DÜNYA FORUM:
ANGELA DAVİS / ‘EN ÇOK ARANAN’ KARA PANTER
Tarkan Tufan ttufan@gazeteduvar.com.tr
Angela Davis, ABD'deki ırkçılık karşıtı mücadelede,
Kara Panter Partisi lideri Mumia Abu Jamal kadar tanınmış ve bir o kadar
mücadeleci bir kadın. Irkçılığın en şiddetli dönemlerinde çocukluğunu ve
gençliğini yaşamış olan Davis, günümüzdeki antifaşist ve cinsiyetçilik karşıtı
hareketlerin de ayrılmaz bir sözcüsü ve eylemcisi.
DUVAR – Angela Yvonne Davis, 26 Ocak 1944 tarihinde Alabama’nın Birmingham
kentinde dünyaya geldi. Sosyalist bir siyasi eylemci ve entelektüel olan Davis,
mahkûm haklarına dikkat çekmek için yaptığı bir eylem nedeniyle tutuklandığı
1970 yılında kamuoyunun dikkatini çektiğinden beri kadın hakları, yoksulluk ve
barış, sağlık güvencesi ve hapishane reformu konularında yoğun çaba sarf etti.
Eylemleri nedeniyle rehin alma, komplo ve cinayet suçlamalarıyla yargılandı.
Davis’in bir yıldan uzun süre hapsedilmesi sonucunda, uluslararası “Angela’ya
Özgürlük” hareketi ortaya çıktı; davası, azınlıklara karşı uygulanan cezalarda
adalet sisteminin taraflı yaklaşımına karşı protestoların simgesi haline geldi.
1972’de beraat eden Davis, popüler bir öğretim görevlisi ve profesör olarak,
ezilenlerin yararına olan devrimci sosyal ve politik reformlar hakkında yazarak
ve mücadele ederek hayatını geçirdi.
Toplumsal bir reforma olan
tutkusunun kökleri 1940’larda ve 50’lerde Alabama’nın Birmingham şehrinde
geçirdiği gençlik yıllarına dek uzanıyor. O yıllarda, Amerika’nın özellikle
güney eyaletlerindeki yaşam, siyahlar açısından oldukça sorunluydu. Dört
kardeşin en büyüğü olan Angela, lise eğitimi almış bir ailenin çocuğu olarak
sık sık Ku Klux Klan tarafından bombalanan “Dynamite Hill” lakaplı bir
mahallede büyüdü. Angela’nın büyükannesi, bir Afrika kökenli Amerikalı olarak
tarihini oldukça iyi biliyordu ve Angela’nın eylemci annesiyle birlikte
Birmingham’daki çeşitli insan hakları eylemlerine ve gösterilere katılıyordu.
Davis, lisede ırklar arası bir çalışma grubu oluşturmaya çalıştığında baskı ve
tacizlere maruz kaldı; grup daha sonradan polis tarafından dağıtıldı.
.
BÜYÜK KENTTE
MÜCADELE BAŞLIYOR
Genç Davis, 1956’da burs kazanarak
ilerici bir liseye gitmek için New York’a taşındığında, o kentte daha
dayanışmacı bir toplum potansiyeli gördü. Bu dönemde ilk önce New York’ta
bulunan Marksist-Leninist bir gruba katılarak sosyalizm ve komünizm
düşünceleriyle tanıştı. Çok az Afrika kökenli Amerikalı Brandeis
Üniversitesi’ne burslu olarak kabul ediliyordu ve Davis 1965 yılında Fransız
edebiyatı bölümünden mezun oldu. 1963-64 yılları arasında Sorbonne’da felsefe
okudu ve bu yıllarda radikal siyasi değişim fikriyle bağlantılı olarak,
Afrikalı sömürge uluslardan öğrencilerin deneyimleri üzerine yoğunlaştı. Ve
Brandeis’e döndüğünde, son sınıflara Marksist siyaset dersi veren filozof
Herbert Marcuse’dan ders aldı; Marcuse, Davis’i gelmiş geçmiş en iyi öğrencisi
olarak nitelendirdi.
Davis, 1965-67 yılları arasında
Frankfurt’ta felsefe alanında yüksek lisans eğitimi aldı. Yakın olduğu dört
kadın arkadaşının ölümüne yol açan Birmingham’da bir kilisesinin
bombalanmasının ardından, Amerika’da insan hakları mücadelesine aktif biçimde
katılmak üzere ülkesine geri döndü. San Diego’daki Kaliforniya Üniversitesi’nde
Marcuse’la felsefe alanında yüksek lisans eğitimini tamamladıktan sonra, 1969
yılında Los Angeles’ta bulunan Kaliforniya Üniversitesi’nde felsefe profesör
asistanı olarak öğretime başladı. 1970 yılına gelindiğinde, Davis felsefeyle
ilgili doktora çalışmasında tezini tamamlamıştı. Bu noktada siyasi eylemciliği
onu dramatik bir şekilde kamuoyunda görünür kıldı.
KARA
PANTERLER VE KOMÜNİST HAREKETLER
San Diego’da bir öğrenci olan Davis,
insan hakları hareketinde daha aktif hale geldi, SNCC’ye (Şiddetsiz Öğrenci
Koordinasyon Komitesi) ve ardından “Kara Panterler” hareketine
katıldı. Sonrasında, bu örgütlerde gözlemlediği erkek-egemen tavra itiraz
ederek, aktivizmini Los Angeles’taki Komünist Parti’nin siyah bir fraksiyonu
olan “Che-Lumumba Kulübü” üyesi olarak sürdürdü. 1969’da, Kaliforniya
Valisi Reagan, Davis’in tarafsız ve popüler bir öğretmen olarak
değerlendirilmesine rağmen, ‘komünist eğilimi’ nedeniyle onu Los Angeles
Üniversitesi’ndeki görevinden azletti. Öğrencilerin, fakültenin ve üniversite
yönetiminin güçlü protestolarından sonra mahkeme kararı ile yeniden görevine
döndü.
Davis, cezaevinde bulunan komünist
tutuklular için yardım toplama ve gösteriler düzenleme gibi eylemleri nedeniyle
defalarca soruşturmaya uğradı. Bu dönemde yüzlerce tehdit almıştı ve bu sebeple
kendini korumak için silahlar satın aldı. Silahlarından bazıları, 1970’de
mahkemede yargılanmakta olan Soledad kardeşlerin kurtarılması için yapılan bir
baskın sırasında kullanıldı. Açılan ateşte bir hakim ve izleyicilerden ölenler
oldu. Bu olayın ardından Davis, saldırganlara silah temin etmekle suçlandı. Bir
kaçak haline geldiğinde, FBI’ın “en çok arananlar” listesinde bir numaraya
oturdu. Ardından New York’ta tutuklanarak, bir yıldan fazla bir süre
hapishanede tutuldu. Bu esnada büyük bir “Angela’ya Özgürlük” kampanyası
başlatıldı. Kampanyaya Rolling Stones, John Lennon, Yoko Ono ve Alman Franz
Josef Degenhardt şarkılarıyla destek verdi. Cenevre’deki İnsan Hakları
kurumları kendisini politik bir tutsak olarak tanıdı.
BERAAT VE
AKADEMİYE DÖNÜŞ
1972’de görülen duruşmada Davis tüm
suçlamalardan beraat etti. Beraatının ardından, ulusal bir konferans turuna
başladı; insan hakları, hapishane reformu ve sosyal değişim konularında
konuşmalar yaptı ve makaleler yayınladı. Davası, 1979’da kendisine Lenin Barış
Ödülü veren Sovyetler Birliği’nde özel bir ilgiyle izleniyordu. Lenin
Üniversitesi ve Leipzig Üniversitesi’nden fahri doktora derecesi aldı.
Davis, 1980 ve 1984 yıllarında
Komünist Parti Başkan Yardımcılığı görevinde bulunarak, Afrika kökenli Amerikan
toplumu içindeki Komünist Parti hakkındaki farkındalığın artırılmasına yardımcı
oldu. 1979 yılında San Francisco Devlet Üniversitesi’nde ders vermeye başladı
ve 1992 yılından itibaren Kaliforniya Üniversitesi’nde profesör olarak görev
yapmaya başladı.
“Angela’ya Özgürlük” hareketinin
sonucunda gelişen “Irkçı ve Politik Baskıya Karşı Ulusal İttifak”ı kurdu.
1980’lerin ortalarında Ulusal Siyah Kadınlar Siyasi Kongresi ve Ulusal Siyah
Kadın Sağlığı Projesi’nde yönetim kurulu üyesi oldu. Sonrasında ise birçok
farklı sosyalist ve feminist kuruluşun hem yöneticisi hem de üyesi oldu. İnsan
hakları, ırk ayrımcılığı, kadın hakları, sosyal değişim ve benzeri konularda
birçok makale ve kitabı yayınlandı.
FEMİNİZME
KATKILARI
Devrimci bir feminist olan Davis,
araştırmalarının önemli bir bölümünü kadınların genel endişeleri üzerine,
özellikle de siyah kadınlara uygulanan baskılara ayırmıştı. Çalışmalarında,
Birleşik Devletler’deki siyah kadınlar temelinde ırk, cinsiyet ve sınıflar
arasındaki kesişmelerin önemini vurgular. Her ne kadar Davis’in siyasal
görüşlerinin çoğu, bireylerin gerçek kurtuluşu ve eşitliği için sosyalist bir
sistemin gerekliliğine işaret etse de sosyalist hareket içinde dahi süren
baskıların, hareketin bir bütün olarak başarısızlığa uğramasına neden olduğunu
savunuyor: Kurtuluş, herkes için kurtuluş olmalıdır.
Davis, temel ders kitabı olan
“Women, Race, and Class” (Kadınlar, Irk ve Sınıf) adlı çalışmasında, “Oy Hakkı”
hareketi özelinde ırkçılığı, sınıf ayrımcılığını ve üreme hakları
mücadelelerini ele alıyor. Bu sosyal adalet hareketlerinin başarısızlıklarını
dışlama, çeşitlilik eksikliği ve bunlar dolayısıyla yaşanan karmaşanın
yarattığı sorunları, baskıları, şiddeti çözememe nedenlerini ve kadınlara
yönelik şiddeti tartışıyor. Benzer şekilde, “Sivil Haklar”da belirttiği üzere,
birçok sosyalist harekette var olan cinsiyetçiliğin kadınlar üzerinde yarattığı
baskıyı sözlü olarak ifade etme ihtiyacı duyan Davis, özellikle siyah
kadınların endişelerini ele alma konusundaki yetersizliğe de işaret ediyor.
Davis, diğer eserlerinde birer köle
olarak Afrika’dan getirilen kadınların ev kölesi olarak kullandığı dönemlerde
yaşadıkları cinsel taciz ve tecavüzleri de detaylarıyla ele alıyor. Davis, “Oy
Hakkı ve Sivil Haklar Hareketi” adlı eserinde, köleliğin kaldırılması ve
özgürleşme hareketinin ardından, siyah kadınlar üzerinde, yüksek öğrenimden
dışlanma, ırkçılık ve cinsiyet ayrımı gibi yöntemlerle devam eden ekonomik ve
sosyal şiddet olaylarını ortaya koyuyor.
Davis, çalışmalarında eğitimin
özgürleşmedeki rolünü vurguluyor; Siyah kadınların yüksek öğretimden sistematik
olarak dışlanmasının maliyetlerini aktarıyor. Ayrıca, güney eyaletlerindeki ilk
devlet okul sisteminin köklerini oluşturan “Yeniden İnşa” sürecinde Afrika
kökenli Amerikalı ve beyaz kadınlar arasındaki işbirliğinin önemli
katkılarından söz ediyor. Çalışmalarının geneli göz önüne alındığındaysa Davis,
dünya çapındaki tüm kadınların çok etnisiteli, çok kültürlü ve ırkçılık ve
cinsiyetçilik karşıtı bir hareket oluşturması dışında herhangi bir kurtuluş
umudunun pek mümkün görünmediği konusunda uyarılarda bulunuyor.
Entelektüel ve politik hayatını
ABD’de sürdürmekte olan Davis, günümüzde de özellikle ABD’de yaşanan ırkçı ve
cinsiyetçi dalga karşısında “Siyahların Yaşamı Değerlidir” ve benzeri
hareketlerin sözcülüğünü ve eylemciliğini yapmaya devam ediyor.
Kaynaklar:



