“SAKINCALI ŞARKICI” SELDA BAĞCAN
“ben halkIMIN
KAVGASIYIM”
Alıntı:Kafa Dergisi,Ocak 2021,Ayça Derin Karabulut
“Yılda
bir veya iki konsere izin veriyorlardı. Hep başkaları yapardı konserleri ben karşıdan bakardım.Sakıncalı sanatçıydım
ben! Uğur Mumcu'nun Sakıncalı Piyadesi vardır ya,öyle.Böyle anlatıyor Selda
Bağcan yasaklı olduğu yılları.50. Yılında dünyaca tanınan bir şarkıcı.Selda
Bağcan'la o zamanları ve geçen elli yılı konuştuk.
(...)
Sekiz
yaşında ilk konser:
Biz Van’da ailecek konser verdik, babam her
türlü enstürmanı çalardı. Bizi o yetiştirdi.O ünü de çok iyi hatırlıyorum.nasıl
masum br kız çocuğu görüyorum anlatamam.Heyecanla şarkı söylüyordum o
salonda.Ama şarkıcı olmak değildi hayali
o Selda’nın.Bir de ben şarkıları çok zor öğreniyordum, büyük abim
kızıyordu bana.İki abim de bağıra çağıra yetiştirdi beni. (...)
Çok
erken yaşta şöhret oluyorsunuz.İyi/kötü
yanları neydi,o yaşta bu kadar tanınmanın?
15 yaşındaydım Ankara’da. Teyzemin oğlunun kırık telli bir gitarı vardı.Onunla müziğe başladık.Ankara Palas’a İtalyan bir orkestra gelmişti. Mario diye biri vardı.Nerden buldularsa iki büyük abim Mario’da gitar dersi almaya başladı.Onlar öğrenir, eve gelir bana öğretirlerdi.Sonra ben ondan daha iyi çalmağa başladım.Ve o klavyeye geçti,çok iyi bir müzisyen oldu.Benim Demokrasi Ve Özgürlüğü Çizmek albümündeki bütün şarkıların da aranjesi ona aittir.(...)
Yoook, nerde...Bir tane bile yabancı dilim
yoktu.Düz lisede okudum zaten.it’s a pencil,it’s a book seviyesi.Ama şarkıları
ezberliyordum; İngilizce,İtalyanca, Fransızca, İspanyolca şarkılar...O dönemde
Enrico Macias’ın Oh Guştare, guitare şarkısını söylerdim,bir kelime fransızca
bilmeden, kafa göz yararak...rek(...)
Hiç
umutsuzluğa kapıldığınız oldu mu? “olmayacak” diyerek pes ettiğiniz anlar
mesela...
Hiç olmadı.Çünkü 1982 yılında hapisten
çıktığımda Unutursun Mihribanım diye bir türkü albümü yaptım.Ses getirdi. Sonra
84-85 te Memleketim’i yaptım.Ben müzik faaliyetlerime devam ettim.Hiç
umutsuzluğa kapılmadım. Çünkü arkamda dev gibi bir plak firması vardı.
Kariyerinizin
50. Yılındasınız.Sizi en mutlu ve tatmin eden dönem hangi dönemdir müziğe dair?
İlk
yıllar...İlk 4-5 sene. 1971’den 1975’e kadar süren gazino dönemi.Zeki Müren ,
Müzeyyen Senar gibi isimlerden önce çıkardım, assolistin önünde, düşünsene!
1975 ise duraklama devrimdi. 1976’da İnce İnce Bir Kar Yağar longplay’i çıktı
Türkiye’de.Dünyada şimdi meşhur olan şarkılarım hep o albümde.O albümden dört
şarkı dünyada hit oldu:İnce İnce Bir Kar Yağar, Yaylalar, Mehmet Emmi ve Yaz
Gazeteci. İnce İnce’yi Mos Dof çaldı 2010’da,Grammy’ye aday oldu.Düşünebiliyor
musunuz 1976’da yaptığınız Rock albümü,bütün dünyada bir şekilde ses getirdi.(...)
Yabancı
pek çok hayranınız var. Sizin müziğin mayasında bütün dünyayı kucaklayan bir
şey var, sizce o nedir?
Sesimdeki tınıya bağlıyorum ben. Canhıraş
feryatlarıma ve çok duygulu söyleyişime. Kısaca sesime! Daha sonra da
müzikaliteme. Onların anladığı tarzda müzik yaptık.Sonuçta otantik müziği bizim
kadar sevmezler. Mesela bana bozlak çok hitap eder ama, bozlağı tek başına
dünyaya dinletemezsin. Böyle bir çalışma,karışım, çeşitlilik gerektirir. Ben de
o müziğiyaptım.(...)
Sizin
mesajınızla bitirelim sohbeti, bu röportajı okuyanlara ne söylersiniz?
Gençler...İhtiras tramvayına binin, yola
çıkın ve o tramvaydan hiç bir durakta inmeyin.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder