27 Ocak 2021 Çarşamba

“SAKINCALI ŞARKICI” SELDA BAĞCAN

           “ben halkIMIN KAVGASIYIM”


 

Alıntı:Kafa Dergisi,Ocak 2021,Ayça Derin Karabulut 

“Yılda bir veya iki konsere izin veriyorlardı. Hep başkaları yapardı konserleri  ben karşıdan bakardım.Sakıncalı sanatçıydım ben! Uğur Mumcu'nun Sakıncalı Piyadesi vardır ya,öyle.Böyle anlatıyor Selda Bağcan yasaklı olduğu yılları.50. Yılında dünyaca tanınan bir şarkıcı.Selda Bağcan'la o zamanları ve geçen elli yılı konuştuk.


 

(...) Sekiz yaşında ilk konser:

    Biz Van’da ailecek konser verdik, babam her türlü enstürmanı çalardı. Bizi o yetiştirdi.O ünü de çok iyi hatırlıyorum.nasıl masum br kız çocuğu görüyorum anlatamam.Heyecanla şarkı söylüyordum o salonda.Ama şarkıcı olmak değildi hayali  o Selda’nın.Bir de ben şarkıları çok zor öğreniyordum, büyük abim kızıyordu bana.İki abim de bağıra çağıra yetiştirdi beni. (...)

 

Çok erken yaşta şöhret  oluyorsunuz.İyi/kötü yanları neydi,o yaşta bu kadar tanınmanın?

    15 yaşındaydım Ankara’da. Teyzemin oğlunun kırık telli bir gitarı vardı.Onunla müziğe başladık.Ankara Palas’a İtalyan bir orkestra gelmişti. Mario diye biri vardı.Nerden buldularsa iki büyük abim Mario’da gitar dersi almaya başladı.Onlar öğrenir, eve gelir bana öğretirlerdi.Sonra ben ondan daha iyi çalmağa başladım.Ve o klavyeye geçti,çok iyi bir müzisyen oldu.Benim Demokrasi Ve Özgürlüğü Çizmek albümündeki bütün şarkıların da aranjesi ona aittir.(...)


 Yabancı diliniz var mıydı,yoksa şarkıları mı ezberliyordunuz?

   Yoook, nerde...Bir tane bile yabancı dilim yoktu.Düz lisede okudum zaten.it’s a pencil,it’s a book seviyesi.Ama şarkıları ezberliyordum; İngilizce,İtalyanca, Fransızca, İspanyolca şarkılar...O dönemde Enrico Macias’ın Oh Guştare, guitare şarkısını söylerdim,bir kelime fransızca bilmeden, kafa göz yararak...rek(...)

 

Hiç umutsuzluğa kapıldığınız oldu mu? “olmayacak” diyerek pes ettiğiniz anlar mesela...

    Hiç olmadı.Çünkü 1982 yılında hapisten çıktığımda Unutursun Mihribanım diye bir türkü albümü yaptım.Ses getirdi. Sonra 84-85 te Memleketim’i yaptım.Ben müzik faaliyetlerime devam ettim.Hiç umutsuzluğa kapılmadım. Çünkü arkamda dev gibi bir plak firması  vardı.


 

Kariyerinizin 50. Yılındasınız.Sizi en mutlu ve tatmin eden dönem hangi dönemdir müziğe dair?

    İlk yıllar...İlk 4-5 sene. 1971’den 1975’e kadar süren gazino dönemi.Zeki Müren , Müzeyyen Senar gibi isimlerden önce çıkardım, assolistin önünde, düşünsene! 1975 ise duraklama devrimdi. 1976’da İnce İnce Bir Kar Yağar longplay’i çıktı Türkiye’de.Dünyada şimdi meşhur olan şarkılarım hep o albümde.O albümden dört şarkı dünyada hit oldu:İnce İnce Bir Kar Yağar, Yaylalar, Mehmet Emmi ve Yaz Gazeteci. İnce İnce’yi Mos Dof çaldı 2010’da,Grammy’ye aday oldu.Düşünebiliyor musunuz 1976’da yaptığınız Rock albümü,bütün dünyada bir şekilde ses getirdi.(...)

 

Yabancı pek çok hayranınız var. Sizin müziğin mayasında bütün dünyayı kucaklayan bir şey var, sizce o nedir?

    Sesimdeki tınıya bağlıyorum ben. Canhıraş feryatlarıma ve çok duygulu söyleyişime. Kısaca sesime! Daha sonra da müzikaliteme. Onların anladığı tarzda müzik yaptık.Sonuçta otantik müziği bizim kadar sevmezler. Mesela bana bozlak çok hitap eder ama, bozlağı tek başına dünyaya dinletemezsin. Böyle bir çalışma,karışım, çeşitlilik gerektirir. Ben de o müziğiyaptım.(...)


 

Sizin mesajınızla bitirelim sohbeti, bu röportajı okuyanlara ne söylersiniz?

    Gençler...İhtiras tramvayına binin, yola çıkın ve o tramvaydan hiç bir durakta inmeyin.

 

 

 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder