İÇİMİZDEKİ İNSANI
ÖLDÜRMEK
KOPENHAG İŞKENCE
KURBANLARINI TEDAVİ
MERKEZİNDE
“Zorbalık karşısında sessiz kalan herkesin içindeki insan ölür”
W.Soyinka
Hasan Gürkan
Birinci Bölüm
İnge Kemp Genefke
İşkence Kurbanları Tedavi Merkezi Kurucusu
Ölümlerine Ağlanmayan Askerlerdi
İlhan Erdost yıllar önce sıradan bir Ankara sabahına uyandığında, yüreği
derin bir acıyla sarsıldı. Uzak bir Latin Amerika ülkesinden haberlerle
doluydu gazeteler. Fotoğraflarda yüzükoyun kaldırımlara yatırılmış insanlar
gördü. Askeri cemseler, tanklar, tel örgülerle çevrilmiş Santiago
Stadyumu. Yanmış yıkılmış Başkanlık Sarayı, bir de “ölümlerine ağlanmayan
askerlerdi” belleğine kazılan. Bir de ince uzun parmakları Victor Jara’nın.
Günlerce gözlerinin içi yandı. Yıllar sonra postal dipçik darbeleriyle susacak
genç yüreği, derin bir acıyla sarsıldı. O günlerde sanki bir kıl yumağıydı gelip
gırtlağına oturmuş.
Victor Jara
Miguel Lee bizim Neruda’nın hemşerisi
bir bakır işçisidir.
Ne Ankara’yı, ne de İlhan’ın güleç yüzünü bilir. Bir gece yarısı evinden alınıp
sorguya götürülürken, çok uzak bir şehirde kendisi için acı çeken İlhan’ın
insan yüreğinden habersizdi.
“Gözlerim bağlıydı. Başıma metal bir çember geçirip kulak memelerime
elektrot bağladılar. Elektrik verdiklerinde gücün yettiği kadar bağır, acın
hafifler demişti arkadaşlarım. Elektriğin dozunu yavaş yavaş artırıyorlar.
Sanki kafama aynı anda sayısız çiviler çakıyorlar. Bağırıyorum, sesim
çıkmıyor. Dilime hakim değilim. Dişlerim birbirine çarpıyor, dilimi ısırıyorum,
bağıramıyorum.
Doktor İnge Kemp Genefke
Nörolog. Sakin , kendine güvenli, minyon tipli bir kadın. Sesinde biraz
hüznün, biraz öfkenin rengi var. Ya da bana öyle geliyor. İşkence Kurbanları
Merkezi’nin yöneticisi. Hemşire Lone ile fizikoterapist İnge Blach’ın arasında
oturuyor. Lone daha önce Af Örgütü’nde çalışmış, uzun boylu.
“Miguel ülkesinden kaçıp Danimarka’ya geldiğinde ruhi bunalım içindeydi.
Hayata küskündü. Ne dil öğrenmek, ne de çalışmak istiyordu. Şimdi eski
sağlığına kavuştu.
Duygusuz Bir pazartesi
Alışılmış bir kış günü yaşanmakta Kopenhag’ta. Sakin emeklileri, bürokratları,
kartpostallara taş çıkartan karlı park manzaralarıyla duygusuz bir pazartesi
sabahı. Sen Nöreport alanından 84 nolu otobüse binip Rigs Hospital’in
önünde ineceksin. Taş avluya gir, ilerde diğerlerinin yanına sığınmış gibi
küçük bir bina göreceksin. Köşede birkaç basamak bir merdiven ve bir levha:
RCT- Rehabilitiotions Center For Tarturofre.
İşkence Tedavi Merkezi
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder