Sabahlar,öğleler,ikindiler,akşamlar,gece yarıları,en çok da gece yarıları.
Karmakarışık değil. Karmaşıklık kabul edilmiş bir düzenliliğe uyumsuzluğu anlatıyor; bir durumun başka bir duruma göre tarifini veriyor. Ad koymak, ille de bir tarif gerekmez. Saçmalık, boşluk, belki neye olduğunu bilmediğin bir doyumsuzluk gibi bir şey. Belki hiçbir şeye,hiçbir yere,hiçbir hedefe,hiçbir manaya ait olmama hali.
Herkes aynı boku yiyor:Yaşamakta olduğun hayattan tırtıkladığın küçük küçük şeylere mana yükleme hali.Kendini kandırma teşebbüsünün her defasında bozguna uğraması.Her defasında daha büyük,daha çetin,daha dayanılmaz bir manasızlığın içine yuvarlanman.Kendi varoluşunu bir türlü adlandıramadığın,nasıl halledeceğini bilmediğin bir fazlalık,bir yük olarak hissetmen.
Marks’ın hayalini kurduğu “insanlığın miladı”nın çok uzak olduğunu bile bile,barındıkları için,giyindikleri için,eşek gibi çalıştıkları için,seviştikleri için,tıkındıkları için sevinenler,sırıtanlar,mutlu mesut olanlarla birlikte,şöyle ya da böyle onlara benzeyerek yaşamak.
-Hayat da zaten böyle bir şey!
Aptallık etme. Sen de bunlara tutun diye,seni gece gündüz bütün araçlarıyla iyilik bombardımanına tutanları dinlemek mi hayat !
Aynaya baktığında tiksindiğin bir karafatmanın gözlerini sana diktiğini görüyorsun.Bütün bunların içinde sen ters çevrilmiş bir karafatma, yahut hamam böceği olarak gövdeni alkole,yaratmadığın kitaplara,olmayan düş kadınlarının apış aralarına sürüyorsun.Ve her defasında kader (!) seni başa, nesnelerin yerçekiminden kurtulduğu yere savuruyor.
-Hey arkadaş! Sesim hiçbir yere çarpmadığı halde nasıl yankılanıp bana dönüyor?
Sevindiğinde, üzüldüğünde, öfkelendiğinde falan bütün bu duygu halleri gövdenin ve dahi ruhunun hayatın karşısında “taraf” olduğunu anlatıyor.
Ya senin gövden,ya senin ruhun,artık ben taraf değilim diyorsa; mat,renksiz,öncesiz ve sonrasız bir Araf’ta lök gibi çöküp kalmışsa;piyasadan yani işportadan ödünç aldığın hiçbir teselli onu yerinden kıpırdatamıyorsa ne halt edersin?Ne bok yersin?
04 aralık 1996
Once Aralik 1996 yi dusundum
YanıtlaSilKac Yasimdaydim?
Ne yapiyordum?
Hayallerim, hayal kirikliklarim?
Hic birini dogru durust hatirlayamadim.
Oyleyse 5 Ocak 2012 Persembeye geleyim.
Siradan bir gunun, sacma sapan islerini siralamaya basladigim bir anda sevgili arkadasim Cimen'in esi, yoldasimiz Ali Esref Turan'in ani olum haberi geldi...
Bosluga dusmemek icin tutunulan incecik bir dalin Cit! diye kirilmasinin sesi ...
Hint felsefesine inaniyor olsaydim eger, bu dunyaya, bu zamanda, kendim olarak gelmenin bir onceki yasamimda isledigim gunahlarin bedelini odemek icin oldugunu dusunur ve bir sonraki yasamda hayalini kurdugumuz bir baska dunyaya dogabilecegime inanip gulumserdim.
Ama,
Seher vaktinin bulutlara vuran ilk kizilligi, cok susamisken gozlerimiz kapali, doya doya icilen suyun mutlulugu, binler oldugumuzda haykiran sesimizin bize geri donen yankisi yetmiyorsa yasami surdurme arzusuna eger, geriye bir tek sey kaliyor
Bir dosta sarilmanin icimizi isitan sicakligi...
Beceriksizliğinin/mizin kılıf bulma yazıları. Daha da kötüsü ideolojiyi suçlama
YanıtlaSil