Okul öncesi ve
ilkokul çocuklarına yönelik
Çocuk Edebiyatı
Kemal Yalçın
Çocuk edebiyatı çocuksu, çocukça edebiyat demek
değildir. Çocuk edebiyatı, estetiğin ölçütlerine uyar, edebiyatın temel
özelliklerini içerir. Çocuk edebiyatı, çocuktaki beyin gelişimiyle ve beyin
işleyişiyle uyumlu olmalıdır. Çocuk, hiçbir zaman kendinin çocuk yerine
konduğunu hissetmemelidir.
BEYNİN YAPISI, İŞLEYİSİ VE ÖĞRENME
1.
Çocukta beyin gelişimi, öğrenme
ve dil edinimi
Öğrenmenin, düşünmenin,
hafızanın, duyguların, algıların, kişiliğin merkezi beyindir. Beyin bütün
vücudu aralıksız kontrol eder, hayatın devamını sağlamaya çalışır. İnsan ruhu,
canlı insan beyninin bir fonksiyonudur. İnsanla birlikte ruh da ölür.
Edebiyat, sanat doğrudan beyin
merkezlidir.
İnsan doğuştan getirdiği
milyarlarca beyin hücresiyle yaşamın tüm ihtiyaçlarını yerine getirir. Her gün
yüz bin kadar beyin hücresi ölür, 10-15 bin kadar beyin hücresi yenilenir. 0-6
yaş dönemi çocukta en hızlı beyinsel gelişmelerin olduğu bir dönemdir. Çocuk, 6
yaşına geldiğinde, kişiliğinin % 60-70’ini kazanmış ya da şekillendirmiştir. Bu
nedenle okul öncesi hayat insan hayatının en önemli dönemidir.
2. Konuşma ve görme mekanizmalarının gelişiminde edebiyatın önemi
Çocukta önce konuşma mekanizması
gelişmeye başlar.
Çocuk, 6 aylıkken dilin dilini,
anadilinin temel fonemlerini öğrenmeye başlar. Konuşma mekanizması 0-3 yaş arasında
tamamlanır. 0-3 yaş döneminde dilin fonemlerini kazanmayan bir çocukta dil
gelişimi sağlıklı olamaz.
Çocuk dili öğrenmez, dili edinir.
Bu nedenle çocukla doğru, tam ve
anlaşılır konuşulmalıdır.
Aynı zamanda çocuk
konuşturulmalıdır.
Konuşma mekanizması ile birlikte
görme mekanizması da gelişir. Bu nedenle çocukta konuşma ile görme
mekanizmalarının gelişiminde renkli, resimli kitaplar, masallar, insan ve
hayvan öyküleri önemli yer tutar.
3. Öğrenmede merak, istek ve ilginin önemi
Öğrenme beyindeki sinaptik
bağlantılarla olur. Bir beyin hücresinin ortalama 10 bin beyin hücresi ile
bağlantısı vardır.
Unutma sinaptik bağlantıların
çözülmesi ya da yok olması demektir.
İstek, merak, ilgi, sevgi
sinaptik bağlantıların sağlam ve kalıcı olmasında önemli rol oynar. Merakla
öğrenilen bilgi geç unutulur.
Bu nedenle çocuk edebiyatı
öğrenmede çok önemli yer tutar.
Çocuk edebiyatı çocukta merak,
ilgi uyandırmalıdır.
OKUL ÖNCESİ ÇOCUK EDEBİYATI
1. Edebiyat ve çocuk edebiyatı
Sözlük
anlamıyla edebiyat duygu, düşünce ve hayallerin söz ve yazı ile güzel ve etkili
bir şekilde anlatılması sanatıdır. Çocuk edebiyatı da genel anlamıyla duygu,
düşünce ve hayallerin çocukların dünyasına uygun söz ve yazıyla güzel ve etkili
şekilde anlatılması sanatıdır.
Çocuk
edebiyatı çocuksu, çocukça edebiyat demek değildir.
Çocuk edebiyatı, estetiğin ölçütlerine uyar, edebiyatın
temel özelliklerini içerir. Çocuk edebiyatı, çocuktaki beyin gelişimiyle ve
beyin işleyişiyle uyumlu olmalıdır.
Çocuk dünyayı bütünlüklü görür. Önce ağacı, daha sonra
dalları ve yaprakları görür ve anlar. Çocuklar dünyayı renkli, canlı algılar.
Çocuklar altı yaşına kadar hayal ile gerçeği
ayıramaz. Bu nedenle çocuklara gerçek
dışı olaylar gerçekmiş gibi anlatılmamalıdır.
Dil gelişimi doğrudan doğruya içinde yaşadığı kültürel
çevre ile bağlantılıdır.
2. Çocukların
gelişim süreci ve bu sürece uygun kitaplar
Çocuk
Edebiyatının temel sorumluluğu çocuklara resim ve dilin anlatım olanaklarıyla
ve sanatçı duyarlılığıyla kurgulanmış yeni yaşantılar sunmaktır. Çocuklar adına
üretilen yayınlar çocuk-edebiyat-sanat etkileşiminin olumlu yönde geliştirici
nitelikte olmalıdır.
Çocuk
kitapları yazan yazarlar kendi inandıkları, bildikleri doğruları tek doğru
olarak çocuğa belletmeyi amaçlamaları yanlıştır
Sanatçının
ve sanatın amacı beyin yıkamak değil, özgür düşünen, kişilikli, sağlıklı
beyinsel gelişime yardımcı olmaktır. “Benim bildiğim tek doğrudur,” anlayışıyla
yazılan bir kitap edebi bir eser kabul edilemez. Böyle kitaplar propaganda ve
beyin yıkama aracı olabilirler. Bir konuda kesin bilgiler aktarmak edebiyatın
değil, ders kitaplarının işidir.
3.
Okul öncesi ve ilkokul dönemi çocuk
kitapları için önemli ölçütler
a)
Dil
Çocuk
kitaplarında yalın, arı bir dil kullanılmalıdır. Cümleler olabildiğince kurallı
cümle olmalıdır. Devrik ve sonu getirilmemiş tümceler bu yaşlara göre değildir.
Öykülerde kısa tümceler ve çocuğun anlayabileceği sözcükler kullanılmalıdır.
Çocuk kitaplarının dili çocuğun yaşına uygun olmalıdır. Öykü kulağa hoş gelen
bir üslupla yazılmalıdır; dilin iç melodisine, ses uyumuna dikkat edilmelidir,
çünkü okul öncesi eğitimde öyküler yüksek sesle çocuğa okunacaktır.
b) Konu
Çocuk
edebiyatında konu çocuğun yaşına, beyinsel gelişiminin özelliklerine uygun
olmalıdır. Çocuk kitaplarında çocuğa görelik önemlidir. Konular sevgi,
kardeşlik, dostluk, yardımlaşma, çalışkanlık, hoşgörü, farklılıklara saygı,
barış kültürü, cesaret, umut gibi olabilir. Ölüm, boşanma, savaş, çevre
sorunları ve benzeri olaylar konu olarak okul öncesi kitaplara girmiştir.
Burada dikkat edilecek nokta bunları çocuğu üzmeden, umut vererek işlemektir.
c) Karakter
Çocuk
kitaplarında kişiler, kahramanlar inandırıcı olmalıdır. Uydurma tipler, çocukta
kuşku uyandıran kişilikler kitabın inandırıcılığına zarar verir. Ayrıca çocuk,
kahramanla özdeşleşebilmelidir. Ancak kahramanların nitelikli olması gerekir.
d)
Tema
Öykülerin ana fikri çocuğa göre olmalıdır. Örneğin
tembellik, söz dinleme, yaramazlık gibi temalar çocuğa göredir; çünkü bunlar
çocuğun yaşadıklarını içerir. Bu nedenle de onun kolayca algılayabileceği bir
nitelik taşırlar.
e)
Kurgu
Kurgu öykünün akışını belirler. Kurguda sebep sonuç
ilişkisi vardır. Olayların neden öyle geliştiğini açıklar. Çocuk öykülerinde merak
uyandıran bir girişten sonra olay ilginç bir biçimce anlatılmalı ve sonuca
varılmalıdır.
f)
Üslup
Yazarın üslubu çok önemlidir. Her yazarın bir üslubu vardır. Kimi yazar
öyküyü kahramanın ağzından, “ben anlatıcı” olarak, kimi de üçüncü kişi gibi “o
anlatıcı” olarak anlatır. Bazı yazarların şiirsel bir dili vardır. Çocuk
edebiyatında kafiye, ses uyumu, melodi önemlidir. Kafiye, ses uyumu, dilin iç
melodisi çocuğun dinlediği ya da okuduğu öykünün aklında kalmasına yardımcı
olur. Çocuk kitaplarında dil su gibi akmalı, kelimeler dile takılmamalıdır.
g)
Çocuk edebiyatında resim ve çizimlerin yeri ve önemi
Çocuk
kitaplarında resim ve çizimler çok önemlidir. Resim öyküyü tamamlayıcı
nitelikte olmalıdır. Ayrıca öyküye sadık kalmalıdır. Çocuğun kavrayacağı
nitelikte olmalı, görsel estetik taşımalıdır. Uyduruk, baştan savma, estetikten
yoksun resim, çizgi ve fotoğraflar çocuğun kitaptan soğumasına yol açar. Çocuk,
hiçbir zaman kendinin çocuk yerine konduğunu hissetmemelidir.
ÇOCUK KİTAPLARINDA ÖZ VE BİÇİM İLİŞKİSİ
Çocuk
kitaplarında öz ve biçim ilişkisi çok önemlidir. Çocuk kitaplarının boyutları,
kitap baskı tekniği ve baskı kalitesi çocuğun beyin gelişimine uygun olmalıdır.
Kitaplarda kullanılan kâğıdın cinsi, rengi ve kalınlığı çocukların yaşlarına,
bilgi ve becerilerinin gelişimine uymalıdır.
1. Ciltleme tekniği: Okul öncesi dönemde
çocuklar kitapları yırtmak isterler. Yırtmak çocuk için aynı zamanda bir
oyundur. Bu nedenle kâğıt kalınlığı ve cinsi kolay yırtılmayan cinsten
olmalıdır. Kitap ciltleri yapıştırma değil, dikişli olmalıdır. Kitap kapakları
mümkün olduğunca kalın mukavvadan olmalıdır.
2. Harf karakterleri ve büyüklükleri,
satır aralarının genişliği çocuğun yaşına, görme mekanizmasının gelişimine uygun
olmalıdır.
3. Sayfa düzeni, resimlerin sayfaya
yerleştirilmeleri, çocukta merak uyandıracak biçimde olmalıdır. Resimler
kaliteli olmalı, renkler cıvıl cıvıl, bahar renkleri gibi canlı olmalıdır.
ÇOCUK KİTAPLARININ İSİMLERİ
Çocukların adları gibi, çocuk
kitaplarının adları çok önemlidir. Çocuklar altı yaşına kadar hayal ile gerçeği
ayıramadığı için özellikle okul öncesi kitapların başlıkları somut
olmalıdır. Çocuklar kitapları
seçerlerken önce kitabın kapağına, kitabın adına ve kitabın adının yazıldığı
harf karakterine bakarlar. Çocuklar kitabın kabını beğenirse, iç sayfalarına
bakar, konusu ile ilgilenir.
Bu konuda kendi deneyimlerimi ve
gözlemlerimi kısaca anlatmak istiyorum. Bugüne kadar iki dilli sekiz çocuk
kitabı yayınladım. Bu kitapları çocuklara sunuyorum. Çocuklar bazı kitaplarıma
az ilgi gösteriyorlar. Bunun üzerine öğretmenlik yaptığım ilkokullarda her
sınıfta kitaplarımı gösterdim. “Bu kitapların fiyatları aynı. İçerisinde ne
olduğuna bakmadan hangi kitabı alırsınız?” diye sordum. Öğrencilerim genellikle
başlığı anlaşılmayan kitaplarıma ilgi göstermediler. Örneğin, “Uçurtmam
Bulutlara Takıldı” başlığını çoğu öğrenci anlamadı.
“Minarede Bir Kuş Var” başlığını
koyarken “Minarede Bir Kuş Var / Kanadında gümüş var” türküsünü düşünmüştüm.
Halbuki öğrencilerim bu türküyü duymamıştı. Dolayısıyla başlığı kendime göre
koyarak yanlış yapmışım. “Yavrusunu Arayan Kuş” başlığını öğrencilerimin çoğu
sevdi. Çünkü somuttu.
Okul öncesi ve ilkokul birinci ve
ikinci sınıf çocukları için bir sincap öyküsü yazmıştım. Kitabımı birinci sınıf
öğrencilerime okudum. Bu kitap için düşündüğüm başlıkları tahtaya yazdım:
“Yavru Sincap’ın Cevizleri”, “Küçük Sincap ve Cevizler”, “Yavru Sincap ve
Karga”, “Yavru Sincap”
“Çocuklar okuduğum bu öyküye göre
bu dört başlıktan hangisi sizin hoşunuza gitti?” diye sordum. Pek ses çıkmadı.
Sevgi isimli öğrencim parmak kaldırdı. “Öğretmenim, bu kitabın adı Yavru
Sincap’ın Rüyası olsun,” dedi. Sınıftaki çocuklar Sevgi’nin önerisini
alkışladılar. Diğer okullardaki öğrencilerime de aynı başlıkları sundum.
Sevgi’nin başlığı hep birinci geldi. Benim başlıklarımı pek beğenen olmadı.
Böylece kitabın ismini Yavru Sincap’ın Rüyası koydum.
Yazmayı düşündüğüm birkaç öyküyü
önce öğrencilerime anlattım. İlgilerini çekmedi. Ben de yazmadım. Bir öyküyü
kendime göre kurgulamıştım. Bir öğrencim, “Öğretmenim burada abartma var!”
dedi. Farkına varmamışım. Bu ağır eleştiriden sonra kurguyu değiştirdim.
Yetişkin bir insanın çocukların
dünyasına göre yazması zor oluyor. Bu zorluğu çocuklarla konuşa konuşa aşmaya
çalışıyorum. Öğrencilerim bana çok şey öğretiyorlar.
ÇOCUĞUN GELİŞİM EVRELERİ
Eğer Çocuk Edebiyatı çocuklara uygun duygu ve
düşüncelerin sözlü ya da yazılı bir şekilde güzel ifade edilmesi olarak
tanımlanıyorsa çocuk kavramını açmak gerekiyor. Çocuk kavramı artık 0-18 yaş
olarak belirtiliyor. Yani, bebekler ve gençler de çocuk kapsamı içindedir. Çünkü
çocuk gelişen ve olgunlaşan bir varlıktır. Bu gelişme ve olgunlaşma doğumdan
başlayıp yetişkin olana dek sürüyor. Elbette bebekler ve gençler çok farklıdır.
İşte çocuk edebiyatını zor kılan da budur. Çocuklar her gelişim devresinde
farklı duygu ve düşünceler sergiler:
0-6
yaş: okul öncesi dönemi
1-3 yaş: bebeklik dönemi
3-6 yaş: okul öncesi çocuklar
7-9 yaş: ilkokul masal dönemi
10-13 yaş: serüven dönemi
14-17 yaş: gençlik dönemi
1-3 yaş: bebeklik dönemi
3-6 yaş: okul öncesi çocuklar
7-9 yaş: ilkokul masal dönemi
10-13 yaş: serüven dönemi
14-17 yaş: gençlik dönemi
Okul öncesi dönem:
1.
0-1 yaş
2.
1-2 yaş
3.
3-6 yaş
Okul dönemi:
4.
İlkokul 1. sınıf
5.
İlkokul 2. sınıf
6.
İlkokul 3. sınıf
7.
İlkokul 4. sınıf
ÇOCUĞU KİTAPLA NE ZAMAN TANIŞTIRMALI?
Uzmanlar
çocuk anne karnındayken bile ona kitap okunabileceğini söylüyorlar. Okunanı
anlamaz elbette, ama okuma ritminin getirdiği ahengi algılayabilir, diyorlar.
(Machado, 1990) Çocuk doğar doğmaz sesleri bir yetişkin kadar duyar. (Crystal,
1986) Örneğin görme böyle değil. Dinleme ise duymaktan farklıdır. Dinleme alıştırmayla
gelişir. Çocuğun anadilini öğrenmesi için dinleyebilmesi gerekir. Dinlemeyi
öğrenmesini sağlamak maksadıyla ona, daha konuşmaya başlamadan önce de öykü
anlatılabilir.
0-1 yaş: Bu dönemdeki bebek gereksinmeleri giderilmişse
mutludur ama ilgi bekler. Konuşamaz, ama dinler. Ona, o anda uydurduğunuz
kısacık bir öyküyü bile anlatabilirsiniz. Dediğinizi anlamaz, ama öyküde
tekrarlar varsa, sesiniz de yumuşaksa sizi severek dinler. Önemli olan dinleme
alışkanlığı kazanmasıdır
.
.
1-2 yaş: Çocuğun benliğinin gelişmeye başladığı devredir. 1
yaşında konuşamaz, ama kelime dağarcığı oluşmaktadır. 2 yaşa doğru tümce
kurmaya, bir sayfadaki resimlerin neler olduğunu tanımaya başlar. Ancak bu
yaşta daha kitabın ne olduğunu bilmez, eline aldığı kitabı yırtmak ister. Yırtılmayan
bez kitaplar, plastik kitaplar, tahta ya da karton kitaplar bu yaşa göredir.
Her sayfasında tek bir resim olan kitaplar daha uygundur.
Çocuk
konuşmayı öğrendikten sonra başı sonu olan bir öykü okunabilir.
Bu yaştaki çocuk için en iyisi bir deftere resim yapıştırarak yapılan kitaplardır. Resimde neyi tanıyabiliyor ve seviyorsa onların resimlerinden oluşan bir defter-kitap yerinde olur. Yırtılsa da kimse üzülmez. Bu yaştaki çocuğa kitap okurken onu ya kucağımıza almalı ya da yanımıza oturtup ona sarılarak okumalı, anlatmalıyız.
3-6 yaş arası çocuklar: Çocuk bu çağda bağımsız olmak, bazı şeyleri kendi başına yapabildiğini göstermek ister. Elini yıkamak, giyinmek, yemeğini yemek gibi. Ancak okul öncesinde okumayı beceremediği için bu iş yetişkinlere kalmıştır. Ama bu iyi yapılmazsa çocuk zamanla kitaplardan soğur. Okumaya çocuğun dikkatini topladığından emin olup öyle başlamalı. Öyküyü okurken tiyatroda oynar gibi, canlı ses tonları kullanmalı. Daha doğrusu, okumaktan çok anlatıyor gibi olmalıdır. Bu dönem gerçekçi dönem diye tanımlanmıştır. Çünkü çocuk bu yaşta günlük olaylarla ilgilenir. Evin dışında bir dünya olduğunu öğrenir.
Okul, öğretmen, manav, komşu ve çevresinde gördüğü hayvanlar ona ilginç gelir. Örneğin bir kedinin süt içişi bu yaştaki çocuk için harika bir olaydır! Ancak gerçekle hayali şeylerin arasındaki farkı bilmez.
Bunları birbirine karıştırır.
Bu yaştaki çocuk için en iyisi bir deftere resim yapıştırarak yapılan kitaplardır. Resimde neyi tanıyabiliyor ve seviyorsa onların resimlerinden oluşan bir defter-kitap yerinde olur. Yırtılsa da kimse üzülmez. Bu yaştaki çocuğa kitap okurken onu ya kucağımıza almalı ya da yanımıza oturtup ona sarılarak okumalı, anlatmalıyız.
3-6 yaş arası çocuklar: Çocuk bu çağda bağımsız olmak, bazı şeyleri kendi başına yapabildiğini göstermek ister. Elini yıkamak, giyinmek, yemeğini yemek gibi. Ancak okul öncesinde okumayı beceremediği için bu iş yetişkinlere kalmıştır. Ama bu iyi yapılmazsa çocuk zamanla kitaplardan soğur. Okumaya çocuğun dikkatini topladığından emin olup öyle başlamalı. Öyküyü okurken tiyatroda oynar gibi, canlı ses tonları kullanmalı. Daha doğrusu, okumaktan çok anlatıyor gibi olmalıdır. Bu dönem gerçekçi dönem diye tanımlanmıştır. Çünkü çocuk bu yaşta günlük olaylarla ilgilenir. Evin dışında bir dünya olduğunu öğrenir.
Okul, öğretmen, manav, komşu ve çevresinde gördüğü hayvanlar ona ilginç gelir. Örneğin bir kedinin süt içişi bu yaştaki çocuk için harika bir olaydır! Ancak gerçekle hayali şeylerin arasındaki farkı bilmez.
Bunları birbirine karıştırır.
3-6
yaş arasındaki çocuk artık dilin kurallarının büyük bir kısmını öğrenmiştir.
Düzgün dil kullanmak çocuğun edindiği dil becerisini geliştirir ve pekiştirir. Bu yaştaki çocuk tekerlemeleri,
kafiyeli deyişleri çok sever. Ancak dikkati çabuk dağılır. Öyküler kısa ve
hareketli olmalı, kısa zaman dilimi içinde geçmelidir. Bu dönem çocuğun fiziksel
olarak hızla büyüdüğü ve faal olduğu bir devirdir. Dinlerken hep kıpır
kıpırdır. Bu nedenle de öyküler kısa tutulmalıdır. Çocuk dinlerken el çırparak,
el sallayarak katılabilirse dikkati dağılmaz ve daha uzun süre dinleyebilir. Çocuk
bu dönemde öyküyü radyodan, ses bandından kolayca takip edemez. Bir tümce kaçsa
dikkati dağılır. Bu nedenle de kitapta göreceği resimler önemlidir. Resimler
hem anlamaya yardımcı olur, hem de dikkatini tutmaya yarar. Ayrıca çocuk
dinlemiş olduğu bir öyküyü resimlere bakarak tekrar okuyabilir.
ÇOCUKLARA NEDEN KİTAP OKUMALI?
Çocuk önce
emekler, sonra yürür. Önce ses çıkarır, ağlar, sonra konuşur. Aynı şekilde çocuk
önce dinler, sonra okur. Çocuğun okumasını istiyorsak, dinleme alışkanlığı edindirme
yolunun kitap okumaktan geçtiğini unutmamalıyız. Çocuğun ileride okumayı
sevmesi için ona bol bol kitap okumalı. (Russel, 2007) Bunun yaşı yoktur. Ne
kadar erken başlanırsa alışkanlık yaratabilme o kadar kolay olur.
İleride
okulda başarılı olması için de ona kitap okumalıyız. Okul başarısı okumaktan ve
okuduğunu anlamaktan geçer. Çocuğun okuma alışkanlığı varsa ders kitaplarını da
okuyacak ve anlayacaktır. Bu da başarısına katkı sağlar. Okuma bir öğrenme
aracıdır. Kısacası, çocuğun başarılı olması isteniyorsa okul öncesinde ona bol
bol kitap okunmalıdır.
Çocuklar 3-6 yaş arası dönemde kitap okuma
faaliyetinden neler öğrenirler?
- Kitapların bir öyküyü anlattığını,
- Kitapların önü arkası olduğunu ve öykülerin başı sonu olduğunu,
- Sayfadaki işaretlerin yazı olduğunu,
- Okumanın soldan sağa doğru olduğunu,
- Resimlerin de öyküyü anlattığını,
- Öykülerin uydurulmuş olduğunu ama bazılarının gerçek şeyleri anlattığını,
- Öykülerin bazılarının acıklı, bazılarının komik, bazılarının heyecanlı olduğunu öğrenirler.
- Kitapların bir öyküyü anlattığını,
- Kitapların önü arkası olduğunu ve öykülerin başı sonu olduğunu,
- Sayfadaki işaretlerin yazı olduğunu,
- Okumanın soldan sağa doğru olduğunu,
- Resimlerin de öyküyü anlattığını,
- Öykülerin uydurulmuş olduğunu ama bazılarının gerçek şeyleri anlattığını,
- Öykülerin bazılarının acıklı, bazılarının komik, bazılarının heyecanlı olduğunu öğrenirler.
İlkokul çağında çocuk kitapları:
İlkokul
1. sınıftan itibaren çocuk okuma öğrenmeye başlar. Kitaplar çocuğun yaşına
ve müfredat programlarındaki ünitelere
de uygun olmalıdır. Çocuk kitapları 5 dakikalık, 10 dakikalık, 15 dakikalık öyküler
olarak da kurgulanabilir. Öğretmenler okuma saatlerinde bu öyküleri okuyabilir.
Hayvan öyküleri, fabllar bu tür öyküler için idealdir. Çocuk kitaplarının
üstüne, hangi yaş grubuna uygun olduğu yazılırsa daha iyi olur.
Bu yazımı yazarken, Gülçin Alpöge’nin Eğitim-Sen
yayınlarından çıkan yazılarından ve diğer kaynaklardan çok yararlandım.
Kendilerine çok teşekkür ederim.
Bochum,
15 Mayıs 2017
Kemal Yalçın
Kaynaklar:
Gülçin Alpöge, Okul Öncesi Çocuk Edebiyatı.
Gülçin Alpöge, Okul Öncesi Çocuk Edebiyatı.
Gülçin
Alpöge, İlköğretim Çocuk Edebiyatı, Eğitim-Sen
Yayınları, 2010
Enver Naci Gökşen, Örnekleriyle Çocuk Edebiyatımız, İstanbul, Remzi Kitabevi, 2008
Enver Naci Gökşen, Örnekleriyle Çocuk Edebiyatımız, İstanbul, Remzi Kitabevi, 2008
Sedat Sever, Çocuk
ve Edebiyat, Ankara, Kök Yayıncılık, 2003
Gülseren Tür ve Ayşe Turla, Okul Öncesinde Çocuk, Edebiyat ve Kitap, İstanbul, Ya-Pa, 1999
Gülseren Tür ve Ayşe Turla, Okul Öncesinde Çocuk, Edebiyat ve Kitap, İstanbul, Ya-Pa, 1999


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder