meslek gibi

 ‘dünyevi’ meşgaleler “biri”lerinin işi. Hayatımın sonraki dönemine

 rengini veren bu hercümerçte iradem ne kadar rol oynuyor, ne kadar

 birey olabiliyorum? Yolun bütün doğrultuları sanki kendimin

 dışında oluşturulmuş.

Şiiri, türküyü ve çiçekleri sevme yeteneğimi korumaya

çalışıyorum. Öte yandan bir kavga adamı olarak beğeniliyor ve

seviliyorum. O soluksuz koşturmaca da durup geriye bakacak

zamanım ve cesaretim yoktu. Başka hiçbir yerde bulamayacağım

dostluklar, öfkeler, aşklar, acılar, arkadaş ölümleriyle gelen kahırlar

yaşadım. Dünyanın bütün haksızlıkları, çirkinlikleri, zulmü gözüme

sinek gibi görünüyordu. “Her mil-i bahride dostum ve düşmanım

vardı”

Şimdi kopmak istediğim geçmiş, bu geçmiş değil. O dönemde

yıllar süren kendime dair bir yanılsamadan kurtulmak istiyorum.

Kendi çapıma, derinliğime dair önce kendimde sonra yakın ve geniş

çevremde var olan benim durmadan beslediğim illüzyonu

yıkmalıyım.

Reddedilmeyi, lanetlenmeyi tam olarak göze alamadın.

Hey Hasan Yoldaş sen, hep vasatların biçimlendirdiği, hep

güdülmüş, sürüden “biriydin". Azası olduğun cemaatte hiçbir zaman

yalnız kalmayı, diğerleri tarafından çatışma ve her ayrılık

noktasında Ebu zemzem kuyusuna işemenin ince yollarını aradın

ve buldun.

Sonra kabenizi yıktılar, ayağının altındaki zemin kaydı. Hala

karar verici soruyu adam gibi soramıyorsun, ellerin titriyor. Her

defasında bahaneler buluyorsun. Ya “biri” olduğunu kabul et; yahut

biri” gibi yaşama! Soruyu süründürmek neyi değiştirir. Sünepelik,

geleceği manasız bitmez tükenmez tekrarlarla yaşamaya boyun

eğme hali.

İğretilik bir yanı geçmiş olan “biri”nin öbür yanının adı.

Çürüme, uzun yavaş yavaş, uyuşuk bir ölüm.

Şimdi var gücünle kollarına atıldığın bir sevdaya tutunmaya

çalışıyorsun. Gözlerin hakikatin ve ışığın kaçağıdır. Neden “büyü

bozulduğunda…” diye başlayan cümleleri tamamlayacak cesaretin

yok? Eylemin bizatihi kendisi sade, sessiz ve vakur.

--------------------------------

1993 kış Beşiktaş





  



  


     


      


    



    

1 yorum:

  1. Keşke 1993 yılındaki sorgulamaların seni büyük yalnızlığın haklı duruşuna yönlendirebilseydi 😉

    YanıtlaSil