27 Aralık 2016 Salı





Manalı Posta’nın Yeni Yıl Hediyesi
HEDİYE*
Gündüz Vassaf









Hediye,dinlere,ideolojilere kalebentliğimizin gündelik hayatta yumuşatılıp güleryüzlüleştirilmesi.
Padişahın kuluna,ağanın ırgatına,patronun çalışanına,zenginin yoksula hediye vermesi.

                                     Gündüz Vassaf

Hediye,üstünde az düşündüğümüz bir şey.Her şeyin fiyatını bilip hiçbir şeyin değerini bilmeyenlerden bahsetmiyorum.Konu hediyenin “kötüyü” örtbas etmesi.

Hediye ne zaman rüşvet değildir?
Toplumda güç ilişkilerinden bağımsız düşünülebilir mi?

Erkekler kadınların aşkına,bedenine ya da ikisine birden sahip olmak için onları hediyelerle boğar.Politikacılara,devlet memurlarına,öğretmenlere hediyeler veririz işimizi görsünler diye.Kurbanlar,adaklar,tanrılarımızı kızdırmamak,bizleri kollamaları için verdiğimiz rüşvetler.Ahırda doğduğu söylenen İsa’ya üç kralın armağanlarla yatırım yapması boşuna mı!
Bunlar bildiğimiz şeyler :Örnekleri çok.

 
Sorgulanmayan,ezen ezilen,sömüren sömürülen ilişkisinde hediyenin rolü.Hediyenin,güçlünün elinde gizli silah olduğu.Egemen kurumların adaletsizlik ve eşitsizliği var eden güçlerinin,hediyeyle benimsetilmesi.

Yoksa örneğin,Hollanda’da Sinterklaas diye bilinen Noel Baba’nın  hediyelerini Kuzey Kutbu’ndan kızakla değil de sömürgelerden zenci kölelerin sırtlarına hediyeler yüklendiği gemilerle getirmesi nasıl açıklanmalı?

Hediye,dinlere,ideolojilere kalebentliğimizin gündelik hayatta yumuşatılıp güleryüzlüleştirilmesi.Padişahın kuluna,ağanın ırgatına,patronun çalışanına,zenginin yoksula hediye vermesi. Tersinin haddini bilmezlik addedilmesi, düzenin temelinde yatan,düzeni var eden eşitsizliğin,altüst ilişkisinin alttakilere gönüllü kabulü.

Hediye,başımızı ezenden ‘Allah seni başımdan eksik etmesin’diye düşünmemizin tuzağı.



Hediye pipisi kesilecek müslüman çocukların güle oynaya sünnet düğünlerine yollanması.

Hediye patronların sömürdükleri işçilerine bayram ikramiyesi.Hediye tüketicinin bedava kuponlarla,indirimlerlemarkalara müptelalaştırılması.

Hediye kabul etmeye zaafımız var.



Troya uygarlığı,onca savaştıkları,düşman bildikleri Mikenlerin hediyesidir diye kendilerini kandırdıkları tahta atta gizlenen düşmanlarıyla yok edilmedi mi!

Homer’in “Hediye veren Yunanlılar’da sakının” (Beware of Greeks bearing gifts) uyarısı tarih boyunca kulağımıza küpe olmadı.Günümüzde öeneği güçlü devletlerin yardımadına başka ülkelerin ekonomilerini tutsaklaştırması, iç ve dış politikalarını rehin alması.

Alışa alışa,alıştırıla alıştırıla, hediyelerle ezilmemizi şuuraltımızın dip köşelerine yolladık.Tersi de olabilirdi. Oldu da.Hediye almamın değil vermenin esas olduğu bir toplum.Varlıklının varlığını dağıtıp yok etmek ihtiyacını hissettiği bir düzen.



Kapitalizmin kültür katliamına uğrattığı,yasaklayıp yok ettiği  ‘Potlatch’.Özellikle Amerika’nın kuzey batısında geçerli olan bu adeti, ‘uygar’ olmadığı gerekçesiyle Hıristiyan misyonerler yok etti.ABD hükümeti yasakladı. (1885 Indian Act).Potlatch adetini yaşatanlar,danslarla törenlerle kutlayanlar hapse atıldı.

Günümüzde,kapitalizmin tüketici kalebentleri bizler,hediyenin anlamını sorgulamaz, hangi toplumsal ilişkileri pekiştirdiğini görmez olduk.

Hediye bedava değil.Hediyenin sosyal,siyasi, psikolojik bedeli var.
Bir zamanlar sana hediye verenler kimlerdi?
Artık neden vermiyorlar?
Sen eskiden kimlere hediye verdiğini,ne zaman,nasıl,neden unuttun?
Birisinden hediye aldığında teşekkür ederken,hiç olmazsa kendi kendine ‘Neden?’ diye sor.
*Ot Dergisi,Aralık 2016 sayısı


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder