HİÇBİR
DÜŞ YARIM KALMAYACAK
- SURUÇ KATLİAMI DOSYASI –
- SURUÇ KATLİAMI DOSYASI –
Mehmet
Lütfi özdemir
Bugün
yeryüzünde eşitlik ve özgürlük için aşk ile mücadele eden insanlar, büyük bir
düşün, düş yolunun yolcularıdır. Bizler, yaşamı mülkiyetten, emeği sermayeden,
insanı nesnelerden üstün görüyoruz ve yine gücün mülkiyetten değil, yaratmaktan
doğmasına; şartların insanı değil, insanın şartları yönetmesini savunuyoruz.
Dolayısıyla bizler bu dünyada sınıfsız, sınırsız, sömürüsüz, savaşsız ve
saldırısız bir yeryüzü ‘cenneti’ istiyoruz. İşte bizim büyük düşümüz budur..
Kıyametin koptuğu yere zeytin ağacı dikmeye, kütüphane yapmaya ve çocuklara
oyuncak götürmeye giden bizler de bu büyük düşün temsilcileri olarak yola
çıkmıştık.
20
Temmuz 2015 günü Türkiye tarihini değiştiren katliama maruz kaldık. Tırlarla
çetelere silah taşıyanların çeteleri, çocuklara sırtında oyuncak taşıyan
bizleri katletmiştir. 33 yoldaşımızı, aşkımızı, sevdamızı, geleceğimizi,
umudumuzu ölümsüzlüğe uğurladık. Yüzlerce arkadaşımız yaralandı. Bugün hala
tedavi süreci devam eden ve vücudunda şarapnel parçalarıyla yaşayan
yoldaşlarımız var. Suruç katliamı ile sevgiye, dayanışmaya, paylaşmaya, umuda
ve düşlerimize saldırdılar. Gezi’nin çocuklarının Kürt halkının çocuklarının
yarasını sarmasına, acılarını paylaşmasına engel olmaya ve kurulan kardeşlik
köprüsünü yıkmaya çalıştılar. Suruç’tan sonra ki aylar içerisinde gazileri
gözaltına aldılar, tutukladılar. Faşizme karşı mücadele etmeyi sürdüren birçok
düş yolcusu cezaevlerinde. Suruç şehidimiz öğretmen Süleyman Aksu’nun
Yüksekova’da ki evini yaktılar yıktılar ve mezarını tahrip ettiler. Suruç
şehidimiz Ece Dinç’in mezarına saldıran faşistler mezarı tahrip ettiler.
Suruç’tan sonra birçok düş yolcusunun cenazesi polis tarafından kaçırıldı! Daha
iki gün önce Gazi Mahallesi'nde Suruç şehitleri anısına kurulan şehit Uğur
Özkan Parkı'na polisler üçüncü kez saldırdı. Biz gaziler ve aileler olarak
yaralarımızı sarmaya, faşistler saldırdıkça bir arada omuz omuza mücadele
etmeye ve Suruç şehitlerinin anılarını yaşatmaya devam edeceğiz..
SURUÇ
KATLİAMI
508 GÜN OLDU, 17 AY GEÇTİ ADELET YOK!
508 GÜN OLDU, 17 AY GEÇTİ ADELET YOK!
Suruç
Katliamı’nın üzerinden on yedi ay geçti ve on yedi ayda hiçbir gelişme yok! On
yedi ay boyunca çocuklarını, sevdiklerini, yoldaşlarını, dostlarını yitiren
insanların acısı ve öfkesi gizlilik kararı sürdüğü sürece katlanarak devam
ediyor. Bugüne kadar katliamla ilgili üç savcı değişti. Hiçbir savcı aileler
ile görüşmedi ve katliam soruşturmasındaki gizlilik kararını kaldırmadı. Biz
Suruç katliamının tüm sorumlularının yargılanmasını istiyoruz.. Suruç katliamı
nedeniyle “Görevi kötüye kullanma ve ihmal”le suçlanan dönemin Emniyet Müdürü
Mehmet Yapalıal 29 Kasım günü yapılan duruşmaya da katılmadı! Mahkeme oldu
bittiye getirilmek isteniyor! Mahkeme sanık polisin duruşmaya getirilmesi
talebini reddetti ve duruşmayı 9 Ocak’a erteledi. Belli ki, sanık polis
hakkında alt sınırdan ceza verip bunu da ertelemek istiyorlar. Mahkeme,
katliamın faillerini bulma, kimin nasıl bir sorumluluğu olduğunu ortaya
çıkartma yönünde en küçük bir niyeti dahi olmadığını göstermiştir. Suruç’ta
MİT’in faaliyetlerinin yoğun olduğu bir bölgede ve yine istihbarat alınmasına
rağmen ‘önlenmeyen’ bir katliamın hesabını devlet vermek zorundadır, eğer hesap
veremiyorsa DAEŞ kadar devlet de suçludur!
HİÇBİR
DÜŞ YARIM KALMAYACAK KİTABI
GERÇEKLERİN ÜSTÜNÜN ÖRTÜLMESİNİ ENGELLEMEK ADINA YAZILDI
GERÇEKLERİN ÜSTÜNÜN ÖRTÜLMESİNİ ENGELLEMEK ADINA YAZILDI
Hiçbir
Düş Yarım Kalmayacak kitabı Suruç Katliamı’nın iddianamesidir! Suruç için
adalet herkes için adalet diyerek katillerden her alanda hesap sormaya devam
edeceğiz. ‘Hiçbir Düş Yarım Kalmayacak’ bir kitap isminden ziyade, düş
yolcularının önce ezilenlerin tarihine sonra tüm dünyanın tarihine bıraktığı
bir izdir. Suruç’ta katledilen yoldaşlarımızın düşleri bizlere emanet kaldı.
Bizim yoldaşlarımıza bir sözümüz var; eşitlik ve özgürlük mücadelemizi
sürdürmeye devam edeceğiz. Dolayısıyla kitabımız erdemli bir yolun düşünü kuran
düş yolcularını anlatmaktadır; bu yola niçin çıktık, ne yapmak istiyorduk bunu
herkesin bilmesi gerekiyor. Katliamın öncesi, yolculuğumuz, katliam anı ve
sonrasında yaşanılanlar ve katliamın siyasi arka planını kitapta anlatmaya
çalıştım. Ayrıca ve en önemlisi şudur;‘Düş Yolcuları’nı katleden sistemin
halktan ve tarihten gerçekleri saklamasının önüne geçmek için bu kitap
yazılmıştır.
‘UMUDA
EL VER, GÜNEŞ YENİDEN DOĞSUN’
- KİTABIN GELİRİ GÜNEŞ’E -
- KİTABIN GELİRİ GÜNEŞ’E -
Bu
kitabın gelirini Suruç’tan ağır yaralı olarak kurtulan ve felç kalan düş
yolcusu yoldaşımız Güneş Erzurumluoğlu’nun tedavisinde kullanılmak üzere ‘Güneş
yeniden doğsun’ kampanyasına aktaracağız.. Biz Güneş’in yeniden doğmasını
istiyoruz. Güneş’in ayağa kalkması demek adaletin ayağa kalkması demektir ve
yineumudun, sevginin ve eşitliğin ayağa kalkması demektir.
Şimdi
DAEŞ ya da IŞİD bir terör örgütüdür dolayısıyla Güneş teröre maruz kalmış
birisidir fakat devlet bunu kabul etmiyor! Yaralandığı andan itibaren bir yıl
boyunca günlük kırk beş dakikalık bir fizik tedavi hakkı veriliyordu kendisine
ve bu süre de sadece kemiklerinin kireçlenmesini önlüyor. Güneş, İsviçre’nin
Basel kentindeki bir rehabilitasyon kliniğinin çok iyi olduğunu duyunca
raporlarını gönderdi. Doktorlar, ‘Tedavi edebileceklerini, umudun olduğunu’
söylediler. Sonrasında Güneş için dayanışma kampanyası başladı. Kampanyanın
başladığı ikinci gününde valilik izni alınmadığı gerekçe gösterilerek kampanya
donduruldu! Güneş belgelerle Kocaeli Valiliği’ne gitti. Valilik, ‘Ne kadar
sürede iyileşeceğine dair bir rapor getirmen gerekli’ diyor Güneş’e.. Heyet
raporunda ömür boyu bakıma muhtaç yazan birinden böyle bir rapor istediler
utanmadan! Üstelik Kocaeli Valiliği, Güneş’in Kabahatlar Kanunu’na aykırı
davrandığı gerekçesiyle Güneş’e 1500 TL para cezası kesti. Emniyet, Valiliğe
Güneş için ‘terör örgütüne bağış topladığını söyleyen’ bir yazı yazmış. Yani
bağış parasını terör parası gibi gösterdiler.
Güneş
yaşadığı ülkede bağış kampanyası başlatamıyor çünkü buna devlet izin vermiyor!
Devlet izin vermediğinden başka yollar denendi. Güneş için uluslararası bağış
ve destek sitesi www.generosity.com adresi üzerinden ‘Umuda el ver, Güneş
yeniden doğsun’ adlı bir kampanya başlatıldı. Güneş eğer yeterli desteği
bulursa tedavi olabilecek. Güneş’in yeniden sağlığına kavuşmasını çok
istiyoruz. Özetlersek, Güneş yaşadığı ülkede, devletin istihbarat almasına
rağmen önlemediği bir katliamdan ağır yaralı olarak kurtuldu. Bu katliamı
önlemediği için katliamın baş sorumlusu devlettir. Devlet hem suçlu hem güçlü
bir tutum içerisindedir! Bir yandan önlemediği bir katliam var, bu katliamdan
ağır yaralı kurtulanlar var, diğer yandan tedavi olamazsınız size destek yok
diyen ve destek verenleri dayanışma içinde olmak isteyenleri engelleyen bir
devlet ile karşı karşıyayız. Yaşam hakkımızı her manada gasp eden bir durumla
karşı karşıyayız!
-
SON SÖZ -
Sonuçlarına
baktığımız zaman adeta devlet eliyle öldürülmek, yok edilmek isteniyoruz ve bu
açıkça saf bir kötülüğün ta kendisidir; bu faşizmdir. Bugün devlet, sadece
kendi ağzından devleti savunan insanların mağdur edebiyatı yaparak var olmaya
çalıştığı, yalan ve hilelerle dolu yaşamlarını ve alışkanlıklarını devlet
haline getirenlerin devletleştiği aciz, zavallı bir durumdadır.
Asıl
güçlü olan bizleriz, çünkü biz insanız nesne değil! Toplumu nesne gibi görüp
yönetenlerde nesneleştiklerinin farkında değiller! Bir nesnenin planı,
programı, vizyonu olmaz dolayısıyla kendisini yalanlar ile var etmeye çalışır
ki bu aptalcadır! İşte böylesi bir düzenin sonuçları ortadadır. Katliamlarla ve
yalanlarla işledikleri suçların, hırsızlıkların üstünü örtmeye ve toplumdan
saklamaya çalışıyorlar. Biz Düş Yolcuları, Suruç Aileleri ve Suruç Gazileri
olarak gerçekleri insanlara ulaştırmaya ve toplumu aydınlatmaya devam
edeceğiz..
Biliyoruz
ki zorluklara, acılara ve güçlüklere karşı sevgi ve merhamet yumağı olanlar
erdemlidirler. En başından çıktığımız yolu ve düşleri nasıl paylaştıysak
sonuçlarında ortaya çıkan bu ağır yükü yine düş yolcuları omuz omuza verip
paylaşmışlardır ve paylaşmaya devam ediyoruz. Bizler ortak bir düşün peşinden
koşan insanlar olarak dün olduğu gibi bugün ve yarında Hiçbir Düş Yarım
Kalmayacak demeye devam edeceğiz.
YAZAR
& YAŞAM HAKKI SAVUNUCUSU
MEHMET LÜTFÜ ÖZDEMİR
09.12.2016 ANKARA
MEHMET LÜTFÜ ÖZDEMİR
09.12.2016 ANKARA



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder