8 Haziran 2018 Cuma







BİR BELEDİYE BAŞKANININ BİR VEKİLE MEKTUBU
6 EYLÜL 1946

   Vekilimiz sayın general.S...T....
    Mektubunuzu aldım. Gösterilen alakaya candan teşekkürler etmeyi bir borç bilirken intizarın ne dereceye kadar sıkıntılı ve ruha azab verici olduğunu takdir buyuracağınıza eminim.
    6/8/946 ve 9/8/946 tarihli mektuplarımda keyfiyeti arz etmiş  ve dilekçenin bir suretini de takdim etmişdim. Bu konu üzerinde daha fazla söz söylemeyi zait bulur ve başınızı ağrıtacağından çekiniyorum.
    Evvelce arzettiğim veçhile bendeniz jandarma başgedikli rutbesinden emekliye ayrıldım. Emekli maaşım (57) lira (4-) kuruştur. Çocuk zammı vesair zamlarla elime geçen (72) liradır.
    Belediyenin hayalata istinat ettirilen bütçesi (8000) lira olmasına rağmen hakikisi (4000) liradır. Bununla beraber Belediye Başkanının maaşı (40) liradır. Bu fakir olan belediyeden mutazam maaş almanın imkanı olmadığı için bendeniz Belediye Başkanlığı vazifesini sırf memlekete bir hizmet olsun için fahri olarak kabul ettim. Belediye Başkanının maaşını bir tarafa bırakalım bu gün üç aydan beri memur ve müstahdemlere maaş ve ücretleri verilememiştir. Bir taraftan belediyeden maaş almamakla beraber  diğer taraftan emekli maaşımın kesilmesi eğer kanuni bir muamele ise kanuni bir haksızlık karşısındayım,demektir.
    Bir adam ben burada fahri hizmet ediyorum edeceğim der de diğer taraftaki hakkından vaz geçmezse , yok sen orada ne yaparsan yap biz buradan sana hakkını vermeyeceğiz ve aynı zamanda senin fazla tahsisatını keserek noksan vereceğiz demek bilmemki hak ve adalet mefhumlarına ne derceye kadar uygundur.Bunları affınıza mağruren döküp sayarken her bakımdan bu şeklin hallini yine sizlerin yüksek görüş  ve dirayatinize bağlı olduğunu arzederek kanaatimde yanılmam zan ederim.
    Maliye bakanlığına suduğum dilekçe Muntazam Borçlar Umum Müdürlüğü 29/ 7 / 946 gün ve 11 – 64460 / 19420 de kayıtlı B.M. Meclisine sunduğum dilekçem Genel Katip kağıt İşleri Müdürlüğü 10 / 8 / 946 gün ve 96 numarasına kayıtlı olduğu gibi burada teftişte bulunan Müfettişler aynı konu üzerinde Maliye Bakanlığının 7 / 8 / 946 gün ve 11 / 8  sayı ile bir teklif layihasını takdim etmişlerdir.
    Otuz iki sene memleketin ak ve kara günlerinde memleketine yüzaklığı ile hizmet eden ve memleketin selameti uğrunda bugün vücudunda sekiz kuşun yarası taşıyan bir vatandaşın kendi arzusu hilafına uğradığı bir haksızlık ve mağduriyetin giderilmesi için candan alaka göstereceğinize emin bulunduğumu arz eder sonsuz saygı ve sevgilerimi sunarım. / 6 / Eylül /946
                                                         
                                                                Bahçeli
                                                      Belediye Başkanı
                                                      A... F.......
                                                         İmza

28 Mayıs 2018 Pazartesi




OTUZÜÇ KURŞUN (KÜRTÇE - TÜRKÇE)
AHMET ARİF
Werger Şahan  Dino
 1
Ev çîya çîyayê mengeneyê ye
Dema fecera sibê;li wanê
Dibe çêlika Nemrûdê.
Şeveqa sibê,roj dertê.
Alekî qurşe girtîye asmînê qafqasan,
Alekî wek secade tev milkê ecem
Kênarê lûtkan bi zembelox.
Kevokê tirsonek,nîzê ber çem bûne.
Pêyva dû rêz kew


Sitêrkên asuman  nîn in
Hêdî,yek û yek dikevine erdê
Sî û sê rih ,
Sî û sê can,
Sî û sê wek avzinê xûn.
Ketine;
Ketine erda sar.
Erd bûye gol;naherike.
Ber qûntara çîyê;
Kevroşkek kûvî revîya piştgewr,
Dûcanî
Reben tirsîyaye;
Bi belengazîya xwe,
Mirovan tîne tobeyê.
Vî dema tenhayê de.
Sivik,tirsonek,sil,revîya.
Revîya rizgarîya ber rehma xwûda.
1. 

Bu dağ Mengene dağıdır
Tanyeri atanda Van'da
Bu dağ Nemrut yavrusudur
Tanyeri atanda Nemruda karşı
Bir yanın çığ tutar, Kafkas ufkudur
Bir yanın seccade Acem mülküdür
 Doruklarda buzulların salkımı
Firari guvercinler su başlarında
Ve karaca sürüsü,
Keklik takımı...

Yiğitlik inkar gelinmez
Tek'e - tek döğüşte yenilmediler
Bin yıllardan bu yan, bura uşağı
Gel haberi nerden verek
Turna sürüsü değil bu
Gökte yıldız burcu değil
Otuzüç kurşunlu yürek
Otuzuç kan pınarı
Akmaz,
Göl olmuş bu dağda...



 2

Yek alî bi sil 
Ji sî û sê kesan hebek
Bi birçîbûna zikê vala
Ri û simbêl bi bost
Pişta stûyê wî de sipe kom bûne
Kû birîndare,mil nalive
Mêrxase ,egîde; Egîdî nayên înkarkirin
Şerê yek û yek  nehatina kûştin.
Tev zarê vî erdê bûn.
Bi hezar salan.
E ca bûyeran ji kû derê bidim.
Qala çi bikim.

Hîn tişt hatine bîra wî.
Rabirdûyê de filintayê wî bin dêza nivênênda ma bû.
Meyîna xwe ji deşta heranê anî bû.
Perçemê morikî,
Ber enîya teng.
Sê penîya bi geq sipî,
Meyîna tolaz û bi nav,
Dînomîno,seqlavî.
Qaşo firîyabûn ber deşta hozatê.

Dilê me ji pasaportê re qet germ nebûye.
E we sebeba kûştina me.
Ji ber wî ye
Navê me derxistine eşkîyatîyê.
Ji ber wî ye
Em xayîn dihesibînin welatê xwe de.
Kirîvayên min halê min eynî waha  binivîse.
Belkî kû bêjin rîvayete.
Ev ne cot memikê gûlîne
Cîgera reşe,par û pare devê me de .
Her yekî kûlin,her yekî derdin;
Axînin dilê mede.

Ev çavên çilmisî,
Tû caran xwe nekutane ber neyaran.
Ber zinaran,ber pûke baranan.

2. 

         Yokuşun dibinden bir tavşan kalktı
         Sırtı alaçakır
         Karnı sütbeyaz
         Garip, ikicanlı, bir dağ tavşanı 
         Yüreği ağzında öyle zavallı
Tövbeye getirir insanı
Tenhaydı, tenhaydı vakitler
Kusursuz, çırılçıplak bir şafaktı

Baktı otuzüçten biri
Karnında açlığın ağır boşluğu
Saç, sakal bir karış
Yakasında bit,
Baktı kolları vurulu,
Cehennem yürekli bir yiğit,
Bir garip tavşana,
Bir gerilere.

Düştü nazlı filintası aklına,
Yastığı altında küsmüş,
Düştü, Harran ovasından getirdiği tay
Perçemi mavi boncuklu,
Alnında akıtma
Üç topuğu ak,
Eşkini hovarda, kıvrak,
Doru, seglavi kısrağı.
Nasıl uçmuşlardı Hozat önünde!

 Şimdi, böyle çaresiz ve bağlı,
Böyle arkasında bir soğuk namlu
Bulunmayaydı,
Sığınabilirdi yüceltilere...
Bu dağlar, kardeş dağlar, kadrini bilir,
Evvel Allah bu eller utandırmaz adamı,
Yanan cıgaranın külünü,
Güneşlerde çatal kıvılcımlanan
Engereğin dilini,
İlk atımda uçuran
Usta elleri...

Bu gözler, bir kere bile faka basmadı
Çığ bekleyen boğazların kıyametini
Karlı, yumuşacık hıyanetini
Uçurumların,
Önceden bilen gözleri...
Çaresiz
Vurulacaktı,
 Buyruk kesindi,
Gayrı gözlerini kör sürüngenler
Yüreğini leş kuşları yesindi...



3

Her dem hosta bû şerêde.
Dizanîya yê çê bibe.
Mixabin vî carê,
Neçare..
Tê bê kuştin.
Ferman wûsa ye.
Mirin tê ber çavên wî.
Tê bi be kismeta mişk û maran
Teyran ,bazan,mûrîyan.


Vê gav
Dest  û pê necarmayê girêdayîye.
Xwezî li pişta wîde ev lûlika sar ne bûya.
Firarîya xwe bi qedanda.
Xwe bi avêta pişt devikekî….
Ev çîya biranin,qedirnasin.
Mêrxasan diparêstin.
Wekê tîrêjê tavê,
Wêkî zimanê marê,
Wekê fişengên bi namus.
ax û ax
Carekî tifinga xwe biqefilanda!

Hey wax
Hatıma kuştin.
Li tenhayê çîyayekî Iranê
Dema nimêja sibê,
Vezeliyame bi xûnî,dirêjane.
Hatime kuştin.
Dûşê min,
Ji şevan qîrtir.

Tu kes nema halê me bi xêrî şîrove bike.
Canê min sitandin.
Bê qewl.
Ti pirtûkê eziz de fitûyê wî tûne.
Fermana me nivîsîye Muxlalıpaşa.

3

 Vurulmuşum
 Dağların kuytuluk bir boğazında
 Vakitlerden bir sabah namazında
 Yatarım
 Kanlı, upuzun...

Vurulmuşum 
Düşüm, gecelerden kara
Bir hayra yoranım çıkmaz
Canım alırlar ecelsiz
Sığdıramam kitaplara
Şifre buyurmuş bir paşa
Vurulmuşum hiç sorgusuz, yargısız

Kirvem, hallarımı aynı böyle yaz
Rivayet sanılır belki
Gül memeler değil
Domdom kurşunu
Paramparça ağzımdaki... 

4
Hatima kûştin.
Bê îfade,bê darizandin,bê pirs.

Kîrivayên min,
Halê min eynî waha binivîse.
Belkî kû bêjin rîvayete.
Ev ne cotmemikê gulîne.
Cîgera reşe,par û pare devê me de.
Her yekî kûlin,her yekî derdin,axînin dilêmede.

Fermana me rakirin
Fermana sî û sê  rih.
Fermana sî sê can.
Me nav xûna xwe de veguhestin.
Bin ewrê xwudê da.
U tifingên xwe danîn,dest bi oxleme kirin.
Heta paşkê me,heta doxînan.
Kembera minê kirmanşahî,
Tisbeya dîyarîya kalo,
Tebexçaya şemo,ji min sitandin.
Tev dîyarîbûn ji milkê ecem.

Em pismanin,xisimin,
Em kirîvayê hevin.
Hem xûnîn.
Me keç daye hev û dû,
Berdilî kirîye bi salan.
Mala me hemberê heve,
Her şev mirîşkên me tevli hevî dibin.
Ji nezantîyê nîne,
Ji xizantîyê ye,ji feqîrtîyê ye.

Lêxin kuro lêxin,
Ez hêsanî namirim.
Pizotek agirim nav ocaxê de.
Zikê minde hin gotinên min henin negotî.
Ji fehmdaran re,ji haldaran re.
Bavêmin çavên xwe hiştibû berxwedana rihayê de.
4

Ölüm buyruğunu uyguladılar,
Mavi dağ dumanını
ve uyur-uyanık seher yelini
Kanlara buladılar.
Sonra oracıkta tüfek çattılar
Koynumuzu usul-usul yoklayıp
Aradılar.
Didik-didik ettiler
Kirmanşah dokuması al kuşağımı
Tespihimi, tabakamı alıp gittiler
Hepsi de armağandı Acemelinden...

Kirveyiz, kardeşiz, kanla bağlıyız
Karşıyaka köyleri, obalarıyla
Kız alıp vermişiz yüzyıllar boyu,
Komşuyuz yaka yakaya
Birbirine karışır tavuklarımız
Bilmezlikten değil,
Fıkaralıktan
Pasaporta ısınmamış içimiz
Budur katlimize sebep suçumuz,
Gayrı eşkiyaya çıkar adımız
Kaçakçıya
Soyguncuya
Hayına...

Kirvem hallarımı aynı böyle yaz
Rivayet sanılır belki
Gül memeler değil
Domdom kurşunu
Paramparça ağzımdaki...


5

Û sê birayên xwe.
Sê servîyên bi nazîn,
Sê çîyayên bê miraz.
Ji tepan,ji bircan,ji giran,ji minaran.
Kirîvayên min ,zarokê çîyayî
Hember dorpêça firansîde,
Hêj sibêlê wî xêdan nedabû,xalê minên pîçûk,
Nazîf.
Bedew,sivik,sûwarî.
Hespê xwe rakirîye ser pîyan;
Û qêrîya ye
Hevalno lêxin.
Îro roja xîretêye,
Îro roja namûsê ye.



Kirîvayêmin,
Halêmin eynê waha binivîse.
Belkî kû bejin rîvayete.
Ev ne cot memikê gulîne,
Cîgera reşe,parû pare devê me de.
Her yekî kûlin,her yekî derdin,axînin dilême de.
5.

Vurun ulan,
Vurun,
Ben kolay ölmem.
Ocakta küllenmiş közüm,
Karnımda sözüm var
Haldan bilene.
Babam gözlerini verdi Urfa önünde
Üç de kardaşını
Üç nazlı selvi,
Ömrüne doymamış üç dağ parçası.
Burçlardan, tepelerden, minarelerden
Kirve, hısım, dağların çocukları
Fransız Kuşatmasına karşı koyanda

Bıyıkları yeni terlemiş daha
Benim küçük dayım Nazif
Yakışıklı,
Hafif,
İyi süvari
Vurun kardaş demiş
 Namus günüdür
Ve şaha kaldırmış atını.

Kirvem hallarımı aynı böyle yaz
Rivayet sanılır belki
Gül memeler değil
Domdom kurşunu
Paramparça ağzımdaki...

AHMET ARİF-Werger Şahan  Dino




AHMET ARİF-Werger Şahan  Dino