6 Mart 2013 Çarşamba

ÖRGÜT SOLCULUĞU TECRÜBELERİM-Hasan Gürkan

FARKETMEZ

Yaşım on yedi,otuz,kırk,altmış falan olabilir,fark etmez.Birbirimize ziyadesiyle benzediğimiz için,adım Hasan,Hüseyin,Ömer,Osman olabilir fark etmez.İstediğin gibi düşün;örgütüm legal,yarı legal yahut illegal.Örgütün şefi, üyesi veya sempatizanıyım fark etmez.Biz bir cemaat gibiyizdir.Hepimiz örgütümüzün devrim teorisine iman ederiz.Örgütü,şefimizi,ideolojimizi methetmek serbest,tenkit etmek yasaktır.Örgütte devrim mahkemesi yoldan sapanları infaza varan metotlarla yola getirir.
ÖRGÜT ORGANI

Bize benzeyen diğer sol örgütlerin içinde en iyisi biz olduğumuz için, diğerlerini sevmeyiz, sık sık kavga ederiz.Örgütümüzün mutlaka haftalık,aylık vb bir merkez yayın organı vardır.O yayın organını anlattığı doğrular,hepimizin,bütün örgütün doğrularıdır.Ustalarımız:Marks,Engels,Lenin,Mao,Enver Hoca,Castro,Hoşimin vb. duruma,zamana göre değişir.Somut durumun somut tahlilini yaparak, baş çelişkiyi tespit ederiz.
 
MARKSİZMLE KEMALİZMİN İMTİZACI
 
Lenin Ulusal Kurtuluş savaşlarını proletarya ve yoksul köylülüğün dünya devrimi mücadelesinde, doğal müttefik saydığı için, Kalpaklı Atatürkçülük ülkemizdeki devrim mücadelemizde bizim müttefikimizdir. Marksizmle Kemalizmi imtizaç ettirmek için Şefik Hüsnü yoldaştan başlayan, Mihri Belli'lerle,Doğu Perinçekler'le devam eden günümüzde ulu-salcılara,ırkçılığa kadar uzanan köklü bir mücadele geleneğine sahibiz.Bu gelenek Mahir Çayan,Deniz Gezmiş gibi genç hayatlarını devrime adamış yiğit arkadaşlarımızın duruşunu da gölgelemiştir.Burada döneminde Kemalizmi kendi çapında tenkit eden İbrahim Kaypakkaya'nın duruşuna işaret etmek gerekir.
Türkiye solunda hiçbir parti,fraksiyon TC ideolojisiyle,resmi tarih yalanlarıyla uğraşmadı.Ermeni Soykırımı,Mübadele,Kürt isyanları, bizim siyasi gündemimizde yoktu.
 
ASKERİ DARBELER
 
Bu kemalizmle imtizaç mevzuu, Türkiye solu olarak -fraksiyonumuz fark etmez- bizim başımıza epey iş açtı. Mesela 27 Mayıs İhtilali, pardon askeri darbesi, hepimiz onu alkışladık. İstiklal Mahkemeleri misali,hukuksuz Yassıada mahkemelerine,pardon adalet soytarılığına ses çıkartmadık.
Ama akıllanmadık. Cahil emekçi halk, devrim ihtiyacını durduğu yerde anlamadığı için, Lenin’in dediğini yaptık. Ama işçi ve yoksul köylülere dıştan bilinç götüremedik. O zaman kahraman ordumuzun darbelerinden medet umduk. Sonra 12 Mart geldi. Kafamız karışıktı;9 Martta zinde güçlerle birlikte, biz de devrimci darbe yapmayı planlamıştık,ama beceremedik.12 mart anamızı belledi.Gökyüzünü fethe kalkmış en yalansız arkadaşlarımızı darağacında kaybettik:Deniz,Yusuf,Hüseyin.
 
SOL İÇİ / ARASI MÜCADELE
 
Legal ortam biraz canlandığında, bütün fraksiyonlarımız pıtrak gibi siyaset sahnesinde boy gösterdi. Her fraksiyonun başında "küçük dağları ben yarattım" diyen "küçük" şeflerimiz vardı. Onların sınıf mücadelesinde asıl hedefleri, rakip gördükleri diğer şefleri kıç üstü oturtmaktı. Ol sebeple burjuvaziden,tekelci sermayeden,feodal ağalardan ziyade birbirimizle dalaştık.Silahlı çatışmaya,birbirimiz öldürmeye varan haltlar işledik.Yoo! İtiraz istemeyiz,biz bütün bunları devrim için yaptık.
Peki, uğruna ölümlere gidip geldiğimiz hayalimiz neydi ? Bu her fraksiyona-pardon sol cemaate göre- değişir.Ama değişmeyen temel şey,hepimizin burjuva demokrasisine karşı oluşumuzdur.Ne istiyoruz:Sosyalist Devrim-Proletarya Diktatörlüğü,Demokratik Halk Devrimi-Demokratik Halk İktidarı,Ulusal Demokratik Devrim-İleri Demokratik İktidar falan.
FAŞİZMİN AYAK SESLERİ
 
İyi de hiç birimiz 12 Eylül faşizminin yaklaşan ayak seslerini doğru dürüst duymadık. Nazi Almanyasını, Musolini İtalyasını, Salazar Partekizini,Franco İspanyasını biliyorduk ama,Legal,yarı legal,illegal kimsenin darbeye karşı hazırlığı yoktu.Darbe koyu bir karanlık olarak çullandı ülkenin üzerine.Pek çoğumuz örgütlü olduğu halde kaçacak yeri olmadığı için yakalandı.Mamak,Diyarbakır,Metris bir çok zindanda işkence,idam,infazda sakatlandı,can verdi.Zulme karşı tırnakla,dişle direndik.Ama sokaklar,fabrikalar,dağlar suskundu.Faşizme yenildik.Kaçaklık,hapishane,siyasi sürgün dönemi başladı.Ölüydük,yaralıydık,açtık,evsiz yurtsuzduk.Örgütlerimiz bize,ailemize,yalnız çocuklarımıza ulaşamadı.
Faşist generaller anayasa yaptı.Bizim karşı etkimiz olmadı.Halkımız "onayladı".Sonra darbeci başı Cumhurbaşkanı oldu.Yargı,üniversite selam durdu.Biz siyaseten yoktuk.

12 EYLÜL SONRASI
 
Fabrikalar,üniversiteler,gecekondu semtleri,sokaklar,alanlar susturuldu.Diyarbakır ve Mamak faşist cuntanın özel seçtiği zindanlardı.Pek çok arkadaşımız işkencede sakatlandı,can verdi,direndi kendini yaktı.İdam edildi.Yıllarca hapis yattı.Rejim kendi anayasası ve güvenceleriyle  “demokrasi”ye dönüştüğünde,kimimiz hapiste,kimimiz sürgündeydik.Yaralarımızı sarıp toparlanamadık.Yıllar yıları kovaladı legal komünist partisi,birlik partisi falan kurduk.Ama birleşmeyi beceremedik.Siyaseten herhangi bir ağırlığımız yoktu.Kendi kendimize çelik çomak oynuyorduk.Bizim küçük şefler hala cemaatlerin iktidarı peşindeydi.
Ben, benim kuşağımın meselesi politik değil,psikiyatriktir,dediğimde pek çok akranım ziyadesiyle öfkeleniyor.
 
KÜRT MESELESİ VE BARIŞ SÜRECİ
 
12 Eylül öncesi bütün Türkiye solu Kürt meselesinde ulusların kendi kaderini tayin,ayrılma ayrı devlet kurma hakkı diye doğru laflar ediyordu.Ama kimse Kürtlerle ortak bir mücadele örgütleyememişti.PKK böyle bir ortamda güçlendi.Türkiye solu ortalıkta görünmezken PKK önemli bir silahlı mücadele yarattı.Şimdi Öcalan barış sürecinde devletle mücadele masasında.Bu tarihi sürece Türkiye solunun doğrudan bir etkisi yok.Ama bir tarafta hala kendine sol diyen ulusalcı-ırkçı, müptezel küçük gruplar faşistlerle el ele süreci sabote için çırpınıyorlar.Öte yandan aklı başında sosyalistler,aydınlar süreci destekliyor.Kanın durması,Kürt halkının en tabii haklarına kavuşması için ellerinden geleni yapıyorlar.Her zaman olduğu gibi bir kısım derin solcularda ‘derin’ Marksist tahliller ve komplo teorileriyle bu süreci,sırça köşklerinde  ahkam keserek küçümsüyorlar.Benim samimi arzum,Kürt,Türk bütün halkların barışa ulaşmasıdır. 

Kuzguncuk

 

 

 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder