24 Aralık 2021 Cuma

 

“BİRİ” HAKKINDA

Hasan Gürkan



Ben kalemimden çıkan bütün yazıları kendime yazdım. Bir yanım kopmaz

karmaşık bağlarla geçmişime bağlı. Geçmişimi yıktılar, üzerinde

tutunamıyorum. Öbür yanım geleceğim, yok.

Geçmişim on altı-on yedi yaşlarımda başlıyor. Daha öncesinin köklü bir

reddiyesi olarak giriyor hayatıma. Bütün benliğimi saran büyük ve lekesiz bir

adanış. Hayatımda bu adanışın dışında her şey tali ve ihmal edilebilir

oluyor. Yeniden doğuyorum.

Erkek biçimlenişim, taşralıklarım, zaaflarım, çirkinliklerim, bütün zamanların

en doğru ve şaşmaz ideolojisi önünde ufalıyor, küçülüyor, zavallılaşıyor, ama

yok olmuyor. Kendi temellerimle, yapılanmamla çatışma “ biri” olmaktan

kurtulma yerine uzlaşmayı, yok olmayanı yok saymayı tercih ediyorum. Bu

 benim ilk büyük aldanışımdır.




Artık “bu tarafta ve bizim saftayım. Ev, aile, çocuk, meslek gibi ‘dünyevi’

 meşgaleler “biri”lerinin işi. Hayatımın sonraki dönemine rengini veren bu

 hercümerçte iradem ne kadar rol oynuyor, ne kadar birey olabiliyorum?

Yolun  bütün doğrultuları sanki kendimin dışında oluşturulmuş.

Şiiri, türküyü ve çiçekleri sevme yeteneğimi korumaya çalışıyorum. Öte

yandan bir kavga adamı olarak beğeniliyor ve seviliyorum. O soluksuz

koşturmaca da durup geriye bakacak zamanım ve cesaretim yoktu. Başka

hiçbir yerde bulamayacağım dostluklar, öfkeler, aşklar, acılar, arkadaş

ölümleriyle gelen kahırlar yaşadım. Dünyanın bütün haksızlıkları,

çirkinlikleri, zulmü gözüme sinek gibi görünüyordu. “Her mil-i bahride

dostum ve düşmanım var” dı.


Şimdi kopmak istediğim geçmiş, bu geçmiş değil. O dönemde yıllar süren

kendime dair bir yanılsamadan kurtulmak istiyorum. Kendi çapıma,

derinliğime dair önce kendimde sonra yakın ve geniş çevremde var olan

benim durmadan beslediğim illüzyonu yıkmalıyım.

reddedilmeyi, lanetlenmeyi tam olarak göze alamadın.


    Hey Hasan Yoldaş sen, hep vasatların biçimlendirdiği, hep güdülmüş,

 sürüden  “biri” idin. Azası olduğun cemaatte hiçbir zaman yalnız kalmayı,

diğerleri tarafından çatışma ve her ayrılık noktasında Ebu zemzem kuyusuna

 işememenin ince yollarını aradın ve buldun.

Sonra kabenizi yıktılar, ayağının altındaki zemin kaydı. Hala karar verici

soruyu adam gibi soramıyorsun, ellerin titriyor. Her defasında bahaneler

buluyorsun. Ya “biri” olduğunu kabul et; yahut “biri” gibi yaşama! Soruyu

süründürmek neyi değiştirir. Sünepelik, geleceği manasız bitmez tükenmez

tekrarlarla yaşamaya boyun eğme hali. İğretilik bir yanı geçmiş olan

 “biri”nin öbür yanının adı. Çürüme, uzun yavaş yavaş, uyuşuk bir ölüm.

Şimdi var gücünle kollarına atıldığın bir sevdaya tutunmaya çalışıyorsun.

Gözlerin hakikatin ve ışığın kaçağıdır. Neden “büyü bozulduğunda…” diye

başlayan cümleleri tamamlayacak cesaretin yok?

Eylemin bizatihi kendisi sade, sessiz ve vakur.


1993 kış Beşiktaş



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder