Varujan (1884-1915) Lorca (1898-1936)
Varujan Çankırı yollarında, Lorca Gırnata’da katledildi. Şiirleri, özlemleri bize, dünya haramzadelere kaldı…
Taniel Varujan benim çok sevdiğim Batı Ermenicesi şairlerinden biri.Bunu, Kars doğumlu Doğu Ermenicesi şairi Yeğişe Çarents'i unutmadan söylüyorum. Tapındığı tanrıya isyan şiirinin (Dırdunç-Şikayaat) şairi Bedros Turyan'ı (1851-1872) unutmadan.
Taniel Varujan
Eh,
mınak parov Asdvatz u arev
Eh,
hoşça kalın, Allah ve güneş
Allah'a
sitem, ona ve güneşe elveda.
Misak
Mezarentz (1886-1908)
Bir
kır yolu üstünde /Eteğinde bir dağın
Yolcu yolu gözleyen
/Bir kulübe olaydım
diyen şair. İkisi de o çağda şairin ince ruhunun nişanesi sayılan ince hastalıktan, veremden göçmüş.
Taniel Varujan'ın göçü öyle olmadı. Çankırı'dan şair-yazar öteki birkaç tutsakla birlikte salıverilecekleri söylenerek çıkartıldıkları yolda hunharca katledilen şair o. Nasıl katledildiğini yazmaya dil-kalem dayanmaz. Dayanmaz ama dayansın, söylemek gerekir…
Taniel Varujan'ın az sayıda şiirini bilirim, bu da bana yeter. Zaten Ermenicem hele şiir anlamaya yetmez, derken, ARAS'tan Ekmeğin Şarkısı kitabı geldi. Başlı başına bir pastoral destan, insan varlığının bel kemiği ekip-biçmenin, kağnının düvenin, sapın samanın, emeğin-alın terinin, buğdayın-unun, insanın, ekmeğin türküsü… Toprağa, tohuma, yaşamaya ve yaşama sevincine bir övgü, bir güzelleme. Ohannes Şaşkal çevirmiş Türkçeye.
Bu kitaptaki, Ekmeğin Şarkısı'ndaki şiirler arasında biri bana bir başka şairi, Federico Garcia Lorca'yı çağrıştırdı. Şaşıp kaldım…
Şimdi, bu iki şair de Akdenizli, biri doğusundan biri batısından. İkisi de otuzlarında kaybedilmiş. Benzerlik bitmiyor, ikisi de katledilmiş. Biri kurşunla, biri başı taşla ezilerek.
Benzerlik bu kadarla da bitmiyor. Varujan'ın 1915'ten önceleri yazdığına benzer bir duyguyu, yalnız duyguyu değil, bir söyleyişi, sonra Lorca, eminim Varujan'ı hiç duymadan bilmeden, neredeyse aynen kalıba döküyor.
Hasat
toplarım
Hasat
toplarım orakla,/Ay
benim yârim
Agoslar
gezer dolana./ Sevdiğim
gelin.
Başım
açık yal’nayak, /Rüzgâr
ne tatlı!
Tarlalarda
bir aylak. Sanki
deniz saçları.
…
Nice
demetler sardım,/Islanmış
gül ağacı
Oyunlarla
bağladım Açılmış
göğsü, bağrı.
…
Orağım
taşa vurdu,/Yârimin
yâri var
Taştan
bıldırcın uçtu./Ah,
ciğerim kanar!
Şimdi
bir başka şairden söz etmenin zamanı. Sabri Altınel’den.
Issızın
üstünde kar - Issızın üstünde çatılar
ve
Ah
uğultulu okul bahçelerinde
Kuru
yapraklarla sürüklenen gölgem
diyen
şairden, benim edebiyat öğretmenimden.
Sabri
Altınel Balıkesirli, Susurluk’tan. Nasılsa İstanbul’a yolu
düşmüş, St. Joseph’i anladık da, nasılsa Tıbrevank’a
Türkçe/Edebiyat öğretmeni olmuş bir özgün şair.
Kıraçlar’ın,
Issız
Çığlık’ın,
hele o Yaban
Yazıları’nın
şairi. Lorca çevirmeni. İşte onun birkaç Lorca çevirisi.
Aptal
Şarkı
Ana.
/Gümüşten olmak istiyorum.
Oğul,/Çok üşürsün sonra.
Ana. /Sudan olmak istiyorum.
Oğul,/Çok üşürsün sonra.
Ana./İşle beni yastığına.
Olur, oğul! /Hemen!
Deniz Suyu Baladı
Deniz
/gülümsüyor uzaklarda.
Köpükten
dişleri, /dudakları gökyüzünden.
-Ne satıyorsun karanlık kız, /rüzgâra verip göğsünü?
-Suyunu satıyorum, bayım,/denizlerin.
-Ne taşıyorsun kanında /kara genç?
-Suyunu taşıyorum, bayım /denizlerin.
-Nerden geliyor, ana,/bu tuzlu gözyaşları?
-Suyunu ağlıyorum, bayım,/denizlerin.
-Nerden doğuyor, yürek,/bu ağırbaşlı acılık?
-Çok acı,denizlerin suyu.
Deniz
/gülümsüyor uzaklarda.
Köpükten
dişleri, /dudakları gökyüzünden.
Akşamın
İki Ayı
Ninni
söylüyor akşam/ portakallara.
Kız kardeşim şarkı söylüyor : Dünya bir portakaldır.
Ay ağlayarak diyor : Bir portakal olmak istiyorum.
Olamazsın
kızım, /pembeleşsen de.
Olamazsın
bir limoncuk bile. /Yazık!
Turyan
ve Medzarents ince hastalığa yenik düştüler.
Çarents Lorca
ile aynı yıllarda Stalin mahpusunda kaybedildi.
Varujan Çankırı
yollarında, Lorca Gırnata’da katledildi.
Şiirleri, özlemleri bize, dünya haramzadelere kaldı…
Bu yazı ilk olarak Agos'ta yayımlandı




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder