DAĞ ANA
BİR ROBOSKİ ŞİİRİ
Ömer Aslan
Gecedir her taraf
Günlerden “28 Aralık”
Zifiri, ölümcül bir karanlık…
Sınırda,
Mazot ve sigara yüklü katırlar…
Uykudayken “Batı”da insanlık…
Evvela
Bir,iki,üç ışıldak
Kar-beyaz ve müthiş parlak
İşte! Orda
“Beklenen” hareket(lilik) (!)
***
Tepeden sarkık ampul
Bir masanın etrafında:
Gergin, resmi ve…
“Gayri – resmi” bir gurup insan…
Üstünde masanın
Binbir çeşit harita ve plan
Baş başa vermiş konuşuyorlar (?)
Tartışıyorlar. Bağırıp çağırıyorlar.
Besbelli ki: alamıyorlar “kararı” (!)
Ve nihayet
Çalıyor zili kırmızı telefonun
Söylüyor “parola” yı
En yetkili insan:
“Bir-iki, haydi Roboski (!)”
Ve…Çekiliyor bombanın timi
***
Kar-beyaz ve müthiş parlak
Derken:
Korkunç bir infilak…
Artık, üstündedir
Yerin alt
Göründüğünde havada
(iki) gri “ef onaltı”
Geceden de siyah bi
Dinamit dumanı
Kaplarken her tarafı:
Çoktan başlamıştı
Yaşlı dağların büyük yası…
Yerlerde paramparça çocuklar
Ve… Dudaklarında ölümü
“Kaçak sigaralar
Göründüğünde havada
(iki) gri “ef onaltı”
Pek çoğunun yaşı
Onbeş- onaltı
Şimdi, paramparça toprakta
Yatıyorlardı:
Koynunda ölü katırların
Kolsuz, bacaksız çocuklar
**
Ey, mübarek katır!
Pek heybetli ve inanılmaz güçlü
Sıradağların, yalçın bayırların
Rakipsiz tek hakimi ve
Zirvelerin dört çarpı dördü
Ama “hesap” a katılmadı ölüsü!
Oysa sağlığında sırtında
Öldüğünde: koynunda taşımıştı
Küçük “kaçakçı” çocuğu.
Katır! Candır, candaştır.
“Kaçakçı” küçük çocuğa yoldaş,
Ve… Dağdaki hayata paydaştır…
Tam ortasından sarmış dağı
Tabutlardan bir kemer,
Yürüyen küçük tabutlar…
Beş,on,yirmi,otuz…
Sayılmıyor teker teker
Belli ki, sonsuz…
Küçük tahta tabutlar
Sarılmış koca dağa:
Bırakmamacasına…
Fakat hayır! Öyle değil
Bastırıyor bağrına tabutları
Yaşlı ve yaslı bir koca dağ
Açmış otuzdört “kapısını”
“buyur,Gel “ dercesine.
İçine almak istercesine…
Ben ki:
Bir koca “dağ ana”
Verin!
Verin “onları” bana!!!
Hepsini tek tek tanırım
Yaralarını paklar,
Yüreğimde saklarım…
Ve…
Her bahar gelişinde:
Saçlarını tarar,
Can yeşile boyarım…
Verin çocuklarımı bana!
Ben ki bir koca “dağ ana”
***
Kaç zaman oldu?
Böyle kaç “Ekim”
Kaç “aralık” oldu?
Bilemiyorum…
İşte, burada böyle
Bir başına (yım).
Her bahar gelişinde
Saçlarımı yeşile boyar,
Ve… Gelene,geçene
Şöyle
Tepeden bakarım!
Temmuz 2012/ İzmir
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder