24 Ağustos 2011 Çarşamba
MECELLEYLE CEBELLEŞME - Köylü* (Numan Dönmez )
*Sermuharririmizin kendisine verdiği vazifeyi bi hakkın ifa eden Köylü’ye Tahsisat-ı Mestureden yüklü bir ödeme yapılmıştır.
1.Sıfat-ı arızada aslolan ademdir. (Önemli olan sonradan edinilen özellikler değil insanın kendisidir.)
2 .Def-i mefasid,celb-i menafiden evladır. (Kötülüklerin etkisizleştirilmesi, yararların elde edilmesinden iyidir.)
3.Zaruretler,memnu olan şeyleri mübah kılar. (Zorunluluk,çaresizlik yasak olan şeyleri yapılabilir duruma getirir,yasak olmaktan çıkarır.)
4.Bir özür için caiz olan şey, o özrün zevali ile batıl olur. (Bir engel için geçerli olan neden,engel ortadan kalkınca anlamını yitirir.)
5.Mani zayi olunca memnu avdet eder. (Engel ortadan kalkınca yasaklanan şey geri gelir,serbest olur.)
6.Kelamda aslolan mana-yı hakikidir. (Sözde önemli olan gerçek anlamdır..Yani: Ne diyo len buuuu?)
7. Mana-yı hakiki,müteazzir olduğunda mecaza gidilir. ( Gerçek anlamı dile getirmek zorlaştığında mecazlardan yararlanılır.)
8.Sual cevabda iade olunmuş addolunur. (Bir yanıtın içinde hangi sorunun karşılığı olduğu da vardır.)
9.Sabite bir söz isnad olunmaz, lakin maraz-ı hacette sükut beyandır. (Susma hakkını kullanana bir söz mal edilemez,fakat gerektiğinde susmak da anlamlandırılabilir..Yani:Sükut ikrardan gelir.)
10.Hatası zahir olan zanna itibar yoktur. (Hatası ortada olanın-sanığın- sözüne,kendine güvenilmez.)
11.Bi kader'l- imkan şarta riayet olunmak lazım gelir. (Olanak ve koşulların değiştiremeyeceği yazgıyı kabullenmek gerekir.. Yani: Takdir- i ilahi.)
12.Mazarrat menfaat mukabelesindedir. (Zararlar,elde edilen yararların bedelidir,karşılığıdır.)
13.Külfet ni'mete ve ni'met külfete göredir. (Çekilen güçlüklerle elde edilen sonuçlar birbiriyle orantılıdır. Yani:Ne kadar ekmek,o kadar köfte.) 14.Hayvanatın kendiliğinden olarak cinayet ve mazarratı hederdir. (Hayvanların,insanların istem ve denetimi dışında ölmeleri,birbirlerini öldürmeleri,zararları boşa gider.)
15.Gayrın mülkünde tasarrufla emretmek batıldır. (Başkalarının malı-mülkü hakkında ileri geri konuşmak,karar vermeye yeltenmek boştur,yanlıştır. Yani: Elin üçünden beşinden sana ne len.!)
22 Ağustos 2011 Pazartesi
TURGUT UYAR ŞİİRLERİ
BİR İNTİHAR AKŞAMI ÜSTÜNE
SÖYLENTİ
Her şey bir unutkanlıktı
arada bir deliler gibi kavuştuğumuz
tüfekle vurulmuş bir parsın yarasında
kısacık yoğun bir akşam
biliyordum bir soğuktu nereye varsam
bir yanımda bir el bir yanda vazgeçilmez bir sancı ve
kısacık yoğun bir akşam.”
FREDERİCO GARCİA LORCA İÇİN
“(…)
Bir halkın gösterişsiz, sessiz cömertliğinde
Ölüm nasıl söylenirse öyle
İspanyol dilinde
ve her dilde...
obra
completas
Artık kat iyen biliyoruz;
Halk adına dökülen kan
Sapı güldalı güzelliğinde bir bıçaktır
Dişlerin arasında...
İspanya da
ve her yerde...
ÇOK ÜŞÜMEK
“Bir Kalır uzun resimlerde anısı sakallarımızın
Urban içinde Üşüyüp Üşüyüp kaldığımızın
Bir Kalır yanık yağlar yataklarda o oteller
Meydanlar heykeller sizin olmadığınız o her yer
O çok yalınç gerçekli gelip gitmeler
Bir Kalır uzun duvarlar ve onların dipleri
Bir Kalır Yılgın Adamların hep "Evet" dedikleri
Çok üşürdük hep üşürdük üşümekti bütün yaşadığımız
Üşürdü ellerimiz aşkımız sonsuz uzun sakallarımız
SÖYLENTİ
Her şey bir unutkanlıktı
arada bir deliler gibi kavuştuğumuz
tüfekle vurulmuş bir parsın yarasında
kısacık yoğun bir akşam
biliyordum bir soğuktu nereye varsam
bir yanımda bir el bir yanda vazgeçilmez bir sancı ve
kısacık yoğun bir akşam.”
FREDERİCO GARCİA LORCA İÇİN
“(…)
Bir halkın gösterişsiz, sessiz cömertliğinde
Ölüm nasıl söylenirse öyle
İspanyol dilinde
ve her dilde...
obra
completas
Artık kat iyen biliyoruz;
Halk adına dökülen kan
Sapı güldalı güzelliğinde bir bıçaktır
Dişlerin arasında...
İspanya da
ve her yerde...
ÇOK ÜŞÜMEK
“Bir Kalır uzun resimlerde anısı sakallarımızın
Urban içinde Üşüyüp Üşüyüp kaldığımızın
Bir Kalır yanık yağlar yataklarda o oteller
Meydanlar heykeller sizin olmadığınız o her yer
O çok yalınç gerçekli gelip gitmeler
Bir Kalır uzun duvarlar ve onların dipleri
Bir Kalır Yılgın Adamların hep "Evet" dedikleri
Çok üşürdük hep üşürdük üşümekti bütün yaşadığımız
Üşürdü ellerimiz aşkımız sonsuz uzun sakallarımız
20 Ağustos 2011 Cumartesi
KÖYLÜ'DEN BİR SÜMBÜLZADE VEHBİ ŞİİRİ
Hayli zemandır uzak kaldığım muhterem karilerimi bi-hudut hürmetlerimle selamlarım.Bu avdetimde , divan şiirimizin fırlama şuarasından Sümbülzade Vehbi'nin ziyadesiyle meşhur bir manzumesini takdim edeceğim.Malumat-ı evvel (ön bilgi):Divan edebiyatında 'rücu' diye bir söz sanatı vardır.Şairin,söylediği sözü,anlamı güçlendirmek için geri alıyormuş gibi yapıp düşüncesini pekiştirmektir.Vehbi'nin RÜCU şiiri bunun güzide misallerinden biridir.Rivayet olunur kim,padişah Vehbi'ye,'Bana öyle bir şiir yaz ki,beyitlerin ilk mısralarında boynunu vurdurmak için celladı çağırayım,ikinci mısralarında ise sana bir kese altın vereyim. Bunun üzerine Sümbülzade Vehbi aşağıdaki şiiri yazar:
Azm-i hammam idelüm, sürtüştürem ben sana
(Hamama gidelim, ben sana sürtüştüreyim)
Kisi ile sabunu, rahat itsin cism ü can
(Kese ile sabunu, bedenin ve ruhun rahatlasın)
Lal-i şarab içirem ve ıslatıp geçirem
(Kırmızı şarap içireyim ve ıslatıp geçireyim )
Parmağına yüzüğü, hatem-i zer dirahşan
(Parmağına yüzüğü,o parlayan altın mührü)
Eğil eğil sokayım, iki tutam az mıdır,
Lale ile sümbülü kakülüne nevcivan (delikanlı)
Diz çökerek önüne ılık ılık akıtam,
Bir gümüş ibrik ile destine ab-ı revan (eline su )
Salınarak giderken arkandan ben sokayım,/
Art eteğin beline, olmasın çamur aman
Kulaklarından tutam,dibine kadar sokam,
Sahtiyandan çizmeyi,olasın yola revan
Öyle bir sokayım ki,kalmasın dışarda hiç,
Düşmanının bağrına hançerimi nagehan (birden)
Herkese vermektesin,bir de bana versene,
Avuç avuç altını,olsun kulun şaduman (sevinçli)
Eğer arzu edersen ben ağzına vereyim,
Yeter ki sen kulundan lokum iste her zaman
Sen her sabah gelesin,ben Vehbi'ye veresin,
Esselamün aleyküm ve aleyküm esselam
Azm-i hammam idelüm, sürtüştürem ben sana
(Hamama gidelim, ben sana sürtüştüreyim)
Kisi ile sabunu, rahat itsin cism ü can
(Kese ile sabunu, bedenin ve ruhun rahatlasın)
Lal-i şarab içirem ve ıslatıp geçirem
(Kırmızı şarap içireyim ve ıslatıp geçireyim )
Parmağına yüzüğü, hatem-i zer dirahşan
(Parmağına yüzüğü,o parlayan altın mührü)
Eğil eğil sokayım, iki tutam az mıdır,
Lale ile sümbülü kakülüne nevcivan (delikanlı)
Diz çökerek önüne ılık ılık akıtam,
Bir gümüş ibrik ile destine ab-ı revan (eline su )
Salınarak giderken arkandan ben sokayım,/
Art eteğin beline, olmasın çamur aman
Kulaklarından tutam,dibine kadar sokam,
Sahtiyandan çizmeyi,olasın yola revan
Öyle bir sokayım ki,kalmasın dışarda hiç,
Düşmanının bağrına hançerimi nagehan (birden)
Herkese vermektesin,bir de bana versene,
Avuç avuç altını,olsun kulun şaduman (sevinçli)
Eğer arzu edersen ben ağzına vereyim,
Yeter ki sen kulundan lokum iste her zaman
Sen her sabah gelesin,ben Vehbi'ye veresin,
Esselamün aleyküm ve aleyküm esselam
15 Ağustos 2011 Pazartesi
YOL - Ayla Pakyüz
Kaldırım kenarında bir siper
gölgesiz yolcuların sığınağıdır
her noktada yeniden başlayan tümceler
sonsuz takiplerimin nesnesi
gölgeme benzer
bir kaçan bir kaybolan
izsiz lekelerdir
ardından yetişemediğim zamanın
kanıtlarını silen güneşin peşinde
bir şey arıyor dünya
ne de düzgün yuvarlanarak
aydınlığı hiçliyor şu barışsız öfke
içkin bir savaşı istemedi hiç
ölüsünden sıyrılıyor üst beden
önce öksüz bırakılıp
gömülüyor tarihe
dimağımıza atılan kurşunlarla
yitirilerek artıyor zaman
sonra ekleniyor süslenerek
satırların sabrına
usumu uyandıran soluksuz karmaşanın
kaybolmuş dehlizlerinde fark ettim
her biri aynı patikaya çıkan kapıları
merakım da olmasa göremezdim
kara bir tünelin ucundan başlayacağını
en tekin yolculuğumun
bir kapı seçtim daldım içine andan
sezgimi örseliyor artık
konuşmak havadan sudan
1999
gölgesiz yolcuların sığınağıdır
her noktada yeniden başlayan tümceler
sonsuz takiplerimin nesnesi
gölgeme benzer
bir kaçan bir kaybolan
izsiz lekelerdir
ardından yetişemediğim zamanın
kanıtlarını silen güneşin peşinde
bir şey arıyor dünya
ne de düzgün yuvarlanarak
aydınlığı hiçliyor şu barışsız öfke
içkin bir savaşı istemedi hiç
ölüsünden sıyrılıyor üst beden
önce öksüz bırakılıp
gömülüyor tarihe
dimağımıza atılan kurşunlarla
yitirilerek artıyor zaman
sonra ekleniyor süslenerek
satırların sabrına
usumu uyandıran soluksuz karmaşanın
kaybolmuş dehlizlerinde fark ettim
her biri aynı patikaya çıkan kapıları
merakım da olmasa göremezdim
kara bir tünelin ucundan başlayacağını
en tekin yolculuğumun
bir kapı seçtim daldım içine andan
sezgimi örseliyor artık
konuşmak havadan sudan
1999
HAVADAN SUDAN - Ayla Pakyüz
Suya değdirdim ayaklarımı
bulutlara karışırken memleketsiz sisler
bir dalga sesini çığırdım ıslığımla onlara
zamanın ardına itilmiş ıssız kıyıların
şimdi öksüz kayalıklarında
suya değdi ayaklarım
martıların karaya saplanmış gagalarına
dikkatini çekemedim göçmen kuşların
havayı suyu düşündüm bir kez daha
bir tek kendisini göremeyince gözüm
konuştum havadan sudan
kalabalık adalar arasında
vapurlarla yarışmaktan yılmış bir martı
şiirine isim bulamayan bir şair kadar dalgın
dolanıyor damlarda bacalarda
yalnızlığı artık istemeyen bir yalnız gibi seyri
hüzünleriyle konarken gözümün deryasına
suları köpürtse de seferleri vapurların
köpürmüyor eskisi gibi
büyüdükçe küçülen hayaller
ufkun sonsuz tüneline çekildikçe
umutlar gözden yiter
vapurlar küçük artık
değil bir küçük gözdeki gibi
yine de büyümek güzel
her yaşta çocuk olmak
umutsuzken umut
yolcuyken
yol
1999
ŞAİR AYLA PAKYÜZ HAKKINDA
16.09.1970 Üsküdar’da doğdu. Çocukluğu Erenköy'de geçti. Erenköy Kız Lisesi’nde okudu. Marmara Üniv. AEF Resim-İş Eğitimi Bölümü’nden 1995'de mezun oldu. 1990-98 yılları arasında profesyonel olarak manken, oyuncu, reklâm yazarı ve yönetmen yardımcısı olarak çalıştı. Çeşitli sanat dergilerinde estetik ve sanat tarihi içerikli makaleleri, şiirleri yayınlandı. 1997’de Mimar Sinan Üniv. GSF Sinema-TV Bölümü’nde başladığı yüksek lisans eğitiminin ardından Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Türk Sanatı ABD alanında araştırma yaptı. 2000 yılında MEB’na bağlı kadrolu Resim öğretmeni olarak atandı. Yürüttüğü dersler ‘Görsel Sanatlar’, ‘Teknoloji ve Tasarım’ olup, ayrıca vakıf üniversitelerinde ‘Sanat Tarihi’, ‘Çağdaş Sanat ve Tasarım’, ‘Sinema Tarihi’ seminer dersleri vermektedir. Eğitim bağlamının yanı sıra, sanat yönetmenliği, plastik sanatlar dekor tasarım olarak yürüttüğü sanatsal faaliyetlerini azaltarak; "kuramsal tasarım" ekseninden "bilgiden ve kendinden sezgiye geçiş" boyutuna dönüşen bir sürece "yeni"den gönüllü olmuştur.
5 Ağustos 2011 Cuma
ALMANYA’DA TKP’Lİ OLMAK - Hasan Gürkan
Göçmen İşçi Yoldaş,
Seni anlatmak istiyorum. Çünkü şimdi sen, hem olmayan partinin neferi, hem de laik, kemalist, marksist bir ulusalcı olarak prototipsin. Efradını cem-i ağyarını mani bir ademsin.
Yıllar önce sen Almanya’ya ülkendeki ekonomik sıkıntılarından kurtulmak için gitmiştin. Belki sosyalizmi hiç tanımıyordun, belki kulaktan dolma solcuydun. Mühim değil, asıl derdin paraydı. Nitekim göçmen işçiliğinin ilerleyen yıllarında da bir yanını hep para endişesi karakterize etti. Paralandıkça araba,ev,arsa- mülklendin. .Bu ara Almanca öğrendin,’medenileştin’.
Türkiye’de altmışlı yıllar yaşanıyordu.27 Mayıs askeri darbesi olmuştu. Türkiyeli kadim solcular gibi sen de taa Batı Berlin’de darbeyi müspet karşıladın. Ülkede eski TKP’lilerden bazıları legal alanda çalışmaya başladı. TİP kuruldu.O güne kadar 51ve 57 tevkifatlarında yediği ağır darbeler sebebiyle ülkede esamesi okunmayan TKP,avrupada göçmen işçiler arasında örgütlenmeye başlamıştı.Seni partileyecek olanlar bu süreçte partilenmişti.Ve işçi derneklerinde çalışıyorlardı.Türkiye’deki mücadeleyle ilgileri TRT’den dinledikleri,ellerine geçen gazetelerden okudukları kadardı İçinde yaşamıyorlardı.Sen de onlardan biriydin.TİP’lilerin, daha sonra MDD’cilerin,Dev-Genç’lilerin, burada grevler,mitingler,polis copları,işkence,faşist saldırıları altında yürüttükleri sınıf mücadelesinin çok uzağındaydınız.
1971 askeri darbesi geldi. Binlerce devrimci hapishanelere dolduruldu. İşkencelerden geçirildi. Mahirler Kızıldere’de Sinanlar Nurhak’ta katledildi, Denizler asıldı. Almanya’da yaşayan sizler, elbet bu olanlara üzüldünüz, öfkelendiniz.Ama sizlerin kılınıza bile zarar gelmedi.Bir yandan paralanmaya bir yandan mülklenmeye devam ettiniz
Seni partilediler. TKP’li oldun.Sovyetler Birliği çizgisinde bir komünist partisinin neferiydin artık.Partin sana itaat etmeyi,soru sormamayı öğretti.Değişmez,tartışılmaz kesin doğruları kavrattı.12 Mart darbesinin çözülme sürecinde diğer sol gruplar gibi TKP’de ülkede örgütlenmeye başladı.DİSK,Kitle örgütleri,fabrikalar,semtler çalışma alanlarıydı.Kısa sürede sol içinde etkin bir siyasi güç oldu.’Sınıf mücadelesi’ bir yanıyla cinayetlere varan sol içi kavga olarak sürüyordu.Yargısız infazlar,faşist cinayetler ülkenin her yanına yayılmıştı.Pek çok yoldaşımız katledildi.Almanya’da senin sırtın sağlamdı.Sana ezberletilenlerle ahkam kesiyordun.
Sonra 12 eylül geldi.Faşist askeri darbe ülkenin üzerine bir karabasan gibi çöktü.Faşizmin Diyarbakır’da,Mamak’ta diğer zindanlarda solun bütün renklerinden arkadaşlara,bizim yoldaşlara neler yaptığını cümle alem biliyor.Siz alamancıların gene’ karnınız tok eyniniz pek’ti. Hepsi bir yana buralarda bütün bunlar olurken ,siz Batı Berlin’de çıkarttığınız derginin kapağına faşist Evren’le Jivkov’un fotoğrafını koydunuz.Sen de parti disiplinine yumak için olmalı, bu rezalete sesini çıkarmadın.
Sonra Türkiye’ye dönüş,legal partileşme mücadelesi vb pek çok şey yaşandı.Parti tarihe karıştı.Ama Berlin’de yaşayan aralarında seninde olduğun bir avuç eski partili “TKP yaşıyor savaşıyor” diye kendilerini kandırmaya devam ediyorlar
Göçmen İşçi Yoldaş,
Enternasyonalistin ‘mil’i olmaz.Sen tatile geldiğinde kırk yıllık ezberinle anlamaya çalışıyorsun ülkeye.Marksizm bulaşmış,milli, kemalist,ulusalcı gözlüğünle bakıyor ahkam kesiyorsun.Üzme kendini tatiline devam et!
Seni anlatmak istiyorum. Çünkü şimdi sen, hem olmayan partinin neferi, hem de laik, kemalist, marksist bir ulusalcı olarak prototipsin. Efradını cem-i ağyarını mani bir ademsin.
Yıllar önce sen Almanya’ya ülkendeki ekonomik sıkıntılarından kurtulmak için gitmiştin. Belki sosyalizmi hiç tanımıyordun, belki kulaktan dolma solcuydun. Mühim değil, asıl derdin paraydı. Nitekim göçmen işçiliğinin ilerleyen yıllarında da bir yanını hep para endişesi karakterize etti. Paralandıkça araba,ev,arsa- mülklendin. .Bu ara Almanca öğrendin,’medenileştin’.
Türkiye’de altmışlı yıllar yaşanıyordu.27 Mayıs askeri darbesi olmuştu. Türkiyeli kadim solcular gibi sen de taa Batı Berlin’de darbeyi müspet karşıladın. Ülkede eski TKP’lilerden bazıları legal alanda çalışmaya başladı. TİP kuruldu.O güne kadar 51ve 57 tevkifatlarında yediği ağır darbeler sebebiyle ülkede esamesi okunmayan TKP,avrupada göçmen işçiler arasında örgütlenmeye başlamıştı.Seni partileyecek olanlar bu süreçte partilenmişti.Ve işçi derneklerinde çalışıyorlardı.Türkiye’deki mücadeleyle ilgileri TRT’den dinledikleri,ellerine geçen gazetelerden okudukları kadardı İçinde yaşamıyorlardı.Sen de onlardan biriydin.TİP’lilerin, daha sonra MDD’cilerin,Dev-Genç’lilerin, burada grevler,mitingler,polis copları,işkence,faşist saldırıları altında yürüttükleri sınıf mücadelesinin çok uzağındaydınız.
1971 askeri darbesi geldi. Binlerce devrimci hapishanelere dolduruldu. İşkencelerden geçirildi. Mahirler Kızıldere’de Sinanlar Nurhak’ta katledildi, Denizler asıldı. Almanya’da yaşayan sizler, elbet bu olanlara üzüldünüz, öfkelendiniz.Ama sizlerin kılınıza bile zarar gelmedi.Bir yandan paralanmaya bir yandan mülklenmeye devam ettiniz
Seni partilediler. TKP’li oldun.Sovyetler Birliği çizgisinde bir komünist partisinin neferiydin artık.Partin sana itaat etmeyi,soru sormamayı öğretti.Değişmez,tartışılmaz kesin doğruları kavrattı.12 Mart darbesinin çözülme sürecinde diğer sol gruplar gibi TKP’de ülkede örgütlenmeye başladı.DİSK,Kitle örgütleri,fabrikalar,semtler çalışma alanlarıydı.Kısa sürede sol içinde etkin bir siyasi güç oldu.’Sınıf mücadelesi’ bir yanıyla cinayetlere varan sol içi kavga olarak sürüyordu.Yargısız infazlar,faşist cinayetler ülkenin her yanına yayılmıştı.Pek çok yoldaşımız katledildi.Almanya’da senin sırtın sağlamdı.Sana ezberletilenlerle ahkam kesiyordun.
Sonra 12 eylül geldi.Faşist askeri darbe ülkenin üzerine bir karabasan gibi çöktü.Faşizmin Diyarbakır’da,Mamak’ta diğer zindanlarda solun bütün renklerinden arkadaşlara,bizim yoldaşlara neler yaptığını cümle alem biliyor.Siz alamancıların gene’ karnınız tok eyniniz pek’ti. Hepsi bir yana buralarda bütün bunlar olurken ,siz Batı Berlin’de çıkarttığınız derginin kapağına faşist Evren’le Jivkov’un fotoğrafını koydunuz.Sen de parti disiplinine yumak için olmalı, bu rezalete sesini çıkarmadın.
Sonra Türkiye’ye dönüş,legal partileşme mücadelesi vb pek çok şey yaşandı.Parti tarihe karıştı.Ama Berlin’de yaşayan aralarında seninde olduğun bir avuç eski partili “TKP yaşıyor savaşıyor” diye kendilerini kandırmaya devam ediyorlar
Göçmen İşçi Yoldaş,
Enternasyonalistin ‘mil’i olmaz.Sen tatile geldiğinde kırk yıllık ezberinle anlamaya çalışıyorsun ülkeye.Marksizm bulaşmış,milli, kemalist,ulusalcı gözlüğünle bakıyor ahkam kesiyorsun.Üzme kendini tatiline devam et!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)