ANKARA İSYANKARDIR TUTSAK KUŞLAR GÖRÜNCE
Ayşegül Çelik
Sabahın geç indiği bir odadayım.
bir çouğun şarkılarından ibaret kalemim
çok düşüm var kurulacak
çok da acım birbirinden ibretli
fakat umutlu bir oda bu güvercinli,
merhametli
sokakları yağmurlu bir oda,
caddeleri ıslak.
Ben bu odada senin için
Atilla İlhan’ın “yağmur kaçağı”nı yazdığımda
henüz küçücüktün
üşüyordun ama korkmuyordun karanlıkta
pişmanlığın yoktu, beklememiştin hiç
ama aylardan Temmuz’du.
Yaprak kımıldamıyordu Ankara’nın göklerinde
yaban otları boylanıyordu şafakla
oysa bir yağmur çoğalıyordu bu odada
bir güvercin ordusu eşliğinde
ve koşuyordu yüreğim
bütün kara parçalarında afrika dahil
elim kaleme değdi yarı güvercin yarı kanat
“üvercinka” diye bildiğin şiiri de ben yazdım
yine sana yazdım
bilmelisin Cemal Süreya da benim, Atilla İlhan da.
söğüdün dalına su yürüdü
tomurcuklarını okşadı ağaç
tutkulanasın istedim, yanasın,
bir başına aşık olasın bu kez
hem zaten yağmur altında sevişmenin
ne ilgisi olabilir ki Ümit Yaşar’la
sevgilim,
danseden bir şair ordusudur pencereden gördüğün
herkesin kendine benzeyen yalnızlığı gibi
sadece bir cürüme benziyor işte Bayram Balcı.
ve ben inatla diyorum ki,
sevgiyi bilen herkes bilmiştir seni,
sevgiyi seven kerkes öpmüştür seni siyah saçlarından
çocuk düşlerinden
ve bütün şiirler sana yazılmış olup,
bütün besteler sana yapılmıştır.
ve adı ne olursa olsun, bil ki hepsi bendendir,
hepsi sanadır.
bundandır zenginliğim,
yemez içmezliğim
esmerliğim
bundandır.
Değil mi ki senin kapkara saçların,
zeytin içi gözlerin
çocuk düşlerin
ve sevmeye hünerli parmakların vardır.

Çok güzel
YanıtlaSil