“BİRİ” HAKKINDA
Hasan Gürkan
Ben kalemimden çıkan bütün yazıları kendime yazdım. Bir yanım
kopmaz karmaşık bağlarla geçişime bağlı. Geçmişimi yıktılar,
üzerinde tutunamıyorum. Öbür yanım geleceğim. Geleceğim yok.
Geçmişim on altı - on yedi yaşlarımda başladı. Daha öncesini köklü
bir reddiyesi olarak giriyor hayatıma. Bütün benliğimi saran büyü
ve lekesiz bir adanış. Hayatımda bu adanışın dışında her şey tali ve
ihmal edilebilir oluyor. Yeniden doğuyorum. Erkek biçimlenişim,
taşralıklarım, zaaflarım, çirkinliklerim, bütün zamanların en doğru
ve en şaşmaz ideolojisi önünde ufalıyor, küçülüyor, zavallılaşıyor
ama yok olmuyor. Kendi temellerimle, yapılanmamla çatışma, "biri"
olmaktan kurtulma yerine uzlaşmayı, yok olmayanı yok saymayı
tercih ediyorum. Bu benim ilk büyük aldanışımdır.

Şimdi kopmak istediğim geçmiş, bu geçmiş değil. O dönemde yıllar
süren kendime dair bir yanılsamadan kurtulmak istiyorum. Kendi
çapıma, derinliğime dair önce kendimde sonra yakın ve geniş
çevremde var olan, benim durmadan beslediğim illüzyonu
yıkmalıyım.
Reddedilmeyi, lanetlenmeyi tam olarak göze alamadın. Hey Hasan
yoldaş, sen hep vasatların biçimlendirdiği, hep güdülmüş sürüden
"biri" idin. Azası olduğun cemaatte hiçbir zaman yalnız kalmayı,
diğerleri tarafından çatışma ve her ayrılık noktasında Ebu Zemzem
kuyusuna işememenin ince yollarını aradın ve buldun.
Sonra Kâbe'nizi yıktılar, ayağının altındaki zemin kaydı. Hala
karar verici soruyu adam gibi soramıyorsun, ellerin titriyor. Her
defasında bahaneler buluyorsun. Ya "biri" olduğunu kabul et; yahut
"biri" gibi yaşama! Soruyu süründürmek neyi değiştirir. Sünepelik,
geleceği manasız, bitmez tükenmez tekrarlarla yaşamaya boyun
eğme hali. İğretilik, bir yanı geçmiş olan " biri"nin öbür yanının
adı. Çürüme, uzun yavaş, yavaş bir ölüm.
Şimdi var gücünle kollarına atıldığın bir sevdaya tutunmaya
çalışıyorsun. Gözlerin hakikatin ve ışığın kaçağıdır. Neden "büyü
bozulduğunda..." diye başlayan cümleleri tamamlayacak cesaretin
yok?
Eylemin bizatihi kendisi sade, sessiz ve vakur.
1983 Kış, Beşiktaş
.





















