20 Haziran 2021 Pazar

 BENİM İNSANLARI KAVGAYA, İSYANA ÇAĞIRAN SESİM HOŞGELDİN!

Hasan Gürkan



Merhaba,

Yüreğim bayram yeri gibi. Atlıkarıncalar, rengârenk macunlar, başı

 bulutlarda balonlarla, çocuklara sevincin taze sabah somununu

 üleştiriyor.

Merhaba,

Yüreğim Yıldız Parkı’nda bahar. Oturmuş hanımelleri, karanfiller,

kasımpatılar kokan tavşan kanı bir çayın keyfini çıkarıyor.

Fal bakan bütün Çingenler güzel.




Merhaba,

Yüreğim kabına sığmayan haşarı bir velet. Elinde sapan, komşu

evlerin camlarını indiriyor.




Merhaba,

Yüreğim gözü kara bir militan. Tandoğan Meydanı’nda ‘göğü fethe

 kalkan’ arkadaşlarla birlikte ışıklı bir geleceğin

 kapısını yumrukluyor.

Merhaba,

Yüreğim malumatfuruş bir âlim. Kalem değmedik kelimelerden hiç

bilinmeyen bir sevda dilinin gergefini işliyor.

Merhaba,

Yüzüne çaresizliğin gölgesi düşmüş, öyle olmaz!

Acılar sesini kuşatmış, öyle olmaz!

Gözlerindeki pırıltı üşümüş, öyle olmaz!

Sen benim için Saman Sarısı’nın büyülü dünyasısın.

Bana yakışıyorsun.

Seni iç dünyamı çiçeklere gark eden türküler gibi,

ustalarını kıskandığım berceste mısralar gibi,

güneşle yıkanmış çocuk kahkahaları gibi seviyorum.

En beklenmedik zamanlarda efelenmenin yalazı şavkıyan bakışların,

sesinin Piaf buğusu,



Kafkasyalı gümüş yüzüğün,

sağnak sonrası açan yaz güneşlerinin ferahlığı,

benim insanları kavgaya, isyana çağıran sesim, hoş geldin.







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder