uzun, tüketici bir düşten uyandım.
yarın gidiyorum.
2.
gövdemin uslanmaz hayvanı/
kendime tırmanan yolları ıslak karanlığında yutan
ormanlarım/
etimin dizlerimi kanattığım uçurumları/
varoluş sebebimle dalaştığım yüreğimin bakir kuytuları
her şey ama her şey neden hala beni acıtıyor
3.
düşmemek için,düşüp kapaklanmamak için insan dayanıklılığımın sınırlarına dayandığım iklimlerden geliyorum.taraftım .mağlupların öfkesinden uzağım.içimi ezen - neden hala- ağır bir boşluk duygusu,tepkisiz,tembel bir uyuşukluk,hepsi bu.
4.
şehir uykuda. amager’de bir otobüs durağındayım. kar, soğuk ve telaşsız yağıyor. aşklı aşksız fark etmez bütün evlerin suları akıyor. otobüs bir gelse /gelirse gelsin /eve gidip uykuya sığınacağım. ister misin gecenin bu saatinde sarhoş bir yeşil ceketli ırkçı sırf canı sıkılıyor diye/iğrenç bir böceğin ürpertisi kuyruk sokumumu yokluyor. sen yatağa çıplak yüzükoyun uzandığında kuyruk sokumunun incecik tüyleri kalçana ulanırdı. geçen yüzyıldan beri bu insansız durağa bakan karşımdaki bu bina yalnızlığımı,korkularımı,azgın hasretimi bilmiyor.pencerelerinde tek tük ışıklar – İstanbul’ da senin ışıkların da böyle geç saatlere kadar- uykusuz gövdelerimizi teslim olduğun tedirginliğin sarp kayalarına sürerdin.
5.
birilerinin uykusu kaçmış olmalı.yahut alışılmış bedenlerinde heyecanın çoktan terk ettiği bıkkın doyumlar peşindeler. işer gibi porno şehvetle sevişen adam boşalınca kadına sırtını dönüp horlamaya başlıyor.adamla alakasız hazlara kızışan kadın.yarı yolda bırakılmış çiçeğini telaşla okşayarak işini bitirme derdinde.bacaklarının arasına beni alsa ısınırdım.
6.
sırım gibi bir göçmen. filistinli. herkes sarışın bir o, bir de ben esmeriz.başıyla etrafı kolaçan ederek ilerdeki ulu çınarın dibine işiyor.sen bakma,insan ne kadar içerse içsin bir yanı ayık kalır.ufukta iki halk milisi göründü.sahte pasaportum arka cebimde.rahatlıyorum.oysa teodorakis’i ilk dinlediğim gece ne kadar gergindim.gece bitiverecekti.bense zaman dursun müziğin depremi hiç bitmesin istiyordum.yüreğim çatlıycaksa aşktan çatlasın .şimdi bak zaman mıhlanmış yürümüyor.otobüs hala gelmedi.
7.
tivoli konser salonunu bilir misin? heyecandan ter içindeyim.sana mutlaka anlatmış olmalıyım.Hiç bilmediğin bir dilde sınırları,mayın tarlalarını,tel örgüleri,uğruna ölümlere sürüldüğümüz bez parçalarını,derilerimizin rengini,ezan ve çan seslerini havra ve tapınak davetlerini anlamsızlaştıran şarkılardı.müzik gözbebeklerimin pınarlarını kamçılıyordu.
8.
otobüs gecenin karanlığını yararak ilerliyor.duraklar bomboş berlin’in yıldızları söndü.fıskiyeli havuzda sular akmıyor .grek şarkıları karanlığın sıvandığı dilsiz pencerelerde geri dönülmez pişmanlıklar yaşıyor.ben bir kelime bile almanca bilmiyorum.sesin ki bana kadınlığını ilan edilmemiş mağaralarını uzatırdı/
kendi bulanık sularında kayboldu.
avuçlarım terli.oysa ben it gibi titriyorum.yanımdan yok oldun.öyle aniden.kendime acındırsam salya sümük yalvarsam bile,başını piaf’tan kaldırıp boynuma atılma.
9.
aptal umutlar peşindeyim,eprimiş pişmanlıklar,cürmün olan kibarlıklar.ama suları akıtmayacağını düşünmüyorum.geçmişimiz ağzı açık boş bir bavul ayaklarımın dibinde.telefonun teline neden hala bastığımda mahalle bakkalına götürdüğün sesin ortalıklarda yoktu.kadınlığının unutmaya sürgün lezzeti neden hala bir hazzı büyütüyor.ne aptalım.bir hazzı
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder