22 Ocak 2023 Pazar

 

İÇİMİZDEKİ İNSANI

ÖLDÜRMEK


KOPENHAG İŞKENCE


KURBANLARINI TEDAVİ


MERKEZİNDE


“Zorbalık karşısında sessiz kalan herkesin içindeki insan ölür”

W.Soyinka

Hasan Gürkan


                              Birinci Bölüm


                                          İnge Kemp Genefke

                   İşkence Kurbanları Tedavi Merkezi Kurucusu




        Ölümlerine Ağlanmayan Askerlerdi


                                        İlhan Erdost


      İlhan Erdost yıllar önce sıradan bir Ankara sabahına uyandığında, yüreği

 derin bir acıyla sarsıldı. Uzak bir Latin Amerika ülkesinden haberlerle

 doluydu gazeteler. Fotoğraflarda yüzükoyun kaldırımlara yatırılmış insanlar

 gördü. Askeri cemseler, tanklar, tel örgülerle çevrilmiş Santiago

 Stadyumu. Yanmış yıkılmış Başkanlık Sarayı, bir de “ölümlerine ağlanmayan

 askerlerdi” belleğine kazılan. Bir de ince uzun parmakları Victor Jara’nın.

 Günlerce gözlerinin içi yandı. Yıllar sonra postal dipçik darbeleriyle susacak

 genç yüreği, derin bir acıyla sarsıldı. O günlerde sanki bir kıl yumağıydı gelip

 gırtlağına oturmuş.


                                               Victor Jara


        Miguel Lee bizim Neruda’nın hemşerisi 

       bir bakır işçisidir.

                                       
              
                                              Miguel Lee

     Ne Ankara’yı, ne de İlhan’ın güleç yüzünü bilir. Bir gece yarısı evinden alınıp

sorguya götürülürken, çok uzak bir şehirde kendisi için acı çeken İlhan’ın

insan yüreğinden habersizdi.

“Gözlerim bağlıydı. Başıma metal bir çember geçirip kulak memelerime

 elektrot bağladılar. Elektrik verdiklerinde gücün yettiği kadar bağır, acın

 hafifler demişti arkadaşlarım. Elektriğin dozunu yavaş yavaş artırıyorlar.

 Sanki kafama aynı anda sayısız çiviler çakıyorlar. Bağırıyorum, sesim

 çıkmıyor. Dilime hakim değilim. Dişlerim birbirine çarpıyor, dilimi ısırıyorum,

 bağıramıyorum.

             Doktor İnge Kemp Genefke

      Nörolog. Sakin , kendine güvenli, minyon tipli bir kadın. Sesinde biraz

 hüznün, biraz öfkenin rengi var. Ya da bana öyle geliyor. İşkence Kurbanları

 Merkezi’nin yöneticisi. Hemşire Lone ile fizikoterapist İnge Blach’ın arasında

 oturuyor. Lone daha önce Af Örgütü’nde çalışmış, uzun boylu.

“Miguel ülkesinden kaçıp Danimarka’ya geldiğinde ruhi bunalım içindeydi.

 Hayata küskündü. Ne dil öğrenmek, ne de çalışmak istiyordu. Şimdi eski

 sağlığına kavuştu.

                  Duygusuz Bir pazartesi

Alışılmış bir kış günü yaşanmakta Kopenhag’ta. Sakin emeklileri, bürokratları,

 kartpostallara taş çıkartan karlı park manzaralarıyla duygusuz bir pazartesi

 sabahı. Sen Nöreport alanından 84 nolu otobüse binip Rigs Hospital’in

 önünde ineceksin. Taş avluya gir, ilerde diğerlerinin yanına sığınmış gibi

 küçük bir bina göreceksin. Köşede birkaç basamak bir merdiven ve bir levha:

RCT- Rehabilitiotions Center For Tarturofre.

İşkence Tedavi Merkezi



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder